|
 |
|

NECATİ DOĞRU
Polis cinayeti!
İstanbul'da geçen hafta işlenen "polis cinayeti" görme, duyma, dokunma özelliklerini yitirmiş, yine de denge aramaya çalışan cambaz gibi ip üzerinde bırakıldı.
Görmüyor...
Duymuyor...
Dokunamıyor...
Ne yapacak bu cambaz? Düşmemek için cambazlığını unutacak, ipe elleriyle de tutunup yürüyecek. Seyirci de onu "cambaz ne harika yürüyor" diye alkışlayacak.
Cambaz seyirciyi aldatacak.
Seyirci cambazı...
Ve siz buna hüner diyeceksiniz!
Polis örgütünün üst yönetiminin sözcüleri; görmeyen, duymayan, dokunmayan cambaz modelini uygulayıverdiler. "Cinayet, toplanan rüşvetin paylaşımından çıkmış değil, genç bir polisin cinnet getirmesinden doğmuştur" diye özetleyebileceğim türden bir açıklama yaptılar. Bizim gazeteden ve diğer gazetelerden arkadaşlar da; "Sadece polisi rüşvetçi diye suçlamak yanlış... Rüşvet alan varsa bir de veren var... Suçlu aynı zamanda biziz..." diye yazdılar.
Rüşveti kabulleniverdiler!
Görmeyen...
Duymayan...
Dokunmayan...
Cambazı ipte bıraktılar.
Alkışlamış oldular.
****
Bu gazeteci arkadaşlar ve polisin üst yönetimindekiler şimdi "polise iyilik mi etmiş" oldular? İyi polisle kötü polis, ahlaklı polisle ahlaksız polis, rüşvet alan polisle almayan polisi aynı kefeye koyarak nasıl bir yarar sağladılar. Bu cinayeti işleyen genç polis; hapse giderken bile "Bana 5 milyon lira uzattılar... Aldım ama daha sonra pişman oldum... Bir daha vermeyin dedim... Para almadığım için benimle sürekli dalga geçiyorlardı... İstanbul'da rüşvet almadan yaşayamazsın, seni kurt polis yapacağız diyorlardı..." diye konuşuyordu.
Daha ne desin!
Hükümet, Başbakan, Bakanlık, sivil toplum kuruluşları, basın, Cumhurbaşkanı'nın "konuyu sahiplenmesi" ve polis cinayetinin dibine kadar inilmesi için bir rüzgar estirilmesi gerekirdi.
Tersi oldu.
Bir günde kapatıldı.
Böylece kentlerde çevirme yapılan cadde dönüşlerinde, aracı çevrilen şoförün, "ehliyet, ruhsat ibraz edilen polis otosunun" ön sağ camından vücudunun bel üstünü olduğu gibi içeri sarkıtarak, bel aşağısını ve kaba etlerini de dışarıda bırakarak yetkili memurla konuşma yaparken görmeye devam edeceğiz... Ve çoğumuzun yüzünde aynı pis gülüş "polis memuru ile sürücü yarım gövde içeride yarım gövde dışarıda ne pazarlığı yapıyorlar" diye mi düşüneceğiz?
En azından polise yazık.
****
İki polis öldü.
Birisi hapiste.
Bu acı olay; "saydam, denetlenebilir, hesap verebilir bir polis örgütü yaratılması için" ciddi bir arayışı başlatabilirdi.
Vakit geç değil.
Yine başlatabilir.
Güvenlik hizmeti sunan birimlerin eleştiriye açık olması ve eleştirilerden ders çıkarması beklenir. "Para almadığım için benimle sürekli dalga geçiyorlardı..." diyerek arkadaşlarını vuran polis, Polis Meslek Yüksek Okulu ilk mezunuydu. Bu okullar 2001 yılında kurulmuştu. Polis eğitim ve öğretiminin iki yıla çıkarılarak, "uygarlık mesleği olan polisliğin" beklenen kaliteye ulaşması hedeflenmişti.
Ve şimdi içeride meslektaş katili olarak yatmakta olan 3 aylık polis Reyhan Şen için mezun olduğu okulun yıllığında şunlar yazılıydı
"Reyhan arkadaşımız, arkadaşlarıyla iyi ilişkiler kuran, sınav zamanı geldiğinde aşırı derecede, kafayı yercesine çalışan biridir. Arkadaş muhabbetlerinde genelde güldürmeye ve neşeye yöneliktir. Arkadaşları tarafından sevilen bir insandır. En çok hoşlandığı şeyler arasında hayatı dolu dolu yaşamak, araba tutkusu, silah tutkusu ve av tutkusu gelir."
Mesajlarınız için:
ndogru@sabah.com.tr
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|