|
 |
|

Cezaevleri A.Åž
Türkiye genelindeki 164 yarı açık cezaevi fabrika gibi çalışıyor. Binlerce mahkûm, 69 dalda üretim yapıyor. Geçen yıl 12,5 trilyon lira kâr elde edildi
Kimi cinayetten, kimi uyuşturucudan, bazısı da tecavüzden düşmüş cezaevine. Hepsinin hikayesi farklı, ama kaderi aynı. Onlar, hatalarının bedelini dört duvar arasında ödüyor. Ancak yaşadıklarından ders çıkarıp, hapishanede geçen yıllarını kayıp zaman hanesine yazmıyorlar. Sıradan bir vatandaş olarak topluma geri dönebilmek için yaşam tecrübesi kazandıkları bir okula çeviriyorlar demir parmaklıkların arkasını. Kapalı cezaevlerinde çile dolduran binlerce mahkûm, 'iyi hal' gösterdiği taktirde, cezasının dörtte üçünü tamamlamak üzere açık cezaevlerine gönderiliyor.
İşte asıl hareketli günler de burada başlıyor. Hapishanedeki soğuk duvarların şahitlik ettiği o 'voltalı günler', yerini yoğun bir iş temposuna bırakıyor. Zaman birden su gibi akmaya başlıyor ve kötü günler yerini umut dolu bir geleceğe bırakıyor. Çünkü bu mahkumlar, cezaevlerindeki atölyelerde birer 'kalifiye' elemana dönüşüyor. Bir yandan çalışırken cezalarını dolduruyorlar, bir yandan da ülke ekonomisine katkıda bulunuyorlar. Hapishanelerdeki 'kayıp nüfus', bu atölyelerde bir kimliğe bürünüyor ve mahkûmlar özgüvenlerini yeniden kazandığı gibi, cep harçlıklarını da çıkarıyor. Sözün özü, 'Mahpus yata yata' değil, 'çalışa çalışa' bitiyor...
SİPARİŞLE ÇALIŞIYORLAR
Türkiye genelindeki 500'den fazla cezaevinden 164'ünde, üretim yapan atölyeler bulunuyor. Yaklaşık 64 bin tutuklu ve hükümlüden 8 bin 500'ü, mobilyacılıktan tarıma, karton ve teneke ambalajdan, halı ve kilim dokumacılığına dek 69 dalda üretim yapıyor. Bu üretimlerden elde edilen net kar, her yıl trilyonları buluyor. Üretilen malların yüzde 80'i Adalet Bakanlığı'na bağlı kurumlara, yüzde 20'si de diğer kamu kurumları ile özel kişilere satılıyor. Resmi kurumlar ve özel sektörden ihale ile sipariş alan cezaevleri, ürettiği malı Türkiye'nin pekçok yerine ulaştırıyor. Bu arada bazı mallar da Ankara Adliyesi, İstanbul Mısır Çarşısı, Edirne, Çanakkale, Foça, Dalaman, Niğde, Konya gibi birçok yerde açılan teşhir salonlarında halka açık satışa sunuluyor.
GÜNLÜKLERİ 4 MİLYON
Adalet Bakanlığı'na bağlı 'Ceza ve İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İş Yurtları Kurumu', bu üretimlerden geçtiğimiz yıl 12,5 trilyon lira net kelde etti. Bu gelirin yüzde 25'i tutuklu ve cezaevi personeline prim olarak dağıtılıyor. Yani geçen yıl, toplam 3 trilyon 120 milyar lira, hükümlü ve personele prim olarak dağıtıldı. Kalan miktar ise Adalet Bakanlığı'na bağlı bu kurumların döner sermayesi için kullanılıyor. Bunun yanısıra, atölyelerde çalışan tutuklu ve hükümlüler, günlük dört milyon lira yevmiye alıyor.
MESLEK EDİNİYORLAR
Siyasi suçlar hariç, cinayetten uyuşturucuya dek Türk Ceza Kanunu'nda tanımlı her suçun faili, cezasının dörtte birini kapalı cezaevinde çekiyor. Suçlu, 'iyi hal' gösterdiği taktirde, kalan cezasını tamamlamak üzere açık cezaevine gönderiliyor. Açık cezaevlerinde iş atölyelerinin yanı sıra meslek edindirme kursları da var. Kursa katılan hükümlüler, Milli Eğitim Bakanlığı'ndan onaylı sertifika alıyor. Böylece hapisten çıktıktan sonra bu belgeyle iş kurma imkanına sahip oluyor. Açık cezaevlerinde her iş kolunun atölye şefi var. Bunlar, eleman ihtiyacını belirliyor. Seçici kurulun belirlediği hükümlüler, çeşitli iş kollarında çalışmak üzere atölyeye yerleştiriyor.
1475 sayılı İş Kanu'na göre istihdam edilen mahûmlar 08.00-17.00. arasında mesai yapıyor. Pazar günlerini ise dinlenerek geçiriyorlar.
Nakliyeci Hivzi, 'ciltçi' ustası oldu
Hivzi Demir (47), bir yandan radyodan süzülen cızırtılı şarkılara kendince eşlik ederken, bir yandan da Adliye'ye gelen Resmi Gazeteler'i ciltleyip kitap haline getiriyor. Cilt atölyesinde çalışan Demir, 'uyuşturucu teşekkülü'nden 11,5 yıl ceza almış. Hapishanede kalacağı süre, yani 'yatarı' 5 yıl. 3,5 yılını kapalı cezaevlerinde dolduran Demir, kalan süreyi açık cezaevinde tamamlamak üzere Çanakkale'ye gönderilmiş. Tahliyesine 81 günü kaldığını heyecanla söyleyen Demir, "İlk işim kızlarıma sarılmak olacak" diyor. Çıktıktan sonra ise asıl işi nakliyeciliğe devam edeceğini belirtiyor.
"Firar için geldim burada vazgeçtim"
Cezaevinde ziyaret günlerinin fotoğrafçılığını yapan İbrahim Doğan (39), hasret dolu anıları, tanesi bir milyon liradan kagıt karelerine dökmeye çalışıyor. Alacak meselesi yüzünden çıkan tartışmada ruhsatsız silahla adam yaralayan Doğan, 'öldürmeye tam teşebbüs'ten 14 yıl ağır hapis cezasına çarptırılmış. Şimdi, "1000 dolar için 14 yıl yemeye değmezdi. İki çocuğum beni görmeden büyüyor" diyor. Tahliyesine 2,5 yıl kalan Doğan, kapalı cezaevinden buraya gelirken 'firar' planları yapıyormuş. "Bu koşulları görünce vazgeçtim. Buna ne gerek var diye düşündüm" diyor.
'Sanat Güneşi'nin Urfalı terzisi
Ramazan Turgut (70), hapse girmeden önce İstanbul Beyoğlu'nda 50 yıl terzilik yapmış. Bir zamanlar Güneşi' Zeki Müren ve Yeşilçam'ın önemli karakter oyuncularından Necdet Tosun'un da terziliğini yapan Turgut, "Hiç alakam yokken uyuşturucu satmaktan içeri girdim. 2 yıl 8 ay ceza yedim. 1,5 yıl daha yatacağım. Burada aklıma hiçbir şey gelmiyor da 4 torunum var, onlar burnumda tütüyor" diyor. Cezaevi'nin 'tonton Ramazan Dayı'sı, burada da terzilik yapıyor. Personel ve hükümlülerin yırtığı söküğü ondan soruluyor. Astım hastası ama hiç işini aksatmıyor.
YARIN
* Çanakkale Cezaevi 250 milyar liralık üretim yapmayı hedefliyor
* Kimyasal madde kullanılmadan üretilen sebzeler kapışılıyor
Özlem YURTÇU
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|