kapat
21.09.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ
limasollu
TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ÅžANS&OYUN
ACİL TEL



GREENCARD

MEHMET BARLAS


Biraz daha az sevsek ve daha özenli mi olsak?

Türkiye ile biz Türklerin ilişkisi, içinde sadizmin de, mazoşizmin de bulunduğu, bir kadınla bir erkek arasındaki aşk ilişkisi gibidir.

Hepimiz memleketimizi inanılmayacak kadar çok severiz.

Bazen fıkralara konu olur bu sevgiden kaynaklanan hasret öyküleri.

Bilirsiniz.

Uzun yıllardır Münih'te yaşayan Temel, bir TIR kamyonunun lastiklerini bıçaklarken, polisler tarafından yakalanmış..

SormuÅŸlar Temel'e

- Neden bu TIR'ın lastiklerini bıçaklıyorsun?

Temel öfkeyle cevap vermiş

- Görmüyor musunuz TIR'ın plakasını. Bu TIR Trabzon'dan geliyor. Lastikleri delip, memleket havası alıyordum!

Evet.. Memleketimizi çok severiz ama, O'nu aşağılamaktan, kötülemekten de garip bir zevk alırız.

Daha da ötesi. Memleketimizin doğasını kirletirken, onun "Memleketimiz" olduğunu hiç düşünmeyiz.

Hiç benimsemediğimiz, hatta soğukluk hissettiğimiz yabancı memleketlerin sokaklarına tükürmeyiz, yol işaretlerini kurşunlamayız.. Onların kara sularında, teknelerimizin sintinelerini denize boşaltmayız..

Ama galiba, "Benimdir, istersem döverim, istersem severim" diye düşünüp, Türkiye'nin topraklarını da, sularını da insafsızca yorar, kirletir, çirkinleştiririz..

Acaba vatan sevgimizin derinliklerinde, insan sevgisizliği mi vardır?

Örneğin Abdullah Cevdet 20'inci yüzyılın başında (1920), Avrupa'dan insan ithal edilerek, hem nüfus artışının, hem de ekonomik gelişmenin sağlanacağını önermiştir. (Bakınız Dr. Abdullah Cevdet - Yazarı Dr. M. Şükrü Hamioğlu Üçdal Neşriyat 1981)

Yani Türkiye'yi çok sevenler, kendileri dışındaki Türkleri pek fazla sevmediklerini ve hatta geri bulduklarını sık sık seslendirmezler mi?

Batı demokrasilerine hayranlık duyanların, "Bu demokrasi, bizim insanımız için bir lüks" dediklerini hiç duymadınız mı?

Ya da şöyle bir belleğinizi toparlayıp, sık sık duyduğunuz cümleleri hatırlayın

- Bu kafayla biz Avrupa'ya zor gireriz!

- Cahili, okumamışı bu kadar çok olan bir ülkeyi, Batı kendi arasına almaz ki!

- Bizim adam olmak için 40 fırın ekmek yememiz lazım.

Bu söylemlerin giderek "Vatanımı çok seviyorum, ama milletimi çok fazla sevmiyorum"a dönüşmesi, her an mümkün değil midir yani?

Bizler memleketimizi sever, tarihimizle övünmekten hoşlanırız.

Hepimiz ya Kanuni Sultan Süleyman'ın, ya da Fatih Sultan Mehmet'in torunları olduğumuzu vurgularız.

Ama hiçbirimiz, Deli İbrahim'in de torunları olduğumuzu düşünmeyiz.

Osmanlı'nın zaferlerini, fetihlerini kutsarken, Osmanlı'nın çöküp yok olmasını da, Cumhuriyet'in doğumunu kutlamak için, mutlulukla karşılarız.

Aslında biz de biliriz "Vatan Sevgisi"ne gülümseyerek bakmayı... Çok bilinen asker öyküsünü hatırlayın

Komutan, asker Mehmet'e sorar

- Vatan nedir?

Mehmet bağırarak cevap verir

- Vatan anamdır!

Komutan, Mehmet'in yanındaki Ahmet'e sorar

- Vatan nedir?

Ahmet bağırarak cevap verir

- Vatan Mehmet'in anasıdır!

Neticede "Mehmet'in Anası"nın hep kötü yönetildiğini, hep kokuşmuş kadroların elinde olduğunu düşünürüz.

İki kadehi çekince "Ne olacak bu memleketin hali" muhabbetinden, doyulmaz zevkler alırız.

Ama hem kızar, hem de çok severiz memleketimizi.

ÅžAKA

Aman kızmasın!
Bu defa da Danıştay, "Ek Taşıt Vergisi"ne durdurma kararı verdi.

Ya Maliye Bakanı Unakıtan buna sinirlenip, "Ek Taşıt Vergisi"ni sürekli hale getirirse.

Hatırlayın.. Anayasa Mahkemesi bu vergiyi durdurduğunda, Unakıtan kapsamı genişletip, vergiyi yeniden getirtmişti.

IRAK VE KIBRIS

Bir ülke, bir krizi ne kadar taşır?
Televizyon ekranlarında sık sık gördüğümüz açık oturum benzeri tartışmalara katılanlar, genellikle, nedeni bilinmeyen bir öfkenin sözcüleri olmaya hevesli.

Mesela konu, "Irak'a asker gönderilmesi" olsun.

Dikkat ediyorum..

Bu konuda görüş açıklayanlar, kendilerini ya Bush, ya da Saddam zannediyor.

Olaya, kendilerinin dışında bakmayı denemiyorlar.

Türkiye'nin içindeki sayısız sorunun çözümsüzlüğe terk edildiğini görmezden gelip, dünyanın her köşesindeki sorunlara bulaşmak durumunda olan Amerika'nın açmazlarından, adeta zevk alıyorlar.

1974'ün Temmuz'unda Kıbrıs'a askeri müdahale yaptık. Yıl 2003... Kıbrıs hâlâ, çözümsüz bir kriz konusu.

Amerika'nın Irak'a müdahalesi üzerinden 6 ay geçti... Kriz devam ediyor diye, neredeyse Amerikan sisteminin çökeceğini bekliyoruz.

Türkiye çeyrek yüzyıl krizi taşıyabilirken, Amerika neden 1-2 yıl dayanamasın ki?

Mesajlarınız için: mbarlas@sabah.com.tr


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
Destek Paketi
Sarı Sayfalar
GreenCard


Sizinkiler
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır