kapat
06.10.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ
limasollu
TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL



GREENCARD

AHMET HAKAN


Sevgili günlük

26 EYLÜL CUMA: Evime gidiyordum. Baktım her zaman gittiğim yol kapalı. Çünkü asfalt çalışması yapılıyor. "Madem sokaklarımız, caddelerimiz asfaltlanacak, o halde bu duruma katlanmalıyız" dedim ve ses çıkarmadan diğer alternatifleri denedim. İnanın, ters yola bile girdim. Ama nafile! Olmuyordu. Olmayınca da ilk baştaki sabırlı anlayışlılıktan vazgeçtim. Çünkü gerçeği fark etmiştim Asfaltlama çalışması nedeniyle evime giden bütün yollar kapalıydı, bütün sokaklar kazılmıştı ve benim için çıkış yoktu! Sinirden gülmeye başladım, "şaka gibi" dedim. Kapatılmış yolun başında çaresiz beklemeye başladım. İleride 'çalışma yapan' araçların üzerindeki "Büyükşehir çalışıyor" sloganı üstüme üstüme gelmeye başladı. Ve işte o anda içimden şunları söylemek geldi "Kardeşim, tamam çalışın, ama her çalışmanın bir adabı, usulü vardır. Sokaklarımızı ve caddelerimizi asfaltlıyor oluşunuz, size hoyratlık hakkı verir mi? Tamam, 'Büyükşehir' çalışsın ama adabınca ve usulünce.. Çalışmak kadar saygının da önemli olduğunu ne zaman öğreneceksiniz.." Bunları söyledim ama sinirlerim yatışmamıştı.

30 EYLÜL SALI: Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, "Seçim yenilenecek mi" tartışmasını, Salih Memecan'ın o nefis "rahat battı" karikatürüyle açıklamak cesaretini gösterdi ya, artık benim yargım da iyice pekişti Bana göre yeni dönemin 'tarz' yaratan tek bakanı Unakıtan'dır. Televizyoncular için bulunmaz bir nimet o! Düşünün En sıkıcı maliye toplantılarına bile büyük dikkat kesiliyoruz, çünkü Unakıtan bir toplantıya katılmışsa mutlaka malzeme çıkar! Yanlış anlaşılmasın Çıkan malzeme hem bizim için ilgi çekici, hem de Unakıtan'ın işine yarıyor. Eh, "iyi iletişim kuran siyasetçi" de böyle bir şey değil mi?

3 EKİM CUMA "Engin Ardıç'ın Tuğrul Şavkay'ın ardından yazdığı yazıyı okudunuz mu?" diye soruyorum etrafımdakilere. Cevap hep aynı "Hayır!" Bence okumayanlar kaybedenlerdir. Çünkü Ardıç'ın yazısı hem çok etkileyiciydi, hem de bir 'edebiyat lezzeti' taşıyordu.

4 EKİM CUMARTESİ: Telefonuma gelen kısa mesaj her şeyi özetliyordu Yüksek Seçim Kurulu başvuruları reddetti. Bir cumartesi yalnızlığının tam ortasına düşen bu haberi okuyunca, "Her şey ne kadar da basitmiş, işte günlerdir tartıştığımız konu sonuca bağlanıverdi" dedim. Her "komploya açık" dönemde ortaya çıkıp, "Göreceksiniz neler olacak? Bu işin sonu kötü" diye başlayıp, inanılmaz senaryolar yazan komplocu dostlarım geldi aklıma. İş sonuçlanmadan atıp tutmak kolaydı, asıl bugün konuşmaları gerekiyordu. Arayıp, "Ne oldu? Hani nerede o muhteşem senaryolarınız!" demeyi düşündüm. Sonra vazgeçtim. Vazgeçtim çünkü hem yalnız kalmak istiyordum, hem de onların hayal gücünün bu durumu da kendi açılarından izah edecek denli güçlü olduğunu anımsadım..

5 EKİM PAZAR: Pazar gazetelerine dalmıştım. Bir süre önce kendisi gibi olmayacağıma dair kamu önünde yemin ettiğim bir yazar, baktım, bir başkasıyla giriştiği polemikte, beni de isim vermeden malzeme olarak kullanıyor.. Öyle tiksindirici bir dili var ki anlatamam. Güya ben "dindar medya"dan Sabah'a monte edilmişim, Sabah ile AKP'nin arasını bulmaya çalışıyormuşum filan.. Daha önce de söylemiştim Onun çektiği numaraları fark etmiş biri olarak onunla başa çıkmam imkansız! Bu 'numara çekme profesörü'ne karşı kendimi o kadar çaresiz hissediyorum ki! Bir anlamı olmadığını bilsem de, elimden sadece şu soruyu sormak geliyor Medyayı dindar olan ve olmayan diye bölmek, tekelci medyada tutunmanın ön koşulu mudur?


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
Destek Paketi

Sizinkiler
Sarı Sayfalar
GreenCard
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır