|
 |
|

Hadi yüreğim ha gayret
Bursa'da kanser hastaları ile yakınlarının kurduğu Uludağ Onkoloji Dayanışma Derneği, adı bile ürkütücü olan bu hastalığa karşı cesurca bayrak açıyor
Kimi daha hayatı tanımadan ölümle burun buruna gelmiş, kimi yaşamdan umudunu kestiği anda adeta yeniden doğmuş. Ve onlar, bardağın boş tarafına bakıp isyan etmek yerine gözlerini karartıp kanseri yenmeye adamışlar kendilerini...
Bursa'da bir avuç kanserli hasta ve hasta yakınının kurduğu Uludağ Onkoloji Dayanışma Derneği (Onko-Day),'nin yöneticileri, müdavimleri, destekleyicileri onlar. Kültürpark içindeki küçücük merkezlerinde, telaffuzu bile ürküten bu hastalığa karşı savaş veriyorlar.
Beş yıl önce Uludağ Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kayıhan Engin'in öncülük etmesiyle kurulan derneğin tüm üyeleri ve yüzlerce gönüllüsü, doğrudan ya da bir yakını nedeniyle kanserle tanışmış. Bu insanlar; kendileri gibi kanser olanlara para ve ilaç yardımından, hastaların gerekli merkezlere yönlendirilmesine, müzikli-danslı terapi seanslarından psikolojik desteğe kadar "kanser" kelimesinin geçtiği her yerde, "trajedi"yi mücadeleye dönüştürüyor.
EVDE BİLE İZLİYORLAR
Uludağ Tıp Fakültesi'ne tedavi için gelen her hasta derneğe yönlendiriliyor ve buranın da sağladığı psikolojik destekle, kanseri yenmeye iyice motive oluyor. Şimdiye dek hiçbir sosyal güvencesi olmayan iki yüze yakın kanser hastasına yeşil kart çıkarttırıp tedavi olmalarını sağlayan Onko-Day üyeleri, hastaneden de çıksa hastanın peşini bırakmıyor.
Onko-Day'ın gönüllüleri, derneğe başvurup kanser tedavisine başlayan hastanın, eve döndükten sonraki takibini de yapıyor. Tedavi kürlerini izliyor, yaşam koşullarını iyileştiriyor, gerekirse hastayı kontrole bizzat götürüyor. İhtiyacı olan aileye erzak, yakıt, giysi yardımı yapıyor ve çocuklarının okul ihtiyacını karşılıyor. Bunu yapmak için Uludağ Tıp Fakültesi'nde tedavi gören hastaların liste ve adresleri alınıyor.
HEPSİNİN BİR BAĞI VAR
Başkanından çocuk kulübündeki onlarca miniğe kadar 104 üye ve 200'ün üzerinde gönüllü, doğrudan ya da yakınları nedeniyle kanserle tanışmış ama kadere küsmek yerine kansere karşı birer nefer olmayı yeğleyen kişiler var bu dernekte. Hasta ve yakınlarına para ve giysi yardımından sosyal etkinliklere, bilimsel sempozyumlardan halk toplantılarına kadar kanserle ilgili her konuda çalışma yapan derneğin başkanı 44 yaşındaki Füsun Önen, dört yıl önce meme kanseri olduğunu öğrenmiş. Önen, "Bir yaz akşamı kanser olduğumu öğrendim. Eve gelince televizyonu açtım, Sertab Erener bir şarkı söylüyordu. 'Hadi yüreğim ha gayret, hele sıkı dur, hele sabret. Başını eğme dik tut, bu bir rüyaydı farzet...' diye. Sonradan bu şarkı tüm tedavim süresince bana rehber oldu, ikinci bir hayata başladım" diyor.
Burada kimse kanser olduğu için ah vah etmiyor. En çok kansere "Amansız hastalık" denmesine kızıyorlar. Çünkü kanseri soğuk algınlığı gibi, baş ağrısı gibi "adi" bir hastalık olarak görüyorlar.
Onko-Day'in kanser ve sağlık arasındaki en renkli köprüsü ise on beş günde bir gerçekleştirilen moral günleri. Kansere karşı büyük bir zafer kazanarak iyileşen dernek üyeleri Uludağ Tıp Fakültesi'ndeki kanser merkezine gidiyor ve burada tedavi gören hastalara kansere karşı mücadeleyi aşılıyor. Hasta ve hasta yakınları, gerçek tedaviye ilk adımı aslında böyle atıyor.
ODA KANSERİ YENDİ
Aygül Arabacıoğlu, dokuz yaşında. Hayatın ona ilk öğrettiği "kanser" olmuş. Dört yaşındayken beyninde tümör tespit edilen Aygül'ün minik bedeni, ağır bir ameliyat için neşterin altına yatırılmış. Ardından radyoterapi, kemoterapi; derken enfeksiyon kapıp bir de sarılığa yakalanınca annesinden çok doktorları tanımış. Aygül, beş yıldır Uludağ Üniversitesi Radyasyon ve Onkoloji merkezinin maskotu. Yaşıtlarının aksine beyaz önlüklülerden korkmuyor. Annesi Vildan Hanım, "Hastalığını ilk öğrendiğimde gizli gizli ağladım hep. Sonra tedavisi iyi gitti ve artık bu hastalığa yenilmeyeceğimize inandım. Şimdi çok iyi. Sadece rutin kontrollerine gidiyoruz" diyor.
"Hastalıkla ilgili umutları anıtlarla simgeleştiriyoruz"
Onko- Day dört tane de anıt dikmiş. Başkan; "Kafa karıştırmak istedik" diyor Uludağ Onkoloji Dayanışma Derneği Başkanı Füsun Önen yavaş yavaş adlarının tüm Türkiye'de duyulmaya başlandığını söylüyor. "Çevre il ve ilçelerden çok gelen var. Bir yerlerden duyup Türkiye'nin her yerinden, hatta Almanya'dan bile arayan hastalar oldu. Telefonla da yönlendiriyoruz. Başka illerde de bu işe bizim gibi gönül verip hem hastalığı yenmiş hem aynı bakış açısıyla bu işe yaklaşan insanlarla derneği genişletmeye çalışıyoruz" diye konuşan Önen, bunu gerçekleştirebilmek için her bölgedeki özel hastaneler veya üniversitelerdeki doktorların desteğine ihtiyaçlarının olduğunu söylüyor.
Önen, "Çünkü işin içine uzmanlık ve bilimsellik girince ciddiyet de giriyor" diye konuşuyor. Onko-Day, Avrupa ve Türkiye'de bir de ilki gerçekleştirmiş. Dernek Bursa'nın değişik noktalarına dört adet anıt yaptırmış. Önceleri bu anıtların yadırgandığını söyleyen Füsun Önen, amaçlarını şöyle anlatıyor "Bir kişinin bile bu anıtları görüp kanser konusunda kafasında soru işareti oluşursa, o bizim için kazanılmış demektir. Kanser konusundaki her şeyi, özellikle de umudu anıtlarla simgeleştirmek istiyoruz."
Derneğin bir faaliyeti de her yıl gerçekleştirilen sempozyum. Bu halka açık tek sempozyumda kanser hastalarının genel cerrah, medikal onkolog, radyasyon onkoloğu, patolog ve psikolog eşliğinde tedavi görmelerinin önemi bir kez daha vurgulanıyor.
YARIN
* Derneğe ait çok özel bir park. Ve bu parkta sigara yasak...
* 75'lik Necla Kantar "Bu küçücük tümör beni yenemez" diyor.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|