|
 |
|


Siyaset şenleniyor
Kamuoyu şu sıralar Irak ve ona bağlı gelişmelere odaklandığı için, siyaset gazetelerin iç sayfalarında küçük haberlere hapsedilmiş durumda.
Oysa gelecek ay büyük kongrelerini toplayacak üç partide ilginç gelişmeler yaşanıyor.
MHP'den başlayalım. 12 Ekim'de yapılacak büyük kongreye sadece üç hafta kalmış olmasına rağmen Bahçeli aday olup olmayacağını hâlâ açıklamadı. Sorulara "Aday olmam için arzu ve ısrarlar bulunmaktadır. MHP'yi tekrar iktidar alternatifi haline getirmek için sorumluluğumuzun bilinci içinde hareket edeceğiz" demekle yetiniyor.
Diğer adaylar ise Bahçeli'yi 3 Kasım gecesi verdiği "Çekiliyorum, bir daha aday olmayacağım" sözünün arkasında durmaya çağıran zehir zemberek açıklamalar yapıyorlar. Örneğin Ramiz Ongun, "100 askerinden 60'ını kaybetmiş komutana, eğer kurşuna dizilmezse, bir daha görev verilmez" diyor. Koray Aydın, erken seçim sürecini başlatan 2002 Ağustos'unda Tekir Yaylası'ndaki o ünlü "hodri meydan"ını hatırlatıp, "Bu kadar stratejik hata yapan bir liderin artık kenara çekilmesi gerekir" demeye getiriyor.
Töre tehdidi hortladı
Bu söz düellosu dün MHP Genel Başkan Yardımcısı Ercüment Konukman'ın bir çıkışıyla iyice sertleşti. Konukman dedi ki, "Koray Aydın'ın aday olması töreye aykırı!"
Ve herkes irkildi. Çünkü açık bir tehditti bu. Töreye uymayanın başına neler gelebileceğini gösteren ve belleklerde olanca canlılığıyla duran bir örnek vardı Sadi Somuncuoğlu. 2000 Nisan'ında parti kararına rağmen Cumhurbaşkanlığı'na adaylığını koymaya kalkınca, "Töreyi çiğnediği" gerekçesiyle Meclis bahçesinde MHP'li milletvekilleri Cemal Enginyurt, Şefkat Çetin ve Ahmet Erol Ersoy tarafından tekme tokat dövülmüştü. Şimdi üçü de 21 yıla kadar hapis istemiyle yargılanıyor.
Rahmetli Özal'ın hoşgörü temelleri üstünde kurduğu ANAP kökenli, üstelik de bilim adamı (profesör) olan Konukman'a bu tür gözdağları vermek hiç mi hiç yakışmıyor.
Gelelim CHP'ye. 23-24 Ekim'deki kurultaya sunulacak raporun yazımı tamamlandı. Parti Meclisi'nin beş "muhalif" üyesi, Adnan Keskin, Haluk Özdalga, Erol Tuncer, Aykut Oray ve Hidayet Uras rapora sert suçlamalarla dolu "şerh"ler koydular "CHP hukuk kurallarına göre değil, buyruklarla yönetiliyor... Parti programının içi boşaltıldı, CHP sol parti olma niteliğini yitirdi... Kurultayı dikensiz gül bahçesi yapmak için naylon üyeler kaydedildi..."
Tüzüğe göre -tabii değiştirilmezse ya da engellenmezlerse- muhalefet şerhi koyan üyelerin kurultayda söz alma hakları var.
Böylece "dikenler" CHP platformlarında son kez kürsüye çıkmış olacaklar. Çünkü bu beş muhalifi görecek gözü olmayan Baykal, "uyumlu" bir Parti Meclisi oluşturmak için, kurultaydaki seçimleri blok listeyle yaptıracak. Kolaysa delin. CHP artık tek ses, tek şefli olacak!
Hayalet muhalifler
CHP gibi AK Parti de bir kazaya uğramamak için "önlem" üstüne önlem alıyor. Örneğin olağanüstü kongre çağrısı koşulları ağırlaştırılıyor. Böyle bir girişim için gerekli imza sayısı toplam delegelerin beşte birinden üçüne çıkarılacak. Ayrıca 12 Ekim'deki büyük kongrede çarşaf liste yerine blok liste sistemi uygulanacak.
Tüzük değişikliği çalışmaları, "Olmayan muhalefete karşı önlem" diye yorumlanıyor. Ama doğru değil. İl kongrelerinin sonuçlarına bakınca, Erdoğan ve arkadaşlarının kaygılarının nedenini bulmak mümkün En az 30 ilde yönetim Milli Görüşçüler'in eline geçti.
O gömleği çoktan üstünden çıkarmış olan Erdoğan, Erbakan Hoca'nın köstebeklerini Balgat'taki AK Parti Genel Merkezi'ne sokmasına seyirci kalabilir mi?
Mesajlarınız için:
esafak@sabah.com.tr
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|