kapat
16.09.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ
limasollu
TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL

GREENCARD

ÖMER ÜRÜNDÜL


Hooijdonk olmasaydı

Gaziantep maçı bir kere daha net biçimde gösterdi ki, geride iyi kapanıp genişlik bırakmayan, kazandığı toplarda da ayağa paslarla ileriye çıkan takımlar karşısında Fenerbahçe her zaman zorlanır. Çünkü eldeki kadroyla dar alanda organize olmaları mümkün değil.

Kemal iyi niyetli, savaşçı ama oyunu okuyamıyor. Sürekli top kayıpları yapıyor. Aurelio disiplinli, devamlılığı var ancak düz oyuncu. Serhat'la Tuncay, kalabalık içinde basit oynamayı bilmiyorlar. Selçuk'ta fazla sorun yok. İstenilen form düzeyinde olmasa da ön libero özelliklerinin tümüne sahip.

Böyle bir tabloda süratli ofansif anlayışta üretkenlik kısıtlandığı gibi takım savunması da arızaya uğruyor. Fizik kondisyon ve mücadele iyi. Ayrıca maçı da bırakmıyorlar. Bunlar olumlu artılar. Ama organize olamamak, büyük sıkıntılar yaratıyor.

Petkov aranan kan olacak
Petkov futbolu bilen, çok yönlü bir sol dış adamı. Mutlaka faydalı olacak. Sezon başından beri yeri geldikçe vurguladım. F.Bahçe'nin transfer için en çok ihtiyaç duyduğu bölge forvetin arkasında, devamlılığı olan, kuvvetli, yetenekli, forvetle diyaloğa girecek, olumlu servis yapacak bir orta saha. Ama bu, gözardı edilip arka arkaya defans transferleri yapıldı.

Daum, Tuncay'ı sol çizgide oynatma yanlışına ısrarla devam ediyor. Alman hocanın en büyük şansı, mükemmel asistler yapan ve de şu anda dünyanın en iyi duran top ustası olan Van Hooijdonk gibi bir forvete sahip olmasıdır. Eğer Van Hooijdonk olmasaydı, şu anda F.Bahçe'nin en az 5-6 puan daha kaybı olurdu.

Terim'in kararlı olması gerekir
Galatasaray, Konya'da şok bir yenilgi aldı. Ofansif etkinlik gösteremediği gibi, savunma güvencesi de oluşturamadı. Yorgunluk ve sakatlık sorunları olan Ergün, Batista ve Prates'in yoklukları, zihinlerde Juventus sınavının olması maç öncesi handikaplardı. Bir de bunlara Konyaspor'un müthiş mücadelesi ve kazandığı toplarda planlı programlı hareket etmesi eklenince işler ters gitti. İki yeni Rumen, ilk defa forma giydiler. Yabancılık çektiler, etkisiz kaldılar. Ama kendileri hakkında fikir edinmek için henüz erken. Abdullah, solda defansif ve ofansif yetersizdi. Hasan Şaş ise yine durgun bir döneme girdi.

Avrupa maçları başkadır
Fatih Terim'in elinde geçmiş dönemindeki kadrosu yok. Kafasındaki dar alan presinin şekillenmesi mümkün değil. Bu şartlar içinde kolektif ataklara ve az top kaybına ihtiyaç var. Ama Fatih Terim, taşlarla çok fazla oynadığından bu konuda da sıkıntılar yaşanıyor. Artık sistemde ve belli bir takım tertibinde kararlı olması lazım.

Yarın gece Şampiyonlar Ligi'nde çok güçlü bir rakiple deplasman maçı var. Tabii ki bu karşılaşmanın havası başka. 90 dakika mücadele etmek ve oyun disiplinine sadık kalmak şart.

İyi bir netice çıkabilmesi için tüm futbolcuların performanslarının en üstüne çıkmaları gerekiyor.

Kartal makina gibi
Beşiktaş, Malatyaspor'u yenerek 5'te 5 yaptı. Lucescu'nun sistemi, takım tertibi, kimleri ne zaman değiştireceği artık bir makina düzeni halinde oturmuş durumda. Ronaldo, Zago ve Ahmet Yıldırım sakatlık ve ceza dışında uyumlu, deneyimli, değişmez bir üçlü defans bloğu. Önlerinde hamle zamanlamasını bilen, iyi pres yapan Tayfur ve Giunti, kenarlarda da Kaan Dobra ve İbrahim'le birlikte sağlam bir takım savunması oluşuyor. Bu da günümüz futbolunda başarı ve istikrar için önemli bir artı.

Beşiktaş, Malatya maçına iyi başlamadı. Yediği gole kadar oyunu kontrol edemedi. Hücumda etkili olamadı. Ama skor dezavantajına düştükten sonra Malatya gibi bir takıma 3 gol atmak, son 15 dakikada farkı artıracak net pozisyonlar bulmak ve de rakibe 60 dakika pozisyon vermemek başarıdır. Bu başarının altındaki bir numaralı etken de Lucescu'nun elindeki malzemeye göre oturttuğu akılcı, basit sistemdir.

Bu gece Şampiyonlar Ligi'nde Lazio ile çok önemli bir sınav var. Beşiktaş, 4'üncü torbadan kuraya katıldığı için beklendiği gibi zor gruba düştü. Üç puanla başlayabilirse büyük moral kazanır, ilk iki şansını son haftaya kadar sürdürür. Geçen sene UEFA Kupası'nda çeyrek final rövanşında Lucescu, dolduruşa gelip yapısıyla bağdaşmayan büyük teknik adam yanlışlığı yaptı. Bu defa aynı hataya düşmez. Zaten Rumen teknik adamda oyun anlayışı İtalyan modeli. Tabii ki zor bir 90 dakika olacak. Bakalım Beşiktaş zoru başarabilecek mi?

Hakemin cesareti
Fenerbahçe, ikinci devre başında golü yiyince cesur ve objektif maç yöneten Selçuk Dereli'nin işi çok zorlaştı. Objektiflikten ödün vermemeye gayret etse de bazı yanlışları oldu. Lazarov'a aldatma gerekçesiyle gösterdiği kart yanlıştı. F.Bahçe'nin ilk golü öncesi faulü Yusuf yaptı, ters verdi. Ama bu kadar zor şartlarda Selçuk Dereli'yi eleştirmemek gerekir. Genelde korunmaya alışmış büyük takım seyircisi, objektiflikte direnen hakemi işler ters gidince baskı altına alıyor. Bunun da başlıca sebebi, yıllardır bu ortamı hazırlayan eyyamcı hakemlerdir.

Genç hakemlerimizden Kuddusi Müftüoğlu, cuma gecesi maça iyi başlamadı. Giunti'nin Atilla Birlik'e yaptığı penaltıyı süzemedi. Sonra toparlandı. Ama yine de bu sezon Müftüoğlu'nu beklediğimiz randımanda bulamıyoruz.

Metin Tokat, Konya'da deneyimi, yeteneği ve yüksek kondisyonuyla genelde çok iyiydi. Tek ve önemli hatası, ikinci yarıda Baliç'in düşürülmesine sarı kart çıkarmasıydı. Halbuki bariz gol şansı vardı ve açık bir kırmızı gerekiyordu. Aslında Tokat da onu görmüştü ama her zamanki cinliğiyle "Evsahibini 9 kişi bırakıp başıma iş almayayım" dedi. Çünkü, Ömer'e yardımcısının ikazıyla gösterdiği kırmızı kart sonrası bir hayli tepki almıştı.

İsmet Arzuman, Rize'de çok başarılı bir yönetim gösterdi.


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
Destek Paketi
Sarı Sayfalar
GreenCard


Sizinkiler
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır