|
 |
|


Susuz derede Deli Dumrul köprüsü
Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün "duyarlı insan." Bir ay kadar önceydi. Birlikte çarşı, pazar dolaşıyorduk. "Çalışan çocuklar" gördük. Simit satan, mendil satan, nazarlık satan, kalem satan "okul harçlığını çıkarmaya çalışan... Defter, kalem parası için sıcakta ter döken" çocukları.
Sinan Aygün'e "bir kampanya başlatsanız" dedik
- Biz de destek verelim... Yazalım... Eşe, dosta söyleyelim... Fakir, fukaranın çocuğuna defter, kalem dağıtalım.
Sinan Aygün heyecanlandı.
Çarşının ortasında boynumuza sarıldı
- Bu işi bitmiş biliniz.
TEŞEKKÜRLER
Sinan Aygün dün yeni eğitim yılının açılış töreninde konuşmuş. Biz gidemedik. "Projeden... Kampanyadan" bahsetmiş.
Ve eksik olmasın "bu işin fikir babasının biz olduğumuzu" söyleyip, teşekkür etmiş. Teşekküre gerek yoktu, biz vazifemizi yaptık.
Ama yine de Aygün'e teşekkürler.
Milli Eğitim Bakanı Doç. Dr. Hüseyin Çelik aradı
- Sinan bey Başbakan'ın, benim ve toplantıya katılanların önünde size teşekkür etti... Ben de Bakanlığım ve şahsım adına teşekkür ediyorum.
DELİ DUMRUL KÖPRÜSÜ
- Sayın Bakan... Hazır konuşmuşken... Şu kayıt parası sorunu?
- Eğer öğrenci velisi, gönlünden kopuyorsa, eğitime katkı için okula bir bağışta bulunur... Ama... Susuz deredeki Deli Dumrul köprüsü gibi geçenden de para al, geçmeyenden de... Bunu affetmem... Bağış diye fakir, fukaranın gırtlağına yapışmak çirkindir, ayıptır, günahtır.
DEFTER, KİTAP
- Sayın Bakan... Ekonomik göstergelere bakılırsa, iyileşme söz konusu... Ama hala çocuğuna defter, kitap, kalem alamayanlar var.
- Kitap konusunu çözüyoruz... 78 milyon kitap dağıtıyoruz... Defter, kalem ve diğer konulara gelince... Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Fonu devreye girecek... Hepimize görev düşüyor.
STATÜ
Tabii öğretmenler konusuna da girdik. Bakan "öğretmenlik en gözde mesleklerden biri oldu" diye söze başladı
- Öğretmenin statüsü daha da yükseltilecek... Öğretmen, bulunduğu köyün önderi olacak.
Ve söz Köy Enstitüleri'nden açıldı.
İşin içine "ideolojik kavgalar" girdi ve...
"Başarılı bir model" yok edildi.
İNTERDİSİPLİN
Bugün "aynı model" belki olmaz... Ama "benzeri" mutlaka yaşama geçirilmeli.
Bunları Bakan'a söyledik.
Hüseyin Çelik şöyle konuştu
- İnterdisiplin getirilecek... Yani öğrenci dikey derinliğe sahip... Bunun yanında yatay derinlik de verilmeli... Ufak, tefek sağlık konuları... Tarım... Tamirat... Yani sığ yetişmemeli.
PİYANGO
- Sayın Bakan... Üniversitelerin önündeki yığılma?
- Doğru... Öğrenciyi çok önceden, yeteneği istikametinde yönlendirmemiz şart... Bu yapılmazsa, iş piyangoya dönüyor... Nereyi tutturursa... Yanlış bir sistem.
- Sayın Bakan, bütün dünya şu anda eğitimi konuşuyor.
- Biliyorum... Ben de biraz sonra İtalya'ya gideceğim... Oradan Almanya'ya geçeceğim... 33 ülkenin eğitim bakanlarının katılacağı toplantıya.
ÖNCELİK EĞİTİME
- Hükümette de eğitim konuları yeterince konuşuluyor mu?
- Şu kadarını söyleyeyim Eskiden Milli Eğitim Bakanlığı, hükümetlerin peşinden sürüklenirdi... Şimdi öyle bir durum yok... Milli Eğitim, hükümetin öncelikli konusu oldu.
SEFERBERLİK
Ve Bakan "eğitime verilen desteği" anlattı.
Gaziantep'e gitmiş.
Üç okulun temelini atmış.
Üç okulun açılışını yapmış.
Ve bunların "dördü, hayırseverlerin eseriymiş."
Eğitime destek kampanyasını destekliyoruz.
Ve bunun bir "seferberlik gibi" sürmesini diliyoruz.
YATIRIM FORMÜLLERİ
Başbakan Erdoğan talimat verdi
- Toplanın, konuşun, çözüm üretin... Ve bu işleri bitirin.
Konu "yatırımlar."
Özellikle de yarım kalmış yatırımlar. Şimdi hem Bayındırlık Bakanlığı "çözüm üretiyor."
Ve hem de "Türk Müteahhitler Birliği." Zaman zaman da bir araya geliyorlar. "Ortak çözümü" konuşuyorlar.
****
Başbakan
- Bozüyük-Bilecik-Adapazarı yolunun üç yılda, hatta 2.5 yılda bitmesini istiyorum... Bunu yapın... Ve sorununuz varsa bana şimdi söyleyin.
Türk Müteahhitler Birliği Başkanı Nihat Özdemir
- Efendim, kamulaştırma uzun sürüyor... İş dış kredi ile yapılıyor... Paranın yüzde 80'i dışarıdan geliyor... İçeriden verilecek yüzde 20 bir türlü ödenmiyor.
****
Başbakan "Karadeniz sahil yolunun da bir an önce bitmesini" istiyor.
Ayrıca... Yarım kalmış "70 projenin" de bir an önce bitmesini.
Baraj inşaatlarının hızlanmasını.
Tabii önemli bir sorun var
Para.
Başbakan "buna da çözüm bulsun" diye bastırıyor.
Gece gündüz "formül aranıyor." Şu ana kadar bulunan modellerden bazıları
Müteahhitler, Karadeniz sahil yolunu hızla tamamlayacaklar.
Ama devletten para istemeyecekler. Devlet onlara arsa verecek.
Örneğin
Karayolları'nın Ankara'da çok değerli bir arsası var. Beş milyon metrekare. Bilkent ile Köy Hizmetleri arasında. Para yerine "bu arsa" verilecek.
Yine Karayolları'nın İstanbul'da, Antalya'da arsaları var.
Başbakan "Antalya-Alanya yolu derhal bitsin" diyor.
"Bu modelle, bu formülle" bitecek.
****
Bir başka formül. Müteahhit, yarım kalmış barajı bitirecek.
Parayı cebinden harcayacak.
Devlet borcunu bir yıl, iki yıl sonra ödeyecek. Ama ödediği tarihteki "birim maliyet fiyatlarıyla."
Böylece müteahhidin kaybı olmayacak.
****
Bir başka formül. Kredili projeler eskiden "bütçe dışındaydı."
Şimdi "bütçe içinde."
Bütçede de kaynak yok.
O sebeple "işler duruyor."
Şimdi bazı projelerin yine "bütçe dışına çıkarılması... Ve onlara kaynak sağlanması" gündemde.
****
Nihat Özdemir
- Başbakan çok bastırıyor... Yatırım ikliminin doğması şart... Tabii GAP çok önemli... Şu anda kaplumbağa hızıyla yürüyor.
- Çare?
- Sürekli toplanıyoruz... Çare arıyoruz... Mutlaka bulunacak.
****
"Mutlaka çare bulmakta" fayda var. Hem istihdam için.
Hem üretim ve ihracat için.
Aksi halde "başlanmış işler yarım kalacak."
Ve zaman kaybedildikçe maliyetler daha da artacak.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|