kapat
24.09.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ
limasollu
TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL



GREENCARD

SAVAŞ AY


Yine polisler üzerine!..

Mektubu yollayan bir sanayici. İçten, düz, tartışılabilir bir mektup. Lâkin tepeden tırnağa sıcak, insan kokan bir mektup. Birlikte okuyalım mı.

"Savaş Kardeş... Çocukluğum, karakollarda geçti. Babam bir polisti çünkü... Doğru dürüst bir akşam yemeğini ailece yediğimizi hatırlamıyorum desem, yalan olmaz... Ay sonunu getirmek, borçları ödemek için annemin mücadele verdiğini, o zamanlar çocuk da olsam hala unutamam... Bir aile reisini gözünüzün önüne getirin... Karısı ve iki evladı için çırpınan, onların mutluluğu, eğitilmeleri, topluma faydalı birer şahsiyet olmaları için, gece gündüz çalışan bir babayı gözünüzün önüne getirin... Bundan daha doğal bir şey olamaz diyeceksiniz... Ama öyle değil... Eğer aile reisi polis ise işler daha da zor oluyor. Bunu ancak yaşayan anlar...

Babam öyle diyor!..
Babamla ilgili unutamadığım bir anım var. İzmir Gazi İlkokulu 4. sınıf öğrencisiydim. Bir gün, annem 'Şark hizmeti görevi sebebiyle Siirt'e tayinimiz çıktığını, İzmir'den taşınmak zorunda olduğumuzu, ama benim ilkokulu bitirene kadar, amcamların yanında kalmam gerektiğini' anlattı.

Bir Siirt hikâyesi
İlkokul 5. sınıfı amcamların yanında kalarak bitirdim... Daha sonra Siirt'e ailemin yanına gittim... Babam trafik büro amiriydi. Okul çıkışlarında, doğru onun bulunduğu makama gidiyordum... Yine öyle bir gündü... Okuldan çıkmış, babamın görevli olduğu binaya gelmiştim... Oradaki memurlarla sohbet edip, babamın odasına geçtim. Çalışma masasından kalkıp beni kucakladı ve öptü, sonra 'gel oğlum otur biraz, yarım saate kadar çıkıp eve gideriz' diyerek beni masanın yanındaki sandalyeye oturttu... Bir an ona baktım ve 'Bu yakışıklı adam neden böyle pala bıyık bıraktı acaba' diye bir soru geçti aklımdan. Sonradan anladım ki, o bölgenin şartları böyleymiş!..

Şıh Efendi demiş ki!
Neyse, aradan 15 dakika geçti geçmedi, kapı çaldı... İçeri bir memur girdi ve 'başkomiserim falan falan sizle konuşmak istiyor' dedi. Ben hiçbir şeyin farkında değildim, çocuktum! Pala bıyıklı bir adam ve yanında 2 kişi içeri girdiler, konuşmaya başladılar. Konuşmaların neticesinde, babam (nur içinde yatsın) adamları tersleyerek, sinirli bir şekilde adeta kovalar gibi odadan dışarı çıkardı. Yıllar sonra, büyüdüğümde, bu konu açıldığında, öğrendim ki; gelen adam, o bölgede çok sayılan bir şıhmış ve ehliyet almak istiyormuş. Yanında bir kutu altın getirmiş ve babam onu kovalamış... Bu benim şahit olduğum küçücük bir anı... Bize söylediği bir şey aklımdan hiç çıkmaz 'hayatta en büyük zenginlik, alnınızın açık olmasıdır çocuklar!' lafıdır.

Temelinde ne var?
Bunlar nereden aklıma geldi? Geçen haftalarda İstanbul'da trafik polislerinin birbirini vurmaları olayını duyduğumda, içim burkuldu... Canım acıdı... Ertesi gün, SABAH gazetesi yazarı Necati Doğru ustayı okuyunca kalbim kanadı... Yazılarını saygı ve sevgi ile okuduğum usta gazeteci rüşvetçi, torbacı diye anlatmış o insanları. Böyle olmadığını biliyorum. 'Polislik insanlık, uygarlık ve şehir mesleğidir. Temelinde iyilik etme, koruma, kollama, yol gösterme vardır. Halktan aldığı maaşla ailesini geçindiren memurun o parayı veren halk arasında alnı açık, yüzü ak, göğsü gergin dolaşabilmesi, işine hile, hurda, rüşvet karıştırmaması temel hedeftir, türü söylevler, iyiniyetli kulağa hoşluk veren konuşmalar olarak kalacaktır' diyor Necati Bey. Buna katılmıyorum. Polislik zor, özveri isteyen bir meslektir. Bunu anlatmak çok zor. Ancak yaşayan anlar..."


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
Destek Paketi

Sizinkiler
Sarı Sayfalar
GreenCard
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır