|
 |
|

AHMET HAKAN
Edep yahu!
Son günlerde bazı okurlarımıza bir haller olmaya başladı. Çıldırtıcı bir merak duygusuyla dopdolu olduklarını görüyorum. Maillerde sordukları soruları okuyunca başım dönüyor, ne diyeceğimi bilemiyorum.. Fazla televizyon seyretmekten kaynaklandığını düşündüğüm bu duruma çare olur mu bilmiyorum ama ben yine de o soruların toplu dökümünü yapayım da ne demek istediğim daha iyi anlaşılsın. İşte sorular ve yanıtlarım
İstanbul'dan E.A. "Sayın Ahmet Hakan. Yazılarınızda sık