|
 |
|

HINCAL ULUÇ
ÅžampiyonluÄŸu elimizle verdik
Sizce neden finalde beklediğimiz oyunu oynayamadık? Turnuvanın başından beri ne Türkiye bu kadar kötü oynadı ne de Polonya bu kadar iyi. Seyrettiğim maça inanamadım. Sanki iki takıma da bir büyü yapılmış. Maçı tahmin ederken "Hatasız oynamamız lazım" demiştim. Bütün maçı bir hatalar zinciri halinde oynadık. Etkili servis atamadık, etkili smaç atamadık. Böylece hücum gücümüz neredeyse sıfıra düştü. Savunmamız sıfırın da altındaydı. Blok yapamıyorduk. Arkadaki harika müdafaa da yok olmuştu.
Polonyalılar bütün topları çok rahat vurdular. Geriye düşen hiçbir top çıkmadı. Böyle olunca değil maçı herhangi bir seti almamız bir mucize olurdu. O mucize de olmadı. Polonya'nın bu kadar iyi oynamasında bizim kötü oyunumuzun etkisi vardı. Onları coşturmak için ne lazımsa yaptık. Glinka, turnuvanın en iyi oyununu çıkardı. Bütün dokunuşları sayı oldu. Bu kıza hiçbir türlü savunma yapamadık. Ama zaten kime yaptık ki?
Tabelada aldığımız olarak görünen sayılara bakın. Neredeyse yarısı Polonya'nın verdiği sayılar. Oyunu tamamen onlar yönetti. Aldılar ya da verdiler.
Bizim takımımız niye bu kadar kötü, niye bu kadar etkisizdi? Bence final maçı oynamanın gerilimini taşıyamadılar. Bir de tabii kim ne derse desin bir Avrupa Şampiyonası'nda bugüne kadar adı sanı geçmeyen bir takımın finale gelmesi büyük bir başarıydı. Zaten maçtan sonra yetkili yetkisiz konuşanların pek çoğu "Bu bize yeter" dedi. Finale gelmiş olmak takımda bir boşalmaya da sebep olmuş olabilir. Tabii bir de yorgunluk. En büyük silahlarımızdan Natalia, sahada neredeyse yoktu. Her haliyle çok yorgun olduğunu gösteriyordu.
Koçumuz Reşat Yazıcıoğulları, molaları erken kullanmak zorunda kalınca Polonya'nın hızını oyuncu değişiklikleriyle kesmeyi denedi. Banktakilerin hemen hepsini denedi. Ama bunların hiçbiri başarılı olamadı. Olmaları da beklenemezdi. Turnuva boyunca oynamayanlar final maçında sahaya girince ne yapabilirlerdi ki? Yazıcıoğulları, bankı daha önceki maçlarda kullanmadığı için herhalde çok üzülmüştür.
* Önümüzdeki aylarda yapılacak Olimpiyat Elemeleri için ne yapmalıyız?
Kim ne derse desin dünya klasmanında bugüne kadar 44. sırada olan bir Türkiye'nin Avrupa ikincisi olması fevkalade büyük bir başarıdır. Bunun altını çizelim. Ama bunu söylerken şampiyonluğu kaybettiğimize üzülmeye de devam edelim. "Bu da yeter. Bu da başarı. Zararı yok" afyonları bizim daha iyiye gitmemizi önlüyor.
Başarıyı alkışlayalım. Ama niçin kaybettiğimizi iyi bilelim ki bu kayıplar bu turnuvada kalsın. Önümüzde Olimpiyat elemeleri var. Türkiye ilk defa takım halinde Olimpiyat'a katılma şansını yakalayabilir. Bunu başarmamız eksiklerimizi ve yanlışlarımızı iyi değerlendirmemize bağlı. Teknik kadromuzun bu konuda çok iyi bir çalışma yapacağına inanıyorum. Bu kadar iyi bir takımın neden bu kadar kötü oynadığını bulmamız gerekiyor ki 2004 Atina'sında Filenin Sultanları'nı bir kere daha coşkuyla izleyebilelim.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|