|
 |
|

'Bursa, tadını bildiğim bir yemek gibi'
Karpatlar'ın Maradonası, Galatasaray'ın efsanevi futbolcusu gibi onu tanımlayacak onlarca şey söylenebilir. Şimdi ise üç kelime Gheorghe Hagi'yi tanımlamaya yetiyor Bursaspor teknik direktörü. Bursa'nın en popüler yabancı yöneticisi olan Hagi, "Türkiye'de hangi şehre, hangi takıma gidersem gideyim yabancılık çekmem. Zaten Bursa şehri de benim için tadını bildiğim bir yemek gibi" diyor
Hagi, teknik direktörlüğün profesyonel bir meslek olduğunu ve işadamı mantığı ile yeşil-beyazlı kulübün yönetimine el attığını söylüyor. Hagi'ye göre bir şirket yönetmek ile teknik direktörlük konusunda fark yok. Çünkü kurallar aynı. Başka bir mesleği seçseydi yine aynı başarıyı gösterebileceğine inanıyor. "Hayatta başarılı olmayı düşünen bir kişi öncelikle hırslı olmalı" görüşüne inanıyor. Futbol adamının daha sonra çok iyi bir işadamı olabileceğini düşünüyor.
Son derece iyi Türkçe konuştuğu halde çevirmeni aracılığı ile soruları yanıtlamayı tercih eden Gheorghe Hagi, esprilerini ise Türkçe yapmaya özen gesteriyor. Henüz dört aydır Bursa'da yaşamaya başlayan Hagi, "Bursa'yı sevdim ama yeterince tanıyabildiğini söyleyemem. Uludağ'a uzaktan bakabildim. Cumalıkızık tabelasını gördüm ama neresidir, hiç bilmiyorum" diyor.
FAVORİSİ İSKENDER
Hagi'nin Bursa'da tek tadına varabildiği şey ise iskender olmuş. Eti pek sevmediği halde ünlü Bursa İskender'ini her fırsatta yediğini söylüyor.
Bursa'yı keşfetmeye imkanı olmadığı halde şehirde yabancılık çekmediğini anlatıyor. "Bu, bildiğim bir yemeği yeniden yemeye benziyor. Türkiye'de ailemle birlikte 5 yıl geçirdik. Türkiye'nin neresine gidersek gidelim artık yabancılık çekmeyiz" diyor. Bursa'ya ailece taşındıklarını oğlunun onlarla birlikte Bursa'da okuyacağını kızının ise okuluna Romanya'da devam edeceğini anlatan Hagi, Bursa'ya ilişkin planlarının uzun vadeli olduğunu söylüyor.
Futbolu bıraktıktan sonra Hagi'nin hayatında bir takım değişiklikler olmuş. Futbol oynadığı dönemde sakatlık korkusuyla ancak uzaktan baktığı kayak, yeni tutkusu haline gelmiş. Geçtiğimiz yıl kendisine ait olan Romanya'daki dağ otelinde kayağa başlamış. Çok zevk almış. Henüz fazlasıyla amatör olduğunu itiraf ediyor. Bu yıl vakit bulur bulmaz Uludağ'a gitmek istediğini anlatıyor.
FUTBOLCULUK KOLAY'
Hagi, "Oyunculuktan teknik direktörlüğe geçmek benim de hayatımda bir takım şeyleri değiştirdi" diyor. Şimdiki durumunu futbolculukla kıyaslayan ünlü teknik direktör, "Futbolcuyken sadece öğrenmem ve kendime dikkat etmem gerekiyordu. Şimdi beni bu performansa götüren işleri başkalarına öğretmek zorundayım" diyor.
Bursa'da yaşayan yabancı yöneticileri de Bursasporlu yapmak istediğini anlatan Hagi'ye göre, bir takımı başarılı yapmak için taraftar desteği şart. "Bursaspor'u seçerken burada iyi bir takım oluşturabileceğimden eminimdim ama bunun için biraz zamana ihtiyacım var" diyor. "Ne kadar zaman" sorusunu ise "En az üç yıl" diye yanıtlıyor. "Kim ikinci gün iyi bir takım kurabileceğine inanırsa yanılır" diye de ekliyor. Ardından da "Abromovich'in paraları bizde olsaydı ikinci günden beri şampiyonluğu garanti edebilirdim" diye gülüyor. Rus işadamı Roman Abromovich, İngiliz Chelsea takımını satın olarak 115 milyon dolar transfer parası harcamıştı. Hagi, bu transfer bütçesi ile Bursaspor'un da şampiyonluk kovalayabileceğine inanıyor.
