kapat
26.09.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ
limasollu
TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL



GREENCARD

Bakışı çağırır beni uzaktan

Bir köşede "Selahattin Pınar'ın annesinin udu" duruyordu. Korkarak elimize aldık. Aman, bir yerine bir şey olmasın diye.

Sonra udu, Altın Pınar'a verdik.

Belki, bir şeyler çalar diye.

O sırada, odayı Selahattin Pınar'ın "Bakışı çağırır beni uzaktan" şarkısı dolduruyordu.

Altın Pınar "ne büyük bir aşktı o" diye söze başladı

- Sabite Tur bir zamanların önemli şarkıcılarındandı... Amcama aşıktı... Amcam bu şarkıyı onun için besteledi... Önce amcam öldü... Amcam öldükten sonra bile Sabite hanım onu sevmeye devam etti... Ne seviyeli bir aşktı o, anlatamam.

Selahattin Pınar Çiftliği
Eylül başında fırtına çıktığında, biz de Bodrum'daydık. Deniz kabardı.

O havada denize giremeyince, biz de kendimizi "dağlara, ormanlara" vurduk.

Yalıçiftlik yolundan, Kızılağaç köyüne doğru giderken, sağda bir "tabela" gördük

"Selahattin Pınar Çiftliği."

Tabelanın üzerinde "İtalyan bayrağı" dalgalanıyordu.

Sonra "kapıya" geldik.

Kapıda da "Türk bayrağı" asılıydı.

Ve bir de "İtalyanca" yazı

"Corr. Consolare Italiana."

Kapıda "zil" falan hakgetire.

"Heey... Aloo... Kimse yok mu" diye seslenip, içeri girdik.

DELİ ALTIN
Sonra karşımıza "uzunca boylu bir bey" çıktı. "Ben Altın Pınar" dedi.

- Altın bey... Selahattin Pınar neyiniz olur?

- Amcam.

Sonra eşini tanıştırdı

- Nilgün... Üçüncü eşim... Ben kimseyi terk etmedim. Daha öncekiler beni terk ettiler... Ama beni kim terk ettiyse, psikolojisi bozuldu... Tedavi gördü.

İçimizden "çattık" diye geçirdik.

Gerçekten "antika birine" çatmıştık.

Altın bey sanki kafamızdan geçenleri anladı. Ve şöyle dedi

- Galatasaray'da okurken bana Deli Altın derlerdi.

FRANSA'DA DOKTORA
Nilgün hanım, 23 yıl Doğuş Holding'de çalışmış. "Bilgi İşlem"in başındaymış. Emekliye ayrılıp, eşiyle Bodrum'a yerleşmiş.

Altın Pınar'a gelince. Önce Galatasaray'ı bitirmiş. Sonra Siyasal Bilgiler'i.

İtalya'da "lisans eğitimi" yapmış.

Fransa'da doktora.

Doktora tezinin konusu "Toplumsal gelişme kuralsallıkları."

BEBEĞİN GÖZÜ
"Sıradışı... Deli, dolu, bazen heyecanlı, bazen sakin" bir insan Altın bey.

- Beş yıl öncesine... Bodrum'a yerleşene kadar ne iş yapıyordunuz?

- Ne iş yapmadım ki?

Arçelik triportör alıp, Mithatpaşa stadının önünde sosis, ekmek satmış.

İşportacılık yapmış.

Fıçı bira, patates kızartma satmış.

- Bir ara kaçakçılığa merak saldım... Oyuncak bebek var ya... O bebeğin gözü çok önemli... Bebek gözünü açar, kapatır... İtalya'dan bebek gözü getirdim... Bir seferde zengin oldum... Gümrük müdürüne 15 bin dolar verdim... Kaçakçılığı bıraktım.

HUMEYNİ GELİNCE
Bir ara "Avrupa'dan Asya'ya, Asya'dan Avrupa'ya geçenlerin işlemlerini" yapmış.

Yine "büyük para götürmüş."

- Ama Humeyni geldi... Bizim iş öldü.

Selahattin Pınar Çiftliği "13 bin metrekare."

Çiftliğin bir bölümü "lokanta."

Lokantanın "kışlık" bölümü de var, "yazlık" bölümü de. Kışın "tek masaya" müşteri alınıyor. Yazın "üç masaya."

Daha fazla müşteri kabul edilmiyor.

FAHRİ KONSOLOS
Yemeği "kendileri" yapıyorlar.

Ve "rezervasyonla gelen müşterinin" masasına oturuyorlar.

Sohbet ediyorlar.

Aynı zamanda "İtalya'nın Bodrum fahri konsolosu olan" Altın Pınar, bazen müşterinin tabağına uzanıyor

- Sırıtıp, duracağına yemeğini ye sayın müşteri... Yoksa... Yemeğini ben yerim ha.

Ve müşterinin yemeğinden, kendisi de "atıştırıyor."

RAKI... SENEDE BİR GÜN
Lokantada "kebap... Lahmacun... Kuru fasulye" gibi yemek yiyemezsiniz.

Yemekler "İtalyan mutfağı... Akdeniz mutfağı."

Şarap "Fransız."

- Altın bey... Müşteri rakı diye tutturursa?

- Havasını alır... Rakı, yılda bir gün içilir... 6 Şubat'ta.

- Neden 6 Şubat?

- Amcam Selahattin Pınar'ın ölüm yıldönümü.

Bir bahar akşamı
Altın bey... Selahattin Pınar "Bir bahar akşamı rastladım size" şarkısını kim için besteledi?

- Aaah, ah!.. Uzun hikaye.

- Anlatın, dinleyelim.

- Bizim hanım vişne likörü yapar... Erik likörü yapar... Önce birer likör içelim, sonra anlatayım.

- Teşekkürler... Ben içmem.

- İçmezsen ben de anlatmam.

- Öyleyse bir kahvenizi içeyim.

- Kahveyle bu hikaye gitmez ama... İlk defa karşılaşıyoruz... Kalbin kırılmasın... Anlatayım.

****

Geçen yıl Selahattin Pınar Çiftliği'ne bir kadın gelmiş. Demiş ki

- Altın bey... Amcanız, "Bir bahar akşamı"nı benim için besteledi.

"Altın bey" dedik

- Gerçekten ona mı besteledi?

- O kadını hatırladım... Çiftehavuzlar'da, amcamın evinde görmüştüm... Ufak bir kız çocuğuydu... Çok da güzeldi... Ama amcam "Bir bahar akşamı"nı onun için bestelemedi.

- Ya kime besteledi?

- Ben Galatasaray'da öğrenciydim. Selahattin amcam velimdi. Hafta sonları onun evine giderdim. Bir gün bir kadın geldi. İnanılmaz güzeldi.

- Sonra?

- Amcama aşık olmuş.

- Sonra?

- Dedi ki... Selahattin bey, lütfen beni refüze etmeyin.

- Amcanızın tepkisi?

- Amcam, kadını rencide etmeden, refüze etti.

- Nasıl?

- Dedi ki... Vah benim güzel evladım. Sen bu ihtiyar Selahattin Pınar'ın ne huysuz bir adam olduğunu bilmezsin... Sarı saçlı, siyah tayyörlü kadın, ağlamaya başladı.

- Kadın gidince amcam bana dedi ki Altın, bu hanım gerçekten çok güzel... Ama... Gecikmiş bir karşılaşma. Seneler önce olmalıydı.

****

- Altın bey... Sonra?

- Aradan bir hafta geçti... Amcamın evine geldim... Baktım "Bir bahar akşamı"nı mırıldanıyor... Şarkı sarı saçlı, siyah tayyörlü güzele yapılmıştı.

Atatürk'ün huzurunda
Altın bey, kaç yaşındasınız?

- 63.

- Galatasaraylı'sınız.

- Mektepten... Galatasaray'da voleybol oynadım... Kongre üyesiyim.

- Selahattin Pınar'ın ailesinden kimler kaldı?

- Ben... Sonra Mustafa Alabora.

- Selahattin bey, Alabora'nın nesiydi?

- Dayısı.

- Başka?

- Mustafa Alabora'nın oğlu var... Memoli.

- Başka?

- Kızkardeşim Aşkın Pınar. Onun da iki çocuğu var. Levent, bahçe düzenlemesi yapar. Ali filmci olma yolunda.

Altın Pınar "değişik bir insan." Olmadık yerde, olmadık konuya giriyor. Biz başka şey sorarken, o başka şey anlatıyor. Ve bir ara "Selahattin amcam, Yahya Kemal'le de dargındı... Küs öldüler" diyor.

- Neden küstüler?

- Hiiç... İncir çekirdeğini doldurmaz.

- Olay nedir?

- Yahya Kemal, Selahattin amcamın yakın arkadaşıydı. Babama da tarih dersi verirdi... Bir gün Yahya Kemal'le Selahattin amcam meyhanede içmişler. Sızıp kalmışlar.

- Sonra?

- Eve gitmişler... Bu sırada Atatürk'ün yaveri gelmiş. Amcam o durumda Ata'nın huzuruna çıkmak istememiş. Yahya Kemal'e, "benim evde olmadığımı söyle" demiş. Yaver de Yahya Kemal'i alıp, gitmiş.

- Sonra?

- Atatürk, Yahya Kemal'e sormuş Selahattin Pınar nerede? O da hemen dökülmüş Evde Atam.

- Sonra?

- Sonra amcamı da evden alıp, Atatürk'ün yanına götürmüşler. Amcam, içkili gelmekten dolayı çok üzülmüş... Ve o gün Yahya Kemal'e küsmüş...

Gecenin matemini aşkıma örtüp sarayım
Müzik setinden Selahattin Pınar'ın sesi yükseliyordu "Gecenin matemini..."

- Amcanız bu şarkıyı kime yaptı?

Altın Pınar bir süre sustu. Sonra, müziğin sesini kıstı. Ve döküldü

Selahattin amcamın babası Sadık bey, Osmanlı Meclisi Mebusanı'ndaydı. Milletvekili ve İstanbul Üniversitesi'nde hocaydı. Bir gün ona sormuşlar

- Oğlunuz Selahattin bey nasıl?

"Selahattin çalgıcı oldu" cevabını vermiş. Bunu duyan Selahattin Pınar, tepki göstermiş

- Rica ederim beybabacığım. Ben çalgıcı değil, sanatçıyım.

Babasının yanıtı

- Hastir!

Selahattin Pınar

- Beybabacığım bir gün siz benim adımla anılmaya başlayacaksınız. Herkes sizi Selahattin Pınar'ın babası olarak hatırlayacak.

Ve kopuş o kopuş. Hiç konuşmamışlar. İki inatçı keçi, dargın öldüler.

****

Seneler sonra bir akşam. Amcam ile babam beraberlerken. Kapı çalınır. Gelen, Atatürk'ün yaveridir

- Beybabanız....

Başyaver, sözün gerisini getiremez, gözleri yaşarır. Amcam ve babam "babalarının öldüğünü" anlarlar. Amcam der ki

- Yalnız kalmak istiyorum.

Yaver gider. Babam da gitmek isteyince. Amcam "Hüsamettin" der

- Sen kal... Böyle bir gecede yanımda sadece seni istiyorum.

Sabaha kadar karşılıklı ağlarlar. Ve gün ağarırken, işte bu şarkı doğar

"Gecenin matemini aşkıma örtüp sarayım,

Gittin artık seni ben nerde bulup, nasıl ağlayayım?"

Nereden sevdim o zalim kadını
Nilgün ve Altın Pınar'la önce "bahçede" oturuyorduk. Hava biraz serinler gibi olunca "içeri" girdik. Bulunduğumuz yer "dağın başı", "Çıt" yok. Müzik setinden bir "erkek sesi" geliyor. Selahattin Pınar okuyor

"-Nereden sevdim o zalim kadını... Zehretti bana hayatın tadını."

Altın bey "hışımla" kalkıyor. Amcasını "susturuyor."

- Altın bey, Selahattin Pınar bu şarkıyı kim için yaptı?

- Kim için olacak, eşi için?.. Afife yengem için... Afife Jale... Hiç mutlu olmadı amcam. Yengemden çok çekti.

Nilgün hanım

- Altın... Sevgili kocam, çok rica ederim.

Altın bey

- Yalan mı? Devamlı içerdi yengem. Ne olacak, alkolik karı.

Nilgün hanım

- Ölmüş, gitmiş. Ölenin arkasından....

Altın bey

- Neden konuşmayacakmışım? Anayasa yasak mı koyuyor? Afife yengem esrar da içerdi... Amcam çok acı çekti. Yengem onu öyle mutsuz etti ki. Amcam bir gün ne yaptı, söyleyeyim mi?

- Ne yaptı?

- Oturdu. Yeni bir şarkı daha yaptı Beni de alın ne olur, koynunuza hatıralar.

Söylemek istesem gönüldekini
Selahattin Pınar, Anadolu'da dolaşırken. Bir kadınla tanışır. Birbirlerine aşık olurlar. Ama Selahattin Pınar "İstanbul'da yaşamaktadır." Genç kadın da "Anadolu'da... Muhafazakar bir çevrede." Gerisini, Altın Pınar'dan dinleyelim

- Bu olay benim çocukluk dönemime rastlar. Amcam hep taşradan gelecek olan birini bekler gibiydi. Ve bu bekleyişlerinden birinde, dudaklarından şunlar döküldü Aylar geçiyor sen bana hala geleceksin.

- Sonra... Gelmedi mi?

- Gelmedi.

- Selahattin bey beklemeyi sürdürdü mü?

- Evet. Hep bekledi. O ise hiç gelmedi. Amcam da bir gün odaya kapandı. Çıktığında şunu söylüyordu Anladım sevmeyeceksin beni sen ey nazlı çiçek.

- Bu ne büyük aşkmış böyle Altın bey.

- Öyleydi... Amcam bekledi, beklediği gelemedi... Galiba bir başkasıyla evlendirilmişti... Amcam bu konuda hiç konuşmazdı... Bir defa konuştu... O da, bestesiydi Söylemek istesem gönüldekini, dilime dolanan ıstırap olur.


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
Destek Paketi

Sizinkiler
Sarı Sayfalar
GreenCard
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır