|
 |
|

AHMET HAKAN
Rock ÅŸiÅŸede durmaz!
Üniversite yıllarımda Bertolt Brecht'in oyunlarına hayrandım..
Çünkü tiyatro sanatının bizatihi kendisinde var olduğunu düşündüğüm yapaylaşma sorunu, onun oyunlarında yoktu. Brecht'in oyunlarında "Ey seyirci, seyrettiğin her şey gerçek hayatın tıpa tıp aynısıdır. Düşünme, sadece izle ve keyfine bak" denmiyor, "yabancılaştırma efektleri"yle tam tersi bir mesaj veriliyordu.. Zekaya, düşünmeye alabildiğine açık bir oyun tarzıydı bu..
Brecht'e duyduğum hayranlık, sadece teknik nedenlere dayanmıyordu tabii ki. Onun 'bildirisi'ne de kendimi kaptırmıştım.. Kelimenin tam anlamıyla anti-kapitalistti Brecht.. Bütün oyunlarında kapitalizme karşı insani bir duruş sergiliyor ama zekası, espri gücü ve fırlamalığı sayesinde mesajı tatsızlaşmıyor ve sevimsiz bir propagandaya dönüşmüyordu.. Paradan başka değer tanımayanlar, "sonradan görme tombul orta yaşlılar", "semiz genç burjuvalar", kürklerine bürünmüş fabrikatör eşleri, eşitsizliği veri kabul edenler.. Hepsi Brecht'in ince eleştirilerinden payını alıyordu..
Benim radikal olduğum günlerdi ve o oyunlarla bütün yoksulların öcünün alındığını düşünüyordum..
Derken bir gün... Devlet Tiyatroları, İstanbul AKM'de Brecht'in "Üç Kuruşluk Opera" adlı oyununu sahneye koydu.. Bir 'hayran' için kaçırılmayacak fırsattı bu. Bilet aldım, gittim. AKM'nin en büyük salonu ayrılmıştı oyun için. Salon doluydu ama kılık kıyafetlerine, tarzlarına bakıldığında salonu dolduranların 'paralı kesim'den oldukları hemen anlaşılıyordu. Brecht'in oyunlarında hakları savunulan yoksullar yoktu salonda.. O zamanki naifliğimle bunu önce mesele etmiş, ama sonradan 'zengin olmak duyarlı olmaya engel değil ki' diye düşünerek kendimi ikna etmeye çalışmıştım. İlk şoku böylece atlattıktan sonra oyun perdenin açılmasıyla başladı. Ve ben ikinci şoku yaşadım. Çünkü tiyatro sahnesi, herhangi bir Brecht oyununun kaldıramayacağı kadar görkemliydi. Düşünün Sahneye kurulan raylı sistem sayesinde, sahneler raylar üzerinde değişiyordu.. Görkemli kostümler, son sistem ışıklandırma.. Yani hiçbir masraftan kaçınılmamıştı. Bir sokak tiyatrosu basitliğinde sergilenmesi gereken "Üç Kuruşluk Opera"nın, parayı bol bulmuş ama Brecht'i doğru dürüst kavrayamamış yönetmenin eliyle aldığı bu şekil, beni derinden etkilemişti o zaman.
Bir deneyimim daha oldu Genco Erkal, Brecht'in "Bay Puntilla ile Uşağı Matti"sini oynuyordu. "Çok para harcamamıştır" diye koşarak gittim. Sonuç yine hayal kırıklığı oldu. Çünkü yine kürklü kadınlar ve zengin kocaları en öne kurulmuş, Genco Erkal düşüyor, onlar gülüyor, kalkıyor, yine onlar gülüyordu. Bir salon komedisi halini almıştı oyun yani..
Bu iki deneyimin ardından bir daha Türkiye'de Brecht oyununa gitmemeye yemin ettim.
****
Coca Cola'nın Rock'n Coke festivali için Hezarfen Havaalanı'nda kurduğu kasabanın özelliklerini okurken aklıma Brecht'e yapılanlar geldi..
Bu yüzden alternatif Rock festivali haberlerini heyecanla okudum..
Bir hesaplaşma duygusuyla hemen tarafımı seçtim Hezarfen'e karşı yaşasın Sarıyer Baharsuyu Piknik Alanı! Yaşasın Barışarock!
Başta Erkin Baba olmak üzere tüm babalara bin selam...
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|