|
 |
|


Okullar açılırken
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, perşembe akşamı "Ulusa Sesleniş" programında konuşurken "19 milyona yakın öğrencimiz var" dedi... 19 milyon demek
Avrupa'nın pek çok ülkesinin nüfusunun üzerinde bir öğrenci sayısı demek.
Haritayı, gözümüzün önüne getirelim...
19 milyon demek
Yunanistan, Lüksemburg, Avusturya, Hollanda, Belçika, İrlanda, Portekiz, Finlandiya, Norveç, İsveç, Bulgaristan gibi ülkelerin üzerinde bir nüfus demek.
Eğer biz bu "öğrenci nüfusuna" iyi bir eğitim verirsek, Türkiye "Avrupa'da lider ülke olur."
Veremezsek "ne olacağını" söyleyelim
"Kuru kalabalık."
Eğer ülkeler sadece "kalabalıkla" liderliğe oynayabilselerdi, Hindistan oynardı, Pakistan oynardı, Endonezya oynardı.
****
Yeni eğitim yılı başlarken, söyleyeceğimiz şu
Eğitim en önemli, en öncelikli konumuz.
Zira... Bugün 19 milyon öğrenci demek, on yıl sonra "on milyon genci üniversitede okutacak kapasiteyi" sağlamak demek.
On yılda "en az üç yüz üniversite kurmak" demek.
Buna hazır mıyız?
****
Almanya gibi "gelişmiş bir ülke" bile, eğitime ayırdığı bütçeyi "yüzde 50 artırdı."
Sadece Almanya'da "yeni üniversiteler" kurmakla kalmıyor. "Almanya dışına" kayıyor.
Almanya "Güney Afrika'da üniversite kurdu."
"Suriye'de kurdu." "Mısır'da kurdu."
Ya 19 milyona yakın öğrencisi olan biz ne yapıyoruz?
****
Bu hafta Berlin'de 33 ülkenin Eğitim Bakanı'nın katılacağı bir toplantı var. (18-19 Eylül.)
Bizim Bakanımız da gidecek.
Toplantıda ayrıca Avrupa ülkelerinden 250 rektör bulunacak.
Konuşulacak "ana" konu
- 2010'da, Avrupa'da üniversite çağına gelecek olan nüfusun yüzde 50'sinin üniversiteye gitmesi, (Bologna süreci).
Türkiye "bu sürece dahil olmayı" kendisi istedi. İyi de...
"Bu bütçeyle... Bu sistemle" Bologna sürecinin ortaya koyduğu "hedefi" nasıl yakalayacağız?
****
Türkiye 1970'lerde ortaya "büyük bir hedef" koydu
"Güneydoğu Anadolu Projesi."
GAP, dünya çapında bir proje.
Sadece "parasal yönden" değil.
"Çağdaş uygarlık bakımından" da büyük bir hamle. Türkiye "buldu, buluşturdu... Şuradan, buradan kıstı" ama GAP'a yatırım yaptı. 2000'li yılların "GAP kadar önemli projesi" ise eğitim olmalı. GAP'taki başarıyı "eğitimde de göstermeliyiz."
****
Milli Eğitim Bakanı'mız, Berlin'de "Alman meslektaşına" şunu sorabilir mi
- Almanya'da, profesörlüğe hak kazandığı halde, boş kürsü olmadığı için profesör ünvanını alamayan kaç bilim adamı var?
Eğer Hüseyin Çelik bunu sorarsa, Alman Eğitim Bakanı'ndan şu yanıtı alacaktır
- 4.500.
Ve Bakanımız, Alman Bakan'a rica etse
- Bu 4.500 bilim adamını, beş yıllığına bize gönderin... Bizde profesörlük yapsınlar.
Yeni dünya düzeninde ülkeler artık "böyle projelere" açık. Hatta, Almanya'dan gelecek Hoca'nın maaşının bir kısmını Almanya'ya ödetmek bile mümkün.
Yeter ki, siyaset ile üniversite "didişme halinde" olmasın ve "proje üretsin."
****
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 18 Mart 2003'te TBMM kürsüsünde Hükümet Programı'nı okurken dedi ki
- Hükümetimize göre eğitim, her alandaki kalkınmanın en önemli unsurudur....... Eğitime bu bilinçle yaklaşan hükümetimiz, bu alanda giderek artan zaafları gidermeyi öncelikli hedeflerden saymaktadır.
Sayın Başbakan. "Zaaflar" sürüyor.
Hem "daha da artarak."
****
Tabii bir hususun altını çizmekte yarar var.
Eğitim artık bir "hükümete ait sorun" değil.
"Devlet sorunu."
Siyasi sürtüşmelere kurban edilemeyecek bir konu.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|