|
 |
|

YAVUZ SEMERCİ
Dolar yükselecek mi?
Ekonomik göstergeleri peş peşe sıralamak anlamsız. Yatırım ortamında hareket yok ama makro göstergeler olumlu. İhracat, enflasyon, faiz dışı fazla, ithalat, ödemeler dengesi ve bütçe gerçekleşmeleri şimdilik hedefler doğrultusunda oluşuyor.
Beklenmeyen, öngörülmeyen gelişme döviz cephesinde yaşanıyor. İhracatçılar, doların 1 milyon 350 bin lira seviyelerine inmiş olmasını, "TL aşırı değerlendi" iddiasıyla tehlikeli buluyorlar.
Merkez Bankası'nı "Enflasyon ile mücadele için döviz kurunu düşük tutuyor" diyerek eleştiren bile var.
Geçmişte TL'nin aşırı değerli olduğu dönemler yaşadık. O günlerde enflasyonun düşmediğini hatırlatalım. 4 aydır fiyatlar artmıyor tam tersi binde oranlarda iniyor. Bunun altında tek başına "değerli TL" aramak doğru değil.
Merkez Bankası'nın döviz rezervleri 33 milyar dolar gibi rekor bir seviyeye çıktı. Çünkü piyasadan, fiyatlardaki aşırı oynamayı engelemek ve/veya rezerv artırmak amacıyla döviz alan tek kurum Merkez Bankası.
İhracatçılar için kötü haber
8.5 milyar dolarlık uzun vadeli (4 yılı ödemesiz, 10 yıl) düşük maliyetli (yüzde 5) ABD kredisi, TL'ye olan güveni daha da arttıracak.
Kredi, her 4 ayda bir, 2.2'şer milyar dolar dilimler halinde Türkiye'ye verilecek. Bu durum, olası cari açıkları dengeleyecek, Hazine'nin daha az maliyetle uzun vadeli borçlanmasını sağlayacak.
Yurtdışı kaynaklı bu olumlu şok, döviz üzerindeki baskıyı daha artıracak. Merkez Bankası sadece aşırı oynaklığı engelleyecek müdahalede bulunacak. Ötesine karışmayacak.
Peki TL ne kadar değerli?
Orta ve uzun vadeli değerleri dikkate alınarak hazırlanan Reuters reel kur endeksine göre dolar 1989-2000 ortalamasından yüzde 25 daha değerli gözüküyor. Merkez Bankası reel kur endeksine göre, TL yüzde 35 değerli durumda.
Ekonomistler olaya farklı bakabilir. Ancak, dalgalı kur, IMF gözetiminde uygulanan ekonomik politikanın değişmez parametresi. Faiz politikasında ise belirleyici olan, kurlar değil, önümüzdeki dönemin enflasyon beklentisi.
Döviz kurlar için esnek band veya farklı müdahale önermek, günümüz politikalarının değişmesini istemekle eş anlamlı.
Dolayısıyla kur konusunda canı yananlar, dönemin kendine has işleyişine ayak uydurmak mecburiyetinde.
Ayrıca ihracatçıların düşük kura rağmen neden ayakta kaldığını açıklayan bir veriyi de hatırlatalım.
TL, dolar karşısında ortalama yüzde 30 değer kazanırken, dolar bazında ücretler yüzde 10 civarında düştü. Verimlilik ise ciddi oranda arttı. Eskiden 100 kişiyle yapılan iş artık 80 kişiyle yapılıyor. İhracatçılar bu nedenle düşük kurun zararlarından korundular. Ama ücret artışları, bu avantajın ortadan kalkmaya başladığını gösteriyor.
Şu anda ihracatın, ithalatı karşılama oranı yüzde 66 seviyesinde ve her ay 2 milyar dolarlık döviz açığı oluşuyor. Görünen o ki, ihracat hızı yavaşlayacak, ithalat artacak. Bu makas açılacak ve döviz talebi artacak. Ancak, dengeleri bozacak siyasi istikrarsızlık olmadığı sürece talep spekülatif bir atak şeklinde olmayacak.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|