|
 |
|


Bütün "tabelalar" onun
Önce, eski bakanlardan Lütfullah Kayalar'ı aradık. Yerinde yokmuş, not bıraktık.
Sonra Adalet Bakanı Cemil Çiçek'e telefon ettik
- Sayın Bakan... Erdoğan Akdağ kim?
- Siz şu anda neredesiniz?.. Yoksa Yozgat'ta mısınız?
- Hayır... Yozgat'ı yarım saat önce geçtik.
- Erdoğan beyi neden sordunuz?
- Sayın Bakan... Yozgat'ta adım başı bir Erdoğan Akdağ tabelası... Erdoğan Akdağ lisesi... Erdoğan Akdağ Öğrenci Yurdu.
- Doğru... Düzgün bir hemşehrimizdir... Hayırsever bir işadamıdır... Sağolsun, varolsun, Allah uzun ömür versin.
****
Lütfullah Kayalar "cevaben" aradı.
- Yerimde yoktum... Notunuzu şimdi aldım... Bir şey mi vardı?
- Yozgat'tan geçiyorduk da... Tabelalar... Erdoğan Akdağ... Onu soracaktık.
- Tanımıyor musunuz?.. Hemşehrimizdir... Düzgün bir insandır... Hayırseverdir... Kendisini okul yapımına adamıştır.
****
Ve tanıştık.
Biz "tanıştığımıza memnun olduk" deyince...
Erdoğan bey güldü
- Sizinle 1972'de Almanya'da bir toplantıda tanıştık... Sonra birlikte yemek yedik... Yanımızda şu, şu, şu kişiler de vardı... İşte birlikte resimlerimiz.
****
Kayseri-Erciyes Üniversitesi'nin 4.000 öğrencisi Yozgat'ta okuyor.
Bu 4.000 öğrenciden, "2.500'ü, Erdoğan Akdağ'ın yaptırdığı" fakültelerde.
Şimdi "bir yenisini daha" bitirmiş.
Ve Başbakan'a mektup yazmış
- ...... inşaatını bitirdiğim İktisadi ve İdari Bilimler fakülte binasının, Erciyes Üniversitesi'ne teslim törenine şeref vermenizi...
Tören "Başbakan'ın uygun göreceği tarihte" olacak.
Ancak "25 Eylül ile 10 Ekim arasında" olması kaydıyla.
Zira "bu öğretim yılına açılmış olacak."
Böylece, Erdoğan beyin yaptırdığı fakültelerde okuyanların sayısı bin kişi daha artacak.
3.500'e çıkacak.
****
Erciyes Üniversitesi Senatosu "iki jest" yapmış.
Yozgat'taki kampüse "Erdoğan Akdağ Kampüsü" adını vermiş.
Ayrıca...
Erdoğan Akdağ'a da "fahri doktora."
Akdağ, dört yıldır, Fen-Edebiyat Fakültesi'nde öğretim görevlisi.
****
Erdoğan Akdağ İlköğretim Okulu... 12 derslik.
Serpil Akdağ Lisesi... 18 derslik.
Erdoğan Akdağ Anadolu Öğretmen Lisesi... Bin öğrenci kapasiteli.
Kendi adına okul, annesinin adına okul, eşinin adına okul.
****
Babasının adına "külliye" yaptırmış
Bahri Akdağ Cami ve Külliyesi.
Bin kişilik cami.
İmam lojmanı.
Okuma odası.
Külliyenin voleybol sahası bile var.
Futbol sahası, basketbol sahası da.
****
Erdoğan Akdağ Şadırvan ve Çarşısı.
13 dükkan mevcut.
Erdoğan Akdağ Polis Karakolu.
Tabii "lojmanlı."
Yozgat-Esenli'de Erdoğan Akdağ Halıcılık Okulu.
Dedik ya...
Her yerde bir "Erdoğan Akdağ" tabelası. Gündoğdu köyüne "içme suyu getirilmiş." "Su deposu" da Erdoğan beyden.
"Su şebekesi" de.
****
"Hizmetlerinin" hangi birini anlatalım, "Fakülte isimlerinin" hangisini sayalım.
İsterseniz "yılda yüz öğrenci okuttuğunu" söyleyerek, bu "kahramanın" portresini tamamlayalım.
Bravo ona...
"Doğduğu topraktan" kopmadığı için.
Bravo ona...
"Eğitim... Önce eğitim... Varlığım eğitim uğruna feda olsun" dediği için.
Tebrikler... Teşekkürler
Erdoğan Akdağ.
1937, Yozgat doğumlu.
Liseyi bitirene kadar Yozgat'tan ayrılmamış. Sonra "ver elini Almanya."
Braunschweig Teknik Üniversitesi'ni bitirmiş. Makine yüksek mühendisi olmuş.
Amerika'da ihtisas yapmış. Otomarsan'da direktörlük, Has Holding'de koordinatörlük görevlerinde bulunmuş.
Tekrar Almanya'ya dönmüş.
Bir Alman firmasının genel müdürü olarak.. 1973'te ise YİBİTAŞ'ın temelini atmış.
19 şirket ve 15 fabrika ile ekonomiye hizmet veren holdingin.
Ve 27 yıl tüm şirketlerin Yönetim Kurulu Başkanlığı'nı yapmış.
Bu arada "devlete" de çağrılmış.
"Devlet Sanayi ve İşçi Yatırım Bankası'nın Genel Müdürlüğü'ne getirilmiş.
Şimdi ise...
Onun işi "hayır yapmak."
Yozgat Belediye Meclisi bu "hemşehrisine" teşekkür etmek istemiş.
Yozgat'ın en büyük mahallesine onun adı verilmiş
"Erdoğan Akdağ Mahallesi."
Cumhurbaşkanları, başbakanlar "plaket" vermişler, "rozet" vermişler.
****
- Sizi kutluyoruz sayın Erdoğan Akdağ.
- Kutlanacak ne yaptım ki?.. Öteki dünyaya kim ne götürmüş, ben ne götüreceğim?.. Çocuklarıma birkaç apartman az bıraksam ne olur?.. Ülkemin çocukları 70 kişilik derslikte okurken, ben geceleri nasıl rahat uyurum?.. Yarın Allah'a nasıl hesap veririm?
Erdoğan Akdağ'dan telefon anıları
Almanya'da öğrenciyken, pazar günleri sabahın köründe postaneye giderdim. "Türkiye'nin Yozgat iliyle konuşacağım" derdim. "Evimizin telefonunu" verirdim. Ve akşama kadar beklerdim.
Herkes aradığı yerle, anında telefonla konuşurken, ben ancak geceyarısına doğru konuşabilirdim. Öyle zoruma giderdi ki.
Aradan seneler geçti. Ankara'da, işimin başındaydım. Bir sabah sekreterime "kızım, Yozgat'ı ara" dedim
- Yıldırım olsun... Çabuk bağlansın.
Daha sonra "en iyisi Yozgat'a gitmek" diye düşündüm. Otomobile bindim, Yozgat'a gittim, işimi halledip döndüm. Akşam saatlerinde telefonum çaldı. Sekreterim çıkmıştı, telefonu ben açtım. PTT'den arıyorlardı
- Beyefendi, yıldırım olarak Yozgat'ı istemişsiniz... Bağlıyoruz.
"Gerek yok" dedim
- Siz bağlayana kadar ben Yozgat'a gidip, geldim.
Babasının oğlu
Atatürk bir gün çevresine "hazırlanın" demiş
- Anadolu'ya gidiyoruz.
Kırşehir'e doğru yola çıkılmış.
Ve bu sırada kar başlamış.
Atatürk, şoföre "Yozgat yoluna sap" demiş.
Yozgat yolunda "Çiçekdağı" var.
Çiçekdağı ilçesinin "adını aldığı" yüksek dağ.
Ata'nın otomobili Çiçekdağı'nda, kara saplanmış.
O tarihte ne cep telefonu var, ne araç telefonu.
Haberleşmek bir sorun.
Neyse, Yozgat Valisi'nin durumdan haberi olmuş.
Olmuş olmasına ama, Vali'nin makam aracı da "o havada yola çıkabilecek bir araç değil."
Yozgat'ta "karda, kışta yürüyebilecek" tek araç var
Nakliyeci Bahri beyin aracı.
Vali Baran ile Nakliyeci Bahri birlikte yola çıkmışlar.
Çiçekdağı'na tırmanmışlar.
Atatürk'e ulaşmışlar.
Ve onu "sağ, salim" Yozgat'a getirmişler.
Ata teşekkür etmiş ve sormuş
- Nakliyeci Bahri... Benden bir şey iste."
- Sağlığını isterim Paşam.
Paşa, sarılmış, nakliyeci Bahri'yi öpmüş.
Ankara'ya dönünce de ona bir "teşekkür yazısı" göndermiş.
İşte bu "Nakliyeci Bahri", Yozgat'a okul üstüne okul yaptıran hayırsever işadamı Erdoğan Akdağ'ın babası Bahri Akdağ.
- Büyük Atatürk bu milleti okuttu... Babam, beni Almanya'larda okuttu... Şimdi görev bende... Ben de Yozgatlılar'ı okutacağım.
Okul duvarlarına kazınan aşk
Eskiden, yurt dışına çıkmak, dışarıda iş yapmak şimdiki kadar kolay değildi.
"Maliye'ye" gitmek gerekiyordu.
"Hazine'den" izin alınıyordu. Yozgatlı Erdoğan Akdağ, Almanya'ya gitmek için zaman zaman "Hazine"ye uğrayınca... Orada "muhasebe bölümünde" çalışan, Yozgatlı bir kızla tanışmış
Serpil Uyar'la.
Önceleri "döviz işlerini" konuşurken... Zamanla "gönül ilişkileri" başlayıvermiş.
****
Erdoğan Akdağ "Demokrat Parti geleneğinden gelen" bir ailenin oğlu.
Babası, Yozgat'ta DP'nin kurucusu.
Ama sevdiği kızın ailesi "CHP'liymiş." Veli Uyar'ın (CHP Yozgat Milletvekili... Yozgat Senatörü) kızı.
Aşk, bütün engelleri aşar.
Onların sevgisi de "parti farklılıklarını" aşmış. Nikah masasına oturmuşlar. Nikah şahitleri
TBMM Başkanı Fuat Sirmen ile Başbakan İsmet İnönü.
"İki düğün" yapmışlar.
Biri Ankara'da. Diğeri Yozgat'ta.
İki çocukları olmuş. Erdoğan bey "mesleğinde ilerlemiş... İşini büyütmüş."
Bir ara devlet "gel, sana ihtiyacımız var" demiş. Demirel'le, Özal'la birlikte çalışmış. Ve 1987'de, Marmaris'ten Ankara'ya dönerken...
Denizli yakınlarında trafik kazası geçirmişler. Eşi, arka koltukta oturuyormuş. Kaza sırasında başını ön koltuğa çarpmış. Boyun kemiği kırılmış.
Tam dokuz yıl "tekerlekli iskemleye" mahkum olarak yaşadıktan sonra... 1996'da ölmüş.
****
Erdoğan bey, deliler gibi sevdiği eşi Serpil hanım trafik kazasından sonra felç olunca...
Demiş ki
"Mal da yalan, mülk de yalan...."
Ve karar vermiş
- Çocuk okutacağım... Eşimin adını okulların duvarına kazıyacağım.
O gün, bugündür "okul yaptırıyor."
- Daha da yaptıracağım... Son nefesimi verene kadar yaptıracağım.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|