kapat
06.10.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ
limasollu
TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL



GREENCARD

EMRE AKÖZ


Kusura bakma ama ilgilendirir!

Şirin Sever haftanın flaş futbolcusu Sergen Yalçın ile röportaj yaptı. (Sabah, 5 Ekim) Sergen'in bir cümlesi şöyle "Kulübüm benden memnunsa, dünya starı olmuşum, yanlış yatırım yapmışım, kumar oynamışım; hiç kimseyi ilgilendirmez."

****

Sergen'in bu cümlesi bence çok önemli. Sıkça karşılaştığımız bir bakış açısını temsil ediyor. Nedir o? Bir örnekle anlatmaya çalışayım Diyelim ki bir takımın oyuncuları, rakip takıma kasti faul yapıp duruyor. Tekme atıyorlar, çelme takıyorlar, itip kakıyorlar. Hakem de bu duruma göz yumuyor.

Şimdi tavrımız ne olacak?

"Canım, oyunun yargıcı hakem, ne derse o olur, madem faulleri çalmıyor, sarı kartını çıkarmıyor, bize laf düşmez" mi diyeceğiz?

Peki o halde 'fair play' kavramı niye var? Neden spor ahlakını önemsiyoruz? Niye bir futbolcu sakatlanıp yerden kalkamadığında, rakip oyuncular topu taca atıp onun tedavi edilmesini sağlıyor?

Demek ki kurallar, yasalar, yönetmelikler günlük hayatı düzenlemeye yetmez. Ahlak, vicdan, iyi niyet de çok önemlidir.

Eğer bir takım kasti faul yapıyorsa, hakem de bunları es geçiyorsa, tribündeki seyirci, iki takımdan birinin taraftarı olmasa dahi, durumu protesto eder. Etmelidir de!

Niye? Çünkü bir profesyonel karşılaşma sadece iki kulübü ilgilendirmez. Futbol kitlelere yönelik bir şovdur. Bu işten para kazanacaksın. Tribünler dolacak. Reklam ve sponsor gelirleri akacak. Seyirci alkışladığında mutluluktan uçacaksın. Kolunu kaldırıp yumruğunu sıkarak gösteri yapacaksın. Çoluk çocuğun idolü olacaksın.

Sonra da "Kulübüm ses çıkarmıyorsa, benim yaptıklarım kimseyi ilgilendirmez" diyeceksin. Olmaz öyle şey Bal gibi ilgilendirir! Kumarda kaybettiğin (ya da kazandığın) için sahadaki performansın kötüyse... İyi çalışmadığın, kilo aldığın için ancak 30 dakika oynayabiliyorsan... O zaman ilgilendirir işte.

Hem de sadece Serdar Bilgili'yi, Lucescu'yu, takım arkadaşlarını ve BJK'lileri değil, tüm futbolseverleri ilgilendirir.

Cyrano'nun intikamı
Dün burada Edmond Rostant'ın büyük eseri Cyrano de Bergerac'tan söz etmiştik. 'Kesip saklayanlar' için Cyrano'nun ünlü bir tiradına kaldığımız yerden devam edelim

****

Nobran "Zaten bilirim, sen misafir seversin;

Bu şapka asmak için ne mükemmel bir icat!"

Şairane "Ey burun, bütün cihana inat,

Seni baştan aşağı nezle etmeye kadir

Tek rüzgar bulunamaz, karayel müstesnadır!"

Hazin "Bir de kanarsa Kızıldeniz! Ne bela!"

Hayran "Lavantacıya ne mükemmel tabela!"

Lirik "Bu tanrıların bindiği bir gemidir!"

Safiyane "Abide ne günleri gezilir?"

Hürmetkarane "Mösyö, kibarsınız muhakkak,

Yoksa imkanı var mı cumba sahibi olmak!"

Köylü "Vış anam! Bu ne? Bilmem guç mu, balıh mı?

Yoğusa bir tohuma kaçmış salatalıh mı?"

Sivri akıllı "Bunu tombalaya koymalı!

Kim elinden kaçırmak ister böyle bir malı?"

Ve hıçkıra hıçkıra, nihayet, Pyrame gibi

"Bu ne felaket! Bu ne musibettir, yarabbi!

Böyle berbat edip de yüzünü sahibinin,

Şimdi de utancından kızarıyor, bak hain!"

- Olsaydı biraz nükte, biraz malumatınız,

İşte karşıma geçip bunları sayardınız.

Fakat sizde nükteden eser yok zerre kadar,

Neyleyim Cenabıhak ihsan buyurmamışlar!

Zaten bir parça icat kudreti olsa bile,

Böyle seçkin, muhterem hüzzar önünde hele,

Bana bu şakaları yapamazdınız elbet.

Ağzınızdan çıkmaya daha olmadan kısmet

Bunlardan bir tekinin en ufak başlangıcı,

Karşınıza çıkardı Bergerac'ın kılıcı!

Ben bunları söylerim, oldukça belagatle!

Başkasından dinlemem fakat tekini bile.

****

İşte büyük burnuyla dalga geçen adama Cyrano böyle müthiş bir cevap verir. Bu tirat bize, bir konuya ya da meseleye ne kadar farklı açılardan yaklaşılabileceğini de gösterir. "Soyunma odasında sıcak su akmıyormuş hocam" diyen muhabire, "Sen muslukçu musun" diye çıkışabilirsiniz de, gülümseyerek "Tamire mi geldin" de diyebilirsiniz. Üslup meselesi...

Yerden yere vurmak
Geçen akşam TV'de bir sunucu şöyle dedi "İngiliz basını 10 kişi kalmış Beşiktaş'a 2-0 mağlup olan Chelsea'yi adeta yerden yere vurdu."

****

Nasıl oldu, niye oldu bilmiyorum ama deyimler, deyimliklerini yitirdi. Biliyorsunuz bir deyimdeki kelimeler, başka bir şeyi ifade eder. 'Küplere bindi' dediğinizde, olayın küple ve binmekle alakası yoktur. 'Çok kızdı' diyorsunuz bu deyimi kullandığınızda.

Mesela sık sık "Mankenler podyumda boy gösterdi" deniyor. Halbuki 'boy göstermek' gösteriş ('gösteri' değil) yapmaktır. "Ahmet kutlamaya geldi mi" diye sorar biri... Diğeri "Boy gösterip gitti" cevabını verir. Yani Ahmet kutlamaya yürekte katılmamış, kendinden söz edilsin, "gelmedi, yoktu" denmesin diye şöyle bir görünüp gitmiştir.

***

Gelelim bizim sunucuya... 'Yerden yere vurmak' ağır eleştiriler yöneltmektir. Birisini alıp yere çalmak değildir. İngiliz basını Chelsea'yi 'adeta' (sanki) dövmedi. Adlı adınca, kıyasıya, acımasızca eleştirdi. Yani yerden yere vurdu.

Eğer deyimlerden haberiniz yoksa. Onları ancak kelime anlamlarıyla düşünebiliyorsanız. İşte böyle abuk cümleler kurarsınız.

Ev ödevi Deyim ve atasözlerini yanlış kullanan arkadaşlar. İşte bir deyiş... Anlamını tartışın "Ayı deyip geçme, o da bir dağın şenliğidir."

EVLENECEKLERİN KRİTİK KARARI
Piyale Madra'nın karikatürüne gülmekten öldüm. Delikanlı koltukta oturmakta olan ailesine, "Baba biz Esra ile evlenmeye karar verdik" diyor. Baba "Aman oğlum, iyi düşündün mü? Bu hayati bir karar." Oğlan "Evet baba... Düşündük." Baba endişeyle "Bir ömür birlikte televizyon seyredebilecek misiniz?" (Radikal, 4 Ekim) Bu bir espri ama aynı zamanda da gerçeğin ta kendisi. Benim gözümün önünde oldu Birbirini seven, daha sonra da evlenen iki genç arkadaşımın birlikte yapmaktan en çok hoşlandığı şey TV'deki absürd programları izlemekti.


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
Destek Paketi

Sizinkiler
Sarı Sayfalar
GreenCard
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır