|
 |
|

SAVAŞ AY
Ortaköy ortadan kalkıyor!..
Dün sabaha doğru "yeni' bir yangın çıktı Ortaköy'de. Gültekin Aralığı Sokak'ta eski, tarihi bir ahşap ev daha kömürden iskelete döndü. Yanı başında muhkim bir başka evi de ağır yaralayarak, civardaki emsallerine korku saçarak alevlendi, yandı ve çöktü... Başından sonuna izledim yangını. Yataklarından dehşetle fırlayarak sokaklara dökülmüş halkın paniğini, acısını, çoluk çocuğun sefil oluşunu da hem görüp, hem görüntüledim. Ve epey de 'gıcık kaptım' bu yangının başlama ve büyüme hızına.
Ortaköy elden gidiyor
Bakın; gün geçmiyor ki özellikle de Ortaköy civarında bu türden yangınlar çıkmasın. Bu kadim İstanbul semti her gün her gece biraz daha yoluk, soluk, yanık bırakılmasın. Diyorlar ki; "Ya tarihi eser burası, çivi bile çakamazsın! Zorlamasından bunalıp, çaresiz kalan ev sahipleri beceriyor, ya da oto park mafyası yapıyor bunu!" Mahalleli bile yediden yetmişe bunu düşünüyorsa ilgili-yetkili zevat ne düşünür acaba, bilmek istiyoruz.
Hız vızz alanı
Gece yarıları Atatürk Havalimanı'na giden 3-4 şeritli yollar 'züppe gençlerin' hız-vız alanı olmuş. Geçen gece rastladım onlara. Son model spor arabalarda, yaşları 18-25 arası delikanlılar direksiyon şövalyeleri haline geliyorlar. Tüm şeritleri kapatıp gaz köklüyorlar kıyasıya. Efsane sanılıyor ama anahtar teslimine bile yarışanlar oluyormuş aralarında. Toplanma yerleri Yeşilyurt Çınar Otel önündeki parkmış. Gidip sohbet ettim biraz o gençlerle.
-Çocuklar, havaalanı önünde alçaktan uçuyordunuz gördüm?
-Ne yapalım abi? Bu arabaları hızlı diye aldık. Pist yok, tesis yok. Nerede süreceğiz ki başka?
-Ama hem kendi canınızı hem de herkesi riske sokuyorsunuz?
-O saatte yol boş abi!..
-Geçen sene bir öğretmen bayan daha 21 yaşında öldü. Savrulan araba üstüne düştü bu semtte, hatırladınız mı?
-(Kahkahalarla gülerek) Biliyoruz abi. Ama ölenin arkasından ağlanmaz.
-!...
-Boş ver be abi başka yapacak işin mi kalmadı?
Garip ve sıkıcı!..
Baktım ki, ne yaptıklarının ayırdındalar, ne de söylenen sözlere kulak verme niyetindeler. Daha kötüsü polis ekiplerinin de artık her nedense onlara tık bile dememesiymiş. Öyle diyor çevredekiler. Polis ekipleri geldiğinde gençlerle aralarındaki konuşma şekli de garip ve can sıkıcıydı. Benden uyarması, anlatması. Gerisi bazı abilerin göynüne kalmış...
Kol kırılır köy içinde kalır!..
Büyük şehirlerde yaşayanların özellikle tatiller sırasında köylerine dönüp nostalji yaşamak isterken fena halde sakatlandığı haberi patladı. Konuyu açıklayan Ortopedist Prof. Dr. Çetin Önder diyor ki "Özellikle orta yaşın üzerinde insanlar nostalji yapayım derken, ağaçtan düşerek sakat kalıyor. Bu insanların çoğu, 'Ben 10 yıl önce bu ağaca çıkardım, çocukluğumda bu ağaçlardan az mı meyve topladım?' diyerek ağaçlara çıkıyor. Geçmişteki durumu ile bugünkü hali arasındaki fiziksel değişiklikleri unutuyor. Böyle olunca, daha önceden çıktığı ağaç dalı ya kilosunun fazla gelmesinden ya da eski çevikliğini kaybetmesinden dolayı kırılıyor ve bu insanlar yere düşüp yaralanıyor.'' Önder Hoca'nın tuttuğu istatistiklere göre en çok düşülüp sakat kalınan ağaçlar incir, ceviz, elma ve armut ağaçlarıymış. Aman haa! Amman haaa!..
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|