kapat
29.09.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ
limasollu
TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ÅžANS&OYUN
ACİL TEL



GREENCARD

Çok dostunuz var

İtalya Büyükelçisi Vittorio Surdo, Türkler'in belli kalıplar içine sıkışıp kaldığını söylüyor ve bir de örnek veriyor Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur sözünü anlayamıyorum. Başka dostunuz var. Bakınız İtalyanlar... AB yolunda size rehber olabiliriz

80 Günde Devri AB projesi dahilinde Ankara'daki büyükelçiliklerin kapısını çalıyoruz. Türkiye'de yaşayan, Türkler'i çok iyi tanıyan Avrupa Birliği'ne üye ülkelerin büyükelçileri, bakalım Türkiye'nin AB üyeliği hakkında ne düşünüyor. Konuğumuz AB dönem başkanı İtalya'nın büyükelçisi Vittorio Surdo... Surdo, Türkiye'yi tam olarak gezemediği için duyduğu üzüntüyü belirtiyor ve ekliyor Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur sözünü anlamıyorum. Başka dostu var. Bakınız İtalyanlar...

İşte İtalyan büyükelçinin Türkiye'nin AB üyeliğinden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a kadar birçok konudaki düşünceleri...

Tanıtma kapasitesi önemli
* Türkiye AB yolunda çok büyük bir gelişme gösterdi. Özellikle 6. ve 7. reform paketleri ile büyük bir adım atıldı. Ancak Kopenhag Kriterleri'ni kağıt üzerinde tamamlamak yetmiyor. Artık bu reformların uygulanmasına odaklandık ve bu konuda çok iyimseriz. Hükümetin uygulama konusunda gösterdiği iradenin yanı sıra, Reform İzleme Grubu oluşturulması çok olumlu. Bu grup üye ülkeleri düzenli olarak bilgilendirecek.

* Gerçekten bu iş ciddiye alınırsa ki öyle, Türkiye önümüzdeki 16 aylık süre içinde AB'ye reformların uygulandığını kanıtlayacaktır. Elbette bütün problemler çözülecek dersek bu hayalperest bir yaklaşım olur çünkü dünyada hiç bir çözüm eksiksiz değildir. Önemli olan Türkiye'de tutarlı bir sürecin yürütülmesi ve reformların uygulanmasında güçlü bir istek ve somut bir iradenin gösterilmesidir.

* AB'nin Türkiye'nin üyeliğine hazır olup olmadığına gelince, bu konu ile ilgili olarak inandırıcılığı olmayan kamu araştırmalarına dayandırılan bir çok eksik bilginin dolaştığını düşünüyorum. Olayın büyük ölçüde Türkiye'nin kendisini daha iyi tanıtma kapasitesine dayandığı kanaatindeyim. Hükümet tarafından oluşturulan iletişim stratejisinin bu amaç için faydalı olduğu düşüncesindeyim.

Türkiye'ye karşı önyargı yok
* Türk nüfusunun fazla olduğu AB ülkelerinde farklı yaklaşımlar olabilir ama Türkler'e karşı önyargı yok. Ben İtalya'daki Türkler'in topluma çok iyi entegre olduklarını düşünüyorum. Ülkemizde Türk insanına yaklaşımımız son derece dostça. O nedenle İtalya'dan Türkiye'ye çok sayıda turist geliyor. Türkler aynı bizim gibi dost canlısı, dolayısıyla İtalya ve Türkiye arasında çok sıcak bir ilişki var. Bu Akdeniz kültürünü paylaşan diğer ülkeler için de geçerli. Örneğin, burada görev yapmış Yunan arkadaşlarım veya Yunanistan'da görev yapmış Türk dostlarımla konuştuğum zaman çok güzel hikayeler dinliyorum. Önemli olan daha iyi tanınmak.

Türkiye'de AB ruhu çok yaygın
* Çok vakit bulup seyahat ettiğimi söyleyemem ancak AB ruhunun çok yaygın olduğunu ifade edebilirim. Bu durumu kamuoyu araştırmaları da ortaya koymaktadır. Hükümet, AB üyeliğinin gereklerinin anlatma hususunda büyük çaba sarfediyor ve bu görev AB Genel Sekreterliği tarafından yürütülmekte.

* Belki Helsinki Zirvesi'nin ardından birileri Türk insanının Avrupalı olmanın ne demek olduğunu bilmediğini söyleyebilirdi ancak son yıllarda çok şeyler değişti. Avrupalı olmak hukuki, sosyal ve ekonomik (daha fazla özgürlük ve refah) açıdan gelişim demek ancak kolay sayılmayacak adaptasyonları da ihtiva etmektedir Türk toplumunun bugün daha bilinçli olduğu inancındayım, ancak bilgilendirme sürecinin devam etmesi yerinde olacaktır.

AB "mum gibi" söner mi?
* Bence bu tartışmanın,(AB Anayasası'nda Hıristiyanlığa atıfta bulunulması) dramatize edilmemesi gerekir. Zaten anayasa taslağında Hıristiyanlığa atıfta bulunulmasının kabul edilmemesi açıkça gösteriyor ki çok sayıda kişi bu yaklaşıma sıcak bakmıyor. Ancak köklerin Hıristiyanlığa dayandığı kavramının olası bir metinde bulunmasının dramatize edilmemesi gerektiği düşüncesindeyim.

AB'nin fotoğrafını çekmek gibi; hiç kimse AB'nin köklerinin Hıristiyanlığa dayandığını inkar edemez ancak bu durum diğer dinlerin kabul edilmeyeceği anlamını taşımaz. Anayasada Hıristiyanlığa atıfta bulunulması, Türkiye'nin aday olmaya hakkı olmadığı manasına mı gelir? Tabii ki hayır! Avrupa zaten çokuluslu ve çok dinli bir yapı var.

Ecevit'in tespiti yerinde
* Yetmiş milyonluk nüfusu ile Türkiye büyük bir pazar, okur yazar oranı yüksek, işgücü profesyonel ve yöneticilik gerektiren alanlarda da kalifiye. Türkiye'de faaliyet gösteren İtalyan firmaları Türk çalışanlarından inanılmaz derecede memnun. Tüm bunlar Avrupa ekonomisinin dinamiğini artıracaktır.

* Burada Bülent Ecevit'in 1999 Kasım'ında dönemin Başbakanı Massimo D'Alema ile buluşmasındaki sözlerini hatırlatmak isterim "Bizim Avrupalı olduğumuz konusunda ikna edilmeye ihtiyacımız yok, çünkü bunu zaten biliyoruz" demişti.

Avrupa uluslararası arenada çok önemli bir rol oynamaya namzet ve Türkiye bu hususta önemli katkılar verebilecek kapasiteye sahip.

Türkiye'nin AB'ye üyeliği, 2007 yılında gerçekleşirse çok büyük sürpriz olur
Sohbetimiz sırasında, Berlusconi'nin Türkiye'nin AB'ye 2007'de üye olabileceğini söylemesinin cesaret verici ve yoğun şekilde çalışmaya teşvik edici güçlü bir ifade olduğunun altını çiziyor Surdo. Ama kendi çekincelerini eklemeden de yapamıyor. "Genişleme sürecini ele aldığınızda, müzakerelerin yıllara sari olduklarını ve kesin kurallara dayandıklarını görürsünüz. Gerçekte ne kadar zamanda, ne kadar yol alınabileceğini bilmek çok zor. 2007'de üyelik gerçekleşirse bu büyük bir sürpriz olur. Üyeliğin 2010 veya 2011'de gerçekleşebileceğini umuyorum."

"POZİTİF DÜŞÜNÜN"
Surdoy, İtalya'nın Türkiye'ye AB yolunda rehber olabileceğini, hatta buna gönüllü olduğunu ifade ediyor. Sonra da birkaç "uyarı"da bulunuyor; "Pozitif düşünün ve sizi bağlayan düşünce kalıplarından kurtulun! Kesinlikle katılmadığım bir söz var 'Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur' diye. Oysa Türkiye'nin dostları düşündüğünüzden çok daha fazla."

Berlusconi ile Erdoğan'ın kimyası tuttu
Kasımdaki seçimlerin ardından Erdoğan'ın milletvekili olamamasına rağmen herkesin "konum"unun farkında olduğunu belirten Surdo o günlerde yaşananları şöyle anlatıyor; "Erdoğan ilk yurt dışı gezisini Roma'ya yaptı. Ben de o zaman ailevi nedenlerle Roma'daydım. Berlusconi ve Erdoğan arasındaki ilk karşılaşmanın müthiş kimyasına tanıklık ettim. Beşeri kimyası çok önemlidir. Berlusconi zaten öteden beri Türkiye'nin üyeliğini en çok destekleyenlerden biri olmuştur. Erdoğan son derece samimi, zeki ve açıksözlü. Karşısındaki insana müthiş bir güven veriyor ve aynı etkiyi son İtalya gezisinde de hissettirdi. Avrupa turlarına bakın, gittiği her yerde aynı etkiyi bırakıyor. Sadece iyi iletişim kuran değil, olaylara büyük ciddiyetle yaklaşan bir lider Erdoğan.

Evren MESCİ


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
Destek Paketi

Sizinkiler
Sarı Sayfalar
GreenCard
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır