kapat
26.09.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ
limasollu
TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL



GREENCARD

HINCAL ULUÇ


Hıncal harikalar diyarında.. Ya siz..

İnanın kendimi Alis'in ülkesinde zannettim dolaşırken.. Üstelik zamanım kısaydı.. Üstelik bir başka görevle hızla dolaşmam gerekiyordu. En güzel, en ilginç sunumu yapan galeriyi belirleyecek oylardan biri de benden istendiği için..

Gene de iki saatin nasıl geçtiğinin farkında olmadım.. Gene de galeriler kadar tek tek resimlere, heykellere daldım.. Rüyalara daldım..

Nasıl keyifli, nasıl güzel, nasıl anlatılası dakikalardı onlar.. Ve kapıdan çıkarken.. Ve bütün gece.. Ve hatta ertesi sabah kalktığımda kendimi nasıl iyi hissettim..

Bu serginin sonunda (Şimdilik) iki de eserim olacak.. İki enfes İstanbul tablosu.. Birisi Kafkasyalı hemşerim Faruk Cimok'un.. Önde güvercinler, arkada Eyüp Sultan evleri.. Ortada yağmurlu, ıslak bir meydan.. Nasıl alıyor kendisini içine..

Faruk yemin verdiriyor, "İlle de bir tane seçeceksin" diye..

Sergi bitince bu tablo Sabah'taki odamda olacak.. Fikret Otyam, Ertuğrul Ateş ve Gürhan Yücel'in yanında..

Bir de Paolo Bigazzi'ye takıldım.. İstanbul ressamı bir İtalyan.. Kız Kulesi çizmiş, Ortaköy camisini çizmiş.. Dolmabahçe çizmiş.. Ama ben Ayasofya'nın başında çakıldım kaldım. İnanın anıtın kendisine bakarken bu kadar etkilenmemişim.. Ne görkemli bir Ayasofya tablosudur bu.. Radi Dikici burada gezdiriyor beni.. "Kırmızı puanı koy" dedim.. "Bunu alıyorum.."

Akıl almaz ucuz Bigazzi'nin resimleri.. İtalya fiatının yarısı, hatta dörtte birine satıyormuş burda.. Bir, Türkiye'de yayılmak için.. İkincisi "Milleti resim almaktan korkutmamak gerek. Ne kadar eve girersek, o kadar piyasamız olur" diyormuş. Mantıklı.. İşte oldu bile.. Bu Bigazzi, bu Ayasofya da, evimde, salonumda, şöminenin üstüne asılacak..

Fahir Ağabey'i (Aksoy) gene kaçırdım.. Baba dostu Aksoy ben gelmeden az önce gitmiş.. Asırlık bir çınar.. Ama nasıl çocuklar gibi çiziyor.. Kırmızı trenler, yeşil trenler tam çocukların hayal dünyasında gidiyorlar.. Balıkesir'de yaşıyormuş. Atölyesi gençlerle tıklım tıklımmış. Resmi onlara sevdiriyor, öğretiyormuş.. Sen çok yaşa e mi, Fahir Ağabey..

Tabii Hikmet Karabulut'un köşesini buldum ille de.. Geçen yıl bayılmıştım onun Fransa kırsalını anlatan tablolarına.. Bu defa yakına girmiş.. Meyveler, saksılar çizmiş.. Al meyveyi ye.. "Yedim zaten" diyor.. Balıklar çizmiş, onları da yemiş, "Bu kadar güzel balığın tadı da güzel olur" diyerek.. Yok canım süs balığı değil.. Balıkçıdan aldığı deniz balıkları.. "Renkleri durmuyor değişiyordu. Bu yüzden buzluğa koydum. Bu defa kafaları dikildi.. Herkes soruyor, 'Bu balıkların kafaları neden dik' diye.. 'Buzluk balığı da ondan' diye izah etmek zorunda kalıyorum" diye tatlı tatlı anlatıyor. Saksıdaki çiçeğe daldım, nerdeyse koklayacağım.. "İşte en zor resmim bu oldu. Bu meret bitki öyle hızlı büyüyor ki.. Tomurcuğu resmederken, yatıyorum, sabah kalkıyorum. Çiçek açmış.. Haydaa resim değişiyor. Baktım olmayacak.. Hızlı çalıştım, büyümeden, değişmeden bitirdim.." Öyle sansın Hikmet.. Saksı öyle canlı ki, duvarda da büyür.. Hani neydi?.. Dorian Gray'in portresi gibi..

Ahmet Yeşil.. Bu ne ince iş, bu ne sabır.. Işıklar, gölgeler ve renklerle ipler, ipler ipler.. Bakarken büyüleniyor insan..

Fuat Acaroğlu.. Genç hocalarımızdan.. Hani bereket tanrısı var, boyundan büyük teşkilatı ile.. En çok satan turistik anahtarlıktır Türkiye'de.. Onun serisini yapmış, sisler arasında.. "Bu Priamosun kız kaçırması" diyor.. Kızı ve kendisini seçmek zor, ama esas unsur.. Aman tanrım..

Ayten Yetiş Doğu.. Resimler çok farklı.. Ama renklerle oluşturduğu bir üslup var.. Bu mavi ve yeşilleri yakından görmek gerek..

Zafer Erkan'ın fırçası kadın üzerine.. İçten bir erotizm var, Saydam geçişler serisinde.. Ben 3 numaraya bayıldım en çok..

Şahin Paksoy.. Renkler, figürler nasıl rüyasal kaynaşmış..

Serap Demirağ'ın üslubuna da bayıldım. Kendisine has bir sunuş yaratmış.. Her resmi "Bana bak" diyor insana.. Gidince anlayacaksınız ne demek istediğimi..

Fikret Mualla.. Bir efsane.. Binlerce çizmiş. Bir şişe şaraba bile çizmiş.. Bu yüzden en çok taklidi olduğu iddia edilen ressam.. Bakıyorum resimlerine ve soruyorum.. "Fikret Mualla'nın aslı ile taklitlerini ayırmak mümkün mü?.."

El cevap

"Çok kolay.. Uzun uzun yapılan bir resmi taklit etmek kolaydır. Ama hızlı çizilen tabloyu kopya etmek dünyanın en zor işidir, bu yüzden taklit hemen anlaşılır. Mesela şu tablo 40 dakikada yapılmış.. 40 yıl artı 40 dakika tabii.. O zaman en uzman sahtekarlar bile kolay taklit edemezler.."

Ve çağdaşlar yanında bir de "Ustalar" var tabii.. "Ustaya saygı" köşesinden başlayarak.. Türk resminin tarihine bakar gibi oluyorsunuz.. Adı bilinen kim varsa orda.. Burda saymam gereksiz.. Lisedeki resim hocam Eşref Üren'in bir tablosu ile karşılaşmam, hoş, ama hüzünlü oldu. Öteki resim hocam Duhter Hızal nerelerde acaba?.. O da iyi resim yapardı, hatırladığım kadarı ile.

Bu sergide geçen yıla göre, heykel ve seramikler daha fazla.. Birsen Şenoğlu Canbaz'ın kırmızı biberleri insanın ağzını sulandırıyor. Ne ilginç desenler, stiller yaratmış Birsen, biberle..

Yazmak, daha yazmak, hepsini yazmak isterim aslında.. Yazamadıklarım gücenmesin. Hızlı geçiş bu kadar oldu. Hemen de yazmak zorundaydım.. Çünkü bu, Lütfi Kırdar'ın alt kapısından giren herkesi Harikalar Ülkesi'ne götürecek sergi pazar akşamı kapanıyor.. Cumadan yazmalıyım ki, gençler, aileler, özellikle çocuklu aileler, hafta sonu programlarını Art İstanbul için yeniden yapsınlar.. En az 3 saat ayırıp, her iki katı da, sindire sindire gezsinler..

Hayatınızda hiç resim sergisine gitmediniz mi?.. Daha da iyi.. Gidin ve başlayın..

80 galeri.. Yüzlerce ayrı üslup, binlerce eser.. Birileri sizin zevkinizi yakalayacak mutlak.. Mutlak bazılarının önünde çakılıp kalacaksınız..

Zevkler ve renkler üzerine harika bir "Karar" ortamı herkes için..

Kapıdan çıkarken hissettikleriniz, neler kaçırdığınızı ifade edecek size..

"Güzel sanatların en güzeli, güzel yaşama sanatıdır" der Fransızlar..

Güzel yaşamın yolu da, günlük yaşamdan zaman zaman çıkıp, böyle rüya alemlerinde dalmaktan geçiyor..

Bu hafta sonunu Art İstanbul'da geçirirseniz eğer.. Resimlere derin derin bakarsanız.. Sanatçıların çoğu orda.. Çekinmeden onlarla konuşursanız hele..

Bakın yemin ediyorum, pazartesi sabahı ilk işiniz bana "Teşekkür" e-maili ya da faksı çekmek olacaktır.

Yasemin'e özel not İrem'i bu hafta sonu bu sergiye götürmezsen, pazartesi sabahı işe gelme, tamam mı?..

Osmanlı Macunu diye bir şey..
Yani yerde görseniz, üzerine basmak istemezsiniz.. Öyle çirkin görünüşlü bir şey.. Hani çamurlu ılıcalar vardır, surata sürerler, deriyi gençleştirir diye.. En çok ona benziyor.. Adam dükkanın önüne çökmüş, bir tencerede bu çamur.. Elinde minik plastik kaşıklar.. "Bir tadın.. Tatmadan geçmeyin.. Her derde deva Osmanlı Macunu" diye davet ediyor.. Beni ismen çağırdı..

"Hıncal Ağabey şundan bir tat" diye.. Öyle ısrar ediyor ki, artık zehir olsa yenir, hani.. Kaşığı aldım, ağzıma soktum.. Bir yandan da "Çıkarmam gerekirse en yakın neresi" diye araştırıyorum ki, durdum.. Ağzımda garip bir lezzet.. Yuttuktan sonra kalan aroma da bir başka güzel..

"Ver" dedim, "Bir kavanoz!.. "

Kavanozu paket ederken kulağıma uzanıp fısıldadı..

"Geceleri rekor kırdırır.. "

Sonra elini kaldırıp, fanatik futbol taraftarlarının en sevdikleri işareti yaptı..

"Beş.. Beş.. Beş.. "

Ben de tedbirli teknik direktörlerin açıklamasını yaptım..

"Bir olsun, bizim olsun.. "

Efendim bu Osmanlı Macunu Mısır Çarşısı'nda Zencefil Aktar'da yapılıyor ve satılıyor..

Bakın duvarlarına astıkları levhada nelere yaradığı nasıl anlatılıyor "Yorgunluk, bitkinlik, halsizliğe, kansızlığa, iştahı açmaya, sırt ve kalça ağrılarına, mideyi temizler, kalbe ferahlık verir, dimağı kuvvetlendirir, aklı ve zekayı artırır, vücuttaki yelleri temizler. Devam edilirse menfaati müşahede edilir.

İnşallah..."

Sondaki "İnşallah"a kadar her şey bizim anayasa gibi.. Hani bir yığın vaadden sonra"Devlet bunu gücü ölçüsünde yapar" maddesi var ya.. Aynen o.. "Bunları yapar, İnşallah.."

Sordum.. Vücuttaki yeller, bağırsak gazları.. Gazı alırmış.. Devam edilirse müşahede edilecek menfaat işte o viagra etkisi olmalı..

Şimdi neden yapılıyor bu Osmanlı Macunu derseniz, vallahi ben yazmaya üşenmedim.. Siz de üşenmezseniz okuyun.. İşte bir bölümü de "Baharat yolu" ile dünyanın kırk yerinden gelen baharatın listesi..

"Çörekotu tohumu, Tarçın, Kereviz tohumu, Anason, Turp tohumu, Sarı halile, Zulumba, Çöven, Mazı, Burçak tohumu, Keten tohumu, Ginko, Ginseng, Deve dikeni tohumu, Darı fülfül, Kebabiye, Akırı kahra, Havuç tohumu, Poy tohumu, Kara halile, Kına kına, Yıldız anasonu, Topalak, Kimyon, Çakşır kökü, Kakule, Ravent kökü, Ekinasya, Zencefil, Karanfil, Udi hindi, Isırgan tohumu, Şalgam Tohumu, Muscat, Besbase, Centiyane, Andız kökü, Hıltan tohumu, Kişniş, Keçi boynuzu tozu, Mürsafi, Zerdeçal, Deve dikeni.

SEVDİĞİM LAFLAR
Bir şeyi başarabilmek için, önce onu gerçekleştirdiğinizi hayal etmelisiniz.

Alex Morrison

TEBESSÜM
Beyaz Atlı Prens Kanunu; Prensi bulacağım diye çok kurbağa öpülür.

BİZİM DUVAR
Memurun en sevdiği makam; Hüzzam.

(Ünal Turgut)


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
Destek Paketi

Sizinkiler
Sarı Sayfalar
GreenCard
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır