kapat
29.09.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ
limasollu
TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ÅžANS&OYUN
ACİL TEL



GREENCARD

EMRE AKÖZ


Darwin'den niye korkuyorlar?

Valla farkında değildim. Dün Radikal'den Türker Alkan yazdı Meğer bir internet sitesinde 'Darwinci' ilan edilmişiz. Alkan adres vermediği için bu sitede başka neler dendiğini ve kimler tarafından hazırlandığını bilmiyorum. Yakında öğreniriz.

Ama tabii bir tahminim var 'Yaradılışçılar' olmalı.

****

Biliyorsunuz, insan da dahil olmak üzere, canlıların varlığına ilişkin iki temel kuram (teori) var.

İlkine 'Yaradılış Kuramı' deniyor. Bu kurama göre canlılar değişmez. Her canlı ne ise odur. Doğarlar, büyürler, ürerler ve ölürler ama kendi türlerinden başka bir canlı türünün ortaya çıkmasına yol açmazlar.

Diğerine ise 'Evrim Kuramı' deniyor. Bu kurama göre tüm canlılar evrim geçirir. Yani genlerinde meydana gelen değişiklikler sonucu ortaya yeni yeni canlılar çıkar. Bu canlılardan çevreye uyum sağlayanı hayatta kalır. Koşullara uygun özellikleri olmayan ise kaybolup gider.

Diyeceksiniz ki "Eee, ne var bunda? İkisi de kuram işte. Bu polemik, bu kapışma niye?"

Ancak kazın ayağı öyle değil.

****

Yaradılış Kuramı, Tanrı fikrine dayanıyor. Öyle ya... Bir canlı 'pıt' diye durup dururken var olduğuna ve değişmediğine göre... O halde 'yaratılmış' olmalı. Peki kim yarattı bunu? Cevap Tanrı.

İngiliz bilim adamı Charles Darwin'in ortaya attığı kuram ise canlıların milyonlarca yıl içinde yavaş yavaş evrim geçirerek oluştuğunu ileri sürüyor. Yani insanın insan, kedinin kedi, ağacın ağaç olması için Tanrı'nın müdahalesine gerek duymuyor.

Bu dediklerine bakıp sakın Darwin'in bir 'Tanrı tanımaz' olduğunu sanmayın. Kendisi iyi bir Hıristiyan. Hatta bir dönem din adamı olmayı dahi düşünmüş.

Tabii Darwin'in ve onu takip ederek büyük buluşlara imza atan bilim adamlarının söyledikleri, Yaradılışçıları çileden çıkarıyor. Niye? Çünkü sadece bizimki değil, tüm semavi dinler insanoğlunu diğer canlılardan üstün tutmuştur. İnsan 'şerefli' bir varlıktır.

Halbuki Darwin'in insanı 'türemiş' bir yaratık. Birden değil adım adım oluşmuş. O nedenle de diğer canlılarla birçok ortak yanı var. Mesela bizi biz yapan genlerimizin yüzde 90'dan fazlası maymununkiyle aynı. İnsanın bu açıdan köpeğe benzerliği ise geçen günkü habere göre yüzde 25.

Eyvaaah, o halde biz 'şerefli, üstün, özel' bir canlı değiliz. Sadece farklıyız. Doğanın kör yasalarına tabiyiz. Hatta bir bakıma varlığımızı tesadüflere borçluyuz.

****

İşte bütün bu fikirler, din adamlarının yorumlarına aykırı. Al başına belayı! Peki ne yapmalı? 1) Canlıların evrime uğramadığını, değişmediğini, daima aynı kaldığını çünkü Tanrı tarafından 'bu biçimde' yaratıldığını ortaya koymak üzere uğraşmalı... 2) Evrim kuramının daha makul, daha geçerli bir düşünce yapısı olduğunu düşünenleri eleştirmeli, hatta hakarete varan bir biçimde suçlamalı.

İşte olay kabaca budur.

Ne diyeyim?

Allah akıl fikir versin!

Hooijdonk'un kaçırdığı penaltı
F.Bahçe'nin Hollandalı top ustası Pierre van Hooijdonk, ayağı kaydığı için Gençlerbirliği maçında penaltıyı kaçırdı.

Bunun üzerine hemen herkes aynı espriyi yaptı "Baraj kurulsaydı kesin atardı."

Her espri gibi bu gırgır söz de içinde bir gerçeği barındırıyor. Yani Her futbolcunun bir "uzmanlık-yetenek alanı" olduğu, bazı hareketleri, diğerlerine göre çok daha iyi yaptığı...

Pierre bir frikik ustası. Üstelik, örneğin, Revivo'dan daha iyi... Revivo'nun özelliği topu sağ ya da sol çatala takmaktı. Pierre hem bunu yapıyor, hem de maç boyunca kalecinin zaaflarını gözleyip yerden, rakibin hiç beklemediği, şaşırtıcı toplar da atıyor frikikten. (Bakınız Antep maçı.)

Kalecinin topun gideceği köşeyi tahmin etme şansı Revivo frikik atarken yüzde 50'dir Ya sağa, ya sola... Ama karşısındaki Pierre ise bu şansı yüzde 30'lara düşürüyor.

****

Bunca laftan sonra gelelim penaltıya... Pierre elbette penaltı da atıyor. Ama penaltılarıyla tanınmıyor. Kimse "Penaltıyı Pierre atarsa yüzde 100 gol olur" demiyor.

O halde soralım Penaltı atışını niye Pierre yaptı? F.Bahçe'nin 'penaltıcısı' kim? Seyircinin, "Penaltı ustamız topu dikti, gerildi, bu vuruş kesin gol olur" diyeceği kimse yok mu koca takımda?

Üstelik bu belirsizliğin olduğu tek takım F.Bahçe de değil. Örneğin BJK... Penaltı kazanılıyor... Soğukkanlılığı ile ünlü, kolay kolay penaltı kaçırmayan Tayfur sahada... Ama penaltıyı diyelim ki İlhan atıyor. Hem de formsuz olmasına rağmen. Benzeri gariplikler BJK frikik kazandığında da oluyor. Niye?

Halbuki mesela G.Saray'ın rakip yarı sahada kazanılan taçlarını Prates atıyor. Mübareğinkiler taç değil, sanki korner vuruşu. Ceza sahasının göbeğine indiriyor topu. Karşı tarafın yüreğini ağzına getiriyor.

Özetle Anlayamıyorum. Sahadaki oyunculardan kimin penaltı, kimin frikik, kimin korner, kimin taç atacağı önceden belirlenmez mi? Bu görev 'uzmanına' ait değil midir? Ne yani; vuruşu topu önce kapan mı yapar? Misket oynayan çocuklar gibi hızlı davranıp 'birinç' diyenin midir atış? Oyuncuların 'ben atacağım, sen atacaksın' itiş kakışını teknik yönetimin müdahale etmeden izlemesi doğru mudur?

Bakalım İstanbulspor yenilgisinden çok önemli dersler çıkaran Daum, bu penaltı hadisesinden feyz alacak mı?

BİRBİRİNE KARIŞTIRMAYIN!
HIV ile AIDS'i karıştırıyoruz. HIV şartlar uygun olduğunda bağışıklık sistemimizi çökerten ve AIDS olmamıza yol açan bir virüs. Yani HIV taşıyan herkes AIDS'li değil. Ama ileride olabilir... Bir başka hata Çocuğunu HIV'li bir öğrencinin bulunduğu sınıfta okutmak istemeyen velilerin 'ırkçılıkla' suçlanması. Irkçılık deneyime ve bilime dayanmayan önyargılarla şekillenir. Halbuki HIV virüsünün kan yoluyla bulaştığı ispatlanmıştır. O halde Velilerin ruh haline 'hezeyan' ya da 'abartılmış korku' deyin ama şuna ırkçılık demeyin!


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
Destek Paketi

Sizinkiler
Sarı Sayfalar
GreenCard
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır