kapat
21.09.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ
limasollu
TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ÅžANS&OYUN
ACİL TEL



GREENCARD

ALİ POYRAZOĞLU


Ben ve öteki ben...

Bütün gariplikler beni buluyor. Ya da seçtiğim meslekten dolayı böyle tuhaflıklarla karşılaşıyorum.

Geçen akşam oturmuşum TV'nin karşısına, "o kanal senin bu kanal benim.." zaplayıp duruyorum. Bir kanalda 22 yaşındaki halim çıkıverdi karşıma.. Eski bir filmim, konusunu bile unutmuşum. "Kim bu genç oyuncu.." diye bakıyorum... O genç oyuncu benimde, o ben bugünkü ben miyim? O günkü adamdan bugüne neler devroldu. Dünyaya nasıl bakar, neleri değiştirmek isterdim... Tutkularım neydi... Nasıl bakıyordum ikili ilişkilere, dostluğa, aşka... Bugün nasıl bakıyorum... İçimde dışımda, düşüncelerimde gerçekleşen değişim hangi duraklarda soluklanıp yoluna devam etti? Bugünkü bana doğru yürürken nerelerde durdum? Neler, kimler beni çok etkiledi? Neden koptum kimi dosttan, sevgiliden? İlişkilerimin başladığı andan itibaren değiştiğinin farkındaydım. Sürekli değişiyor herşey... Düşünceler, ilişkiler ve ten... Sürekli değişim yolculuğundayız.

Son duraktan sonra bile sürecek değişim...

Üç gün sonra başka bir TV kanalında eskiden oynadığım bir oyunun tamamı yayınlandı. "Bakayım şuna nasıl oynamışım? Bugün oynasam nasıl oynardım..." Uzaktan tanıdığım bir oyuncuyu izler gibi izliyorum. Bugün böyle oynamazdım. Başka türlü bakıyorum bugün oyunculuk sanatına... Yaşama.. İnsanlara... Olgulara... O günümden alıp bugüne taşıdığım bilgi, birikim, deneyler de var. Değişirken ayıklayıp geride bıraktıklarımız, süzdüklerimiz zaman zaman fırlatıp attıklarımız da... Arada bir temizlik yaparak, değişen dünyayla birlikte değişerek bugünkü "kendimizi" gerçekleştirme yoluculuklarındayız. Eski halim sinemada, televizyonda, gazetede karşıma çıktığı için ben çok sık karşı karşıya kalıyorum bu hesaplaşmayla. Neleri sürekli taşımışım, neleri çıkarıp bırakmışım... Bilinçaltımın karanlık odalarına neleri itip tıkıp yola devam etmişim. Ayrı yaşlardaki o hallerim birbiriyle ilintisi olmayan "adamlar" gibi geliyor bana. 20 yaşımdaki halimin 15 yaşımdakiyle uzak bir akrabalığı var, o kadar. 35 yaşım 20 yaşımla arkadaş. Onu anlamaya çalışıyor.

20 yaşım onunla arkadaş olmaya çalışan 35'lik halimi eleştiriyor. Hoşgörüyle yaklaşmaya çalışıyor. Ama yaptığı birçok şeyi de onaylamıyor. Herkes birbirinden çok ayrı duran değişik yaşlardaki hallerini barıştırıp, bir uyum yaratma peşinde geçiriyor ömrünü.

Son halimize bakıp "İşte yaşamımdan çıkardığım ebru, dokuduğum kanaviçe, bu" diyor.. Bunu ben yaptım. Bu benim işim.. Tamam içinde yaşadığım dünyanın, toplumun da bir sürü etkisiyle yaptım bu resmi.. Benden bu çıktı. Şimdi değişik yaşlardaki hallerimden bir kurul toplar, yaptığım bu 'ebru' konusundaki fikirlerini alırım. Umarım birbirlerine hoşgörü ve anlayışla yaklaşırlar... Her kafadan ayrı fikir çıkacağı kesin..

Kuşak çatışması dedikleri bu olsa gerek!

Birbirinden çok ayrıymış, farklıymış gibi duran şeyler yanyana geldiklerinde müthiş bir uyum yaratırlar. Birbirine çok yabancı olan unsurlar bir bütünün parçalarıdır.

Sana hiç benzemeyen aslında 'öteki sen'dir.

Kendini daha iyi anlayabilmek için ötekini çok iyi tanıman, anlaman gerekiyor. Yaşama farklı bakanlar, farklı seçimleri, inançları olanlar birbirini tamamlar.

Farklı politik bakışları farklı cinsel tercihleri olanları, değişik etnik kökenlerden gelenleri kucaklayabilmektir bizi bilge yapan. Birbirinden çok farklıymış gibi duran yorumlar bakışlar, cevaplar yanıtlanan soruyu daha anlaşılır kılar. İktidarın en büyük gücü esaslı bir muhalefet yaratmasında gizlidir. Farklı görüş, farklı bakış, yeniler.. Sorgularken gençleştirir. Ekiplerindeki muhalif bakışları iyi duyanlar, anlayanlar, o karşı sesleri itici bir güce dönüştürüp daha başarılı sonuçlara varırlar.

'Ebru'nun güzelliği değişik renkleri içiçe geçirebilmesinde, onlardan yeni renkler yaratmasında gizli değil mi? Suyun üstünde birbirine sarılmış renkler, tek başına duranlarla da el sıkışıp kağıdın üstüne yerleşirler. Ebru ustası fırçanın ucuyla iki de nokta yerleştirir üstlerine.. İçinde aykırılıklar taşıyan uyumdan daha mükemmeli olamayacağını kanıtlamak için..

Bireyler içinde, toplumlar içinde mutluluğa giden yol uyumdan, dengeden geçiyor. Dünyayla uyum içinde olabilmenin yolu da önce bireyin kendi içinde uyuma yükselmesinde gizli..

Hepimiz uygar, insan haklarına bireyin düşünme, davranma, yaşama biçimine saygılı bir toplumda yaşamak istiyoruz.. Sürekli kendini yenileyip mükemmelleştiren bir toplumda.. Çağdaş sivil toplumda yaşamanın tek yolu kendimizi karşı, zıt seslere duyarlı ve saygılı sivil bireylere dönüştürmekte gizli. Bir kişinin bile çok önemsenmesi gereken bir azınlık olduğunu, evreni farklı okuma ve yorumlama hakkının en kutsal hak olduğunu aklımızdan çıkarmamalıyız..


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
Destek Paketi
Sarı Sayfalar
GreenCard


Sizinkiler
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır