|
 |
|

ÖMER LÜTFİ METE
'Büyük Yalan' ve CHP müktesebatı
Türkiye, "büyük yalan"ları kağıttan gemi edinip okyanuslara açıldığını farz ederek yaşamayı seviyor.
En sistemli takıye burada Büyük yalanlar uyduruyor ve onlara inanmış gibi davranıyoruz.
Bu hastalığımıza daha önce "Türk adaletine güvenim sonsuzdur" palavrasını sorgularken değinmiştim.
Böyle pek çok yalan daha var.
Mesela Atatürk sevgisi.
Sorarsanız onu sevmeyen yoktur. Ama resmi ahmaklıklar yüzünden onu sevilmez hale getirmek için ilahlaştırdık. "Birleştirici simge" arzumuz, akıl ve zeka ile beslenmediği için ilkel bir tören kültürüne mahkum hale geldik; böylece Atatürk'ü fabrikasyon heykel ve büstlerin ruhsuzluğuna gömdük. Tarihinde sadece bir tek büyük adam olan renksiz milletler gibi her yerde onu görmek ve göstermek istedik! Gazi'nin ismini ne kadar çok yere verir ve ne kadar fazla översek o kadar sevdiğimizi gösterecektik!
Bu, muhtemelen tezgahlanmış bir sahtekarlıktı! Hala esiriyiz.
Üstelik böylesi bir büyük yalan üzerine bütün varlığımızı oturtmuş görünme oyunu, bizi yeni büyük yalanlar üretmeye mahkum ediyor.
Utanmak ne büyük erdem
Gelen gideni aratmıyor; yapay Kemalizm herkese takıye dayatıyor. Kemalizm'i din gibi kutsal sayan samimi Atatürkçüler bile, bu sefer İslam'a karşı takıyeci oluyorlar.
Bu yaygın sahtecilik bize bir "yalan ülke" dayatıyor. Herkes şu veya bu büyük yalana sarılarak kağıttan gemilerle okyanusta hayal yüzdürmeye devam ediyor.
En sıcak "büyük yalan" da CHP'nin 8.5 milyar dolarlık kredi ile ilgili iddiası
"Türkiye ilk defa siyasi şarta bağlı kredi alıyor."
Oysa Cumhuriyet tarihinde bu tür kredi alma işinin babası İnönü'dür. Türkiye, II. Dünya Savaşı'nda kullanılmış hurda askeri malzemeler karşılığında ABD'nin uydusu olma yoluna sokulmuştur. Ordumuzu yedek parça esiri haline getiren ve ağırlıklı olarak "ayni kredi" diyebileceğimiz bu "askeri-siyasi-iktisadi" tuzağın sorumlusu CHP'dir. Onun içindir ki bugünkü CHP'nin; geçmişi adına özür dilemeden böyle bir suçlamada bulunması, ya hafıza ya da haya sorunudur.
Baykal ve arkadaşlarının söyleyebileceği ancak şudur
"Geçmişte herkes gibi CHP de siyasi şarta bağlı kredi anlaşması imzalamıştır. Ama bunların içinde hiçbiri şimdiki hükümetin imzaladığı kadar kötü sonuçlar doğurmaya aday değildir..."
Yani tencere dibin kara, seninki benimkinden kara; o kadar.
Suimisal misal olursa
Yalnız; bu bile hak değildir. Böyle kredilerin yolunu açmak, sonraki bütün benzerlerinin de anasını yaratmaktır. Dolayısıyla Adalet ve Kalkınma Partisi henüz Cumhuriyet Halk Partisi'ni aşabilmiş değildir.
Tabii bu kıyas, Cumhuriyet Türkiye'si için geçerli. Yoksa, devlet olmaktan vazgeçirten bu tür kredilere Osmanlı'nın son deminde de balıklama atlamışızdır. Kendi gücüyle ayakta duramayan her ülkenin yaptığı gibi... Ancak Türkiye'nin farkı, kurtuluş için örnek bir savaş vermesiydi. İnönü ile öyle bir yola girdik ki, bu savaşı "uydurma tarih"e dönüştürdük. Halimize bakan her akıllı insanın diyeceği tek söz vardır
"O savaşı kazanan millet bu olamaz!"
Ne var ki; CHP'nin bu büyük yalanı; şimdiki 8.5 milyarlık kredi dalaletini örtmez.
Bu paranın tek anlamı vardır
Irak savaşından önce Türkiye olarak ilan ettiğimiz bütün kırmızı çizgileri, tükürüğümüzle yalıyoruz.
Ama iktidar olarak "bir teselli ver" şarkısını çok seviyorsak avuntu hazır
Türkiye'yi ABD uydusu yapan sürecin babası CHP ve İnönü'dür!
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|