|
 |
|

ÖMER LÜTFİ METE
'Takıyemetre'ye karşı 'Ajansayar'
Hükümetin YÖK'le mücadeleyi yüzüne gözüne bulaştırmış olmasına hiç şaşırmıyorum. Hatta tam aksine, böylesine doğurgan bir fitne alanı fokurdatılmasaydı şaşırırdım. YÖK tiksinti verici bir üslupla savunmadan saldırıya geçmiştir. Ama bunun sorumluluğu bile, arı kovanına çocukça bir dürtü ile çomak sokan hükümette.
Henüz "Türkiye Cumhuriyeti Büyükşehir Belediye Başkanlığı" kıvamını bile yakalayamadan ülkede uygar bir üniversite ortamı hazırlamaya soyunan hükümetin becerdiği, YÖK'e alabildiğine şımarma fırsatı sunmaktır. Şüphesiz bu sorumluluk, YÖK'ün tepesindekilerin sözde konumlarını savunmak için kullandıkları hayasız saldırı üslubunu haklı çıkarmaz.
Üstüne üstlük, sözde "bilim adamı" sıfatı taşıyan bu kişiler, suçlamalarını adeta falcı ağzıyla yapıyorlar
"Bize, beraber tartışarak orta yolu bulun, üniversite reformunu yapın deniyor. Aklı değil vahyi esas alanlarla reform yapılamaz!"
Bilim (!) hayatımızın tepesinde, ne akademik yaklaşım değil mi? Kırk bir kere maşallah!
Ürkütülen kurbağaya değdi mi?
Hadi, akıl ile vahyin keskin birer zıt kutup teşkil ettiğinden bilimsel olarak eminsin!!! Peki, hükümetin aklı esas almadığını nereden biliyorsun? Yoksa emrindeki üniversitelerde geliştirdiğin yüksek teknoloji sayesinde şaşmaz bir "takıye-metre" mi icat ettin? Öyleyse benim icat ettiğim "ajan-sayar" cihazı da bilimsel konuşuyor
"YÖK'ün ipleri CIA ile MOSSAD'ın elindedir!"
Tekrar madalyonun öbür tarafına dönelim
Hükümetin Türkiye'yi YÖK belasından kurtarma hevesi tamamen çocuksu bir siyasi girişim örneğidir.
"Şöyle bir omuz vuralım bakalım, devrilirse ne ala; olmazsa 'sayım-suyum' yok deriz."
Vurdular ve kös kös geri döndüler; yalvarmaya başladılar
"Aman gelin bu işi beraber düzeltelim!"
YÖK cuntasının tepesindekiler kahkahayı basmışlardır
"Haaah! Nasıl da secde ettirdik hükümeti. Var mı bize yan bakan?"
Buna hükümet etmek değil, "cuntayı güçlendirmek" denir! Ya hiç üstüne gitme, ya bitir!
Ecinnilerle zifaf
Hükümet tam aksine, daha baştan "YÖK başımın tacıdır" deseydi, bundan daha hayırlı bir iş yapmış olurdu. Cuntanın dokunulmazlık havasını pekiştiren iktidar bu saatten sonra konuyu uyutmak zorunda. Ta ki, geniş bir uzlaşma ile YÖK değişiminin gerçekleşebileceği iklim oluşana kadar. Çünkü bu çap, çapraz bağlantılarla karmaşıklaşmış büyük fitneleri aşmaya yetmez. Oysa Türkiye'nin boğuştuğu doğal veya yapay pek çok fitne düzeneği gücünü çapraz bağlardan alırlar.
Örnek, dün değindiğim Aron Liel tuzağı... Adam İsrail adına "Erdoğan'ın İslamcılığı tam da bizim istediğimiz şeydi" diyor.
Aynı tür beyanları İsrail Cumhurbaşkanı da dile getirmiş, bu iktidar ile çok iyi anlaştıklarını söylemiştir. Ama 28 Şubat'ın ruhunu okuyanlar bilir ki, aynı İsrail Erdoğan'a hakaret edebilen YÖK'ü de çok sevmektedir. Bu çapraz bağlantı, insana YÖK ile hükümet arasındaki kavganın bile bir tezgah olabileceğini düşündürtse yeridir. Sanki iktidar YÖK sultasını güçlendirme tasarısında figüran olmuştur. Şu anki görüntüsüyle uğradığı bozgunu da içine sindirmiştir.
Adalet ve Kalkınma Partisi'nin üst yönetimi herhalde bu ihtimali hesaba katamayacak kadar zeka yoksunu değildir. Ama iktidar aşkı öyle bir ateş ki, insanı karanlık ve şüpheli dostlarla nikaha mahkum edip tuzağa düşürür. Koynunuzda beslediğiniz "ajan"lar sizi hasmınızın sazıyla oynatır...
Allah uyandırsın.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|