|
 |
|

REFİK DURBAŞ
Kadıköy'de kültür ve sanat...
Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası, 01 Ekim 2003 Çarşamba günü, Kadıköy Halk Eğitim Merkezi'nde verdiği konserle yeni sezona girdi.
Şef Gürer Aykal'ın yönettiği orkestra, 97. doğum yılı nedeniyle "Türk Beşleri"nden Ulvi Cemal Erkin'in "Senfonik Bölüm", Max Bruch'un "No. 1 sol minör, op. 26 Keman Konçertosu" ve N. Rimski-Korsakov'un "Şehrazat" senfonik süitini seslendirdi.
Konserin solisti ise Venedik Orkestrası'nın daimi şefliği ile 1999'dan bu yana Eugenean Yaz Festivali'nin sanat direktörlüğünü yapan İtalyan kemancı Giovanni Angeleri idi.
Orkestranın Genel Müzik Direktörü ve Daimi Şefi Aykal'ın performansından söz etmenin gereği var mı? Her zaman olduğu gibi, gözlerinin gülen ışığı sahneyi aydınlatmaya yetiyor. Angeleri ise zarif tavrıyla dinleyicinin gönlünü fethetti, ardı ardına bis yapması da bunun kanıtıydı.
Özetle o gece olağanüstü bir müzik ziyafetinin konuğu oldu Kadıköylü müzikseverler...
Bu ziyafete katkısı olan herkes teşekkürü hak etti doğrusu...
****
Bir konserdir, damağınızda bir lezzet bırakır, gelir geçer... Peki, Kadıköy Halk Eğitim Merkezi'nin havalandırması dahi olmayan salonunda bu muhteşem şölen yaşanırken dışarıda durum neydi?
Orkestra, sahneye neredeyse zor sığdı. Yanımda oturan eşim, konser boyunca bir kemancının yayının ne zaman yanındaki arkadaşının gözüne batacağını merak etti. Salonu dolduran gerçekten de yediden yetmiş yaşına dinleyici, program broşürlerini "yelpaze" niyetine kullanarak "pis hava"nın etkisini azaltmaya çalıştı.
Salonun içi böyleydi de dışı pek mi zengindi görsel açıdan?
Bahariye caddesi, ne zamandır bir şantiye görünümünde... Bir yanda yapımı süren tramvay yolunun, öbür yanda yenilenen kaldırımların toz toprak pisliği... Bu pislik içinde bir de önüne gelen, istediği yere arabasını park ettiği için yürümenin imkansızlığı...
Bu badireleri aştıktan sonra ulaşılan bir salonda konser dinlemenin lezzetini düşünün artık...
****
Kaldırımlar da yapılacak elbet, başka imar faaliyetleri de... Fakat Kadıköy'de yaşayanların kültür ve sanata da ihtiyaçları yok mu? Adı üzerinde bir "halk eğitim" merkezinde ne kadar sağlıklı bir konser izlenebilir? Kültür ve sanat, Kadıköy'ün Beşiktaş vapur iskelesi önündeki en önemli meydanını bir yörenin yemeklerine açarak panayır düzenlemek midir? Bunca sanatçı ve sanatseveri bünyesinde konuk eden Kadıköy'de neden ve niçin çağdaş anlamda bir kültür merkezi yok? Böyle bir kültür merkezi, yalnızca Borusan'a değil, her yıl Beyoğlu ve çevresinde kültür ve sanat meşalesini tutuşturan sinema, müzik, caz, tiyatro gibi festivallere de ev sahibi olamaz mı?
Ama bir beldenin seçilmiş ya da atanmış olsun bir yöneticisi, bir orkestranın sezon açılışında bulunmayıp da kurdela kesmek ve nutuk atmak için okul müsamerelerini dahi tercih ediyorsa, kültür ve sanattan söz etmenin gereği var mı acaba?
MÜZİK ALETİ BAĞIŞI
Borusan Kültür ve Sanat Merkezi, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ile ortaklaşa yürüttüğü proje kapsamında, müzik aleti olmayan ya da yetersiz olan Güzel Sanatlar Liseleri'ne evlerinizde atıl durumda bulunan, kullanılabilir müzik aletlerini bağışlamanızı bekliyor. Ayrıntılı bilgi (0212-252 44 33) nolu telefondan alınabilir. Müzikseverlerin bu projeye ilgisiz kalmayacağını düşünüyorum.
Gazetemizde yer alan her türlü haber ve köşe yazıları için görüşlerinizi
fazla uzun olmamak kaydıyla "SABAH Posta Kutusu"na bekliyoruz.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|