ÇOK ZENGİN DEĞİLİM'
"Sizin de çok paranız olduğunuz konuşuluyor, hatta Romanya'nın en zengin 50 kişisi arasında adınız geçiyormuş" diye soruyoruz. Hagi ise "Romanya'da çok şey söylenir ancak pek azı doğrudur. Belki en ünlüleri arasına girebilirim ama zenginlerin arasına asla" cevabını veriyor. Yatırımlarını Romanya'da yaptığın ancak para konularıyla çok uğraşmamak için uzun vadeli yatırımları tercih ettiğini anlatıyor. Bu nedenle gayrimenkul aldığını ancak yatırımlarının onu en zengin arasına sokamadığını anlatıyor. Sonra yine gülümseyerek yanımızdan ayrılıyor.
Galatasaray tarih oldu
Anketlerde GS taraftarının Fatih Terim'den sonra en çok G. Hagi'yi takımın başında görmek istediğini belirtmesine karşın o Galatasaray'ın kendisi için tarih olduğunu söylüyor. "Terim'le aram hala çok iyidir, sık sık konuşuruz ama Romanya'da bir atasözü vardır, geçmişte yaşarsan geleceğinr olmaz. Ben sürekli geçmişi düşünemem. Galatasaray benim için nostaljidir. Tarih oldu. O dönemle övünüyorum. Ama ben bir profesyonelim şimdi Galataray Bursaspor'un karşılaşacağı bir rakiptir" deyip ekliyor, Galatasaray'ın eski bir kitap kadar yakın olduğunu söylüyor. "İhtiyacım olduğu zaman gidip kütüphaneden alırım."
EŞİ BANU HANIM'LA BURSA'DA YAŞAYAN ANDRE MÜHLEMANN, BİR YILDA BÜSİAD ÜYESİ OLMUŞ
Bursa'nın konuklarını İsviçreli damat ağırlayacak
Tarihi Çelik Palas Oteli, Swissotel'e geçince, genel müdürlüğü İsviçreli Andre Mühlemann üstlendi
Bursa'nIn beyin göçüyle birlikte yaşadığı değişim, şehrin klasiklerine de yansıyor. Tarihi Çelik Palas Oteli, pek yakında adını, Swissotel The Çelik Palas adını olarak değiştirecek.
Dünyanın en büyük zincir otellerinden Raffles International'ın halkalarına eklenecek olan yeni otel binasının inşaası 2005 yılında tamamlanacak. Raffles Group adına eski binasında işletmesini sürdüren otelin genel müdürlüğünü, bir yıldır İsviçreli Andre Mühlemann yürütüyor. Bu şehre geleli henüz bir yıl olmasına karşın BUSİAD üyeliğine dahi giren Mühlemann'ın eşi Banu Hanım, Türk olduğu için şehre daha rahat uyum sağladığını anlatıyor. Yabancı yöneticilerin Bursa'da en fazla tercih ettikleri otellerin başında ise Çelik Palas geliyor. Andre Mühlemann, gelen her yöneticiyi kendi özel konuğu gibi ağırlarken bu şehre bağlanmalarında etkin rol oynuyor.
Bu genç yöneticiye göre, şehrin yabancı konuklarını ağırlamak için çok daha hızla hareket etmesi gerekecek. Misafirperverliğin yanına teknolojiyi de vakit kaybetmeden eklemesini istiyor. Çünkü Bursa'nın dünyanın önemli merkezlerinden biri olarak her geçen gün daha hızlı tanındığını söylüyor. Sanayi çerçevesinde büyüyen bir şehirde, çok daha fazla hizmet arayışı olduğunun altını çizen Mühlemann, iş dünyasının merkezlerinden biri olan Çelik Palas Oteli'ndeki izlenimlerinin şehrin gelişmesini hızla sürdüreceği yönünde olduğunu özellikle ifade ediyor.
En bilinen marka Bursa İskender
Bursa'daki yabancı yöneticiler bu şehirde onlar için özel olan şeyleri sıralarken Uludağ'dan, Cumalıkızık'tan, hamamlarından bahsediyorlar. Ancak hemen hemen hepsinin üzeride birleştiği ve tek şey; Bursa'nın İskender Kebabı.
Yabancılara bu tadı sevdiren kişi Yavuz İskenderoğlu. 136 yıldır isimlerini vererek yaptıkları iskender kebabını markalaştıran aile, şimdi üçüncü kuşağı tarafından temsil ediliyor. Hangi ülkeden gelmiş olursa olsun Bursa'ya yerleşen yabancı yöneticilere bu tadı tanıtan Yavuz İskenderoğlu, yeni Renault Megane tanıtımında konuklara Fransız yemekleri yerine iskender sunulmasını, kültürlerin birbiriyle karışması olarak yorumluyor.
YARIN
* Bursa metrosu Rudolph Rebitzer'den sorulur n Orhan Holding mucizesi nasıl gerçekleşti?
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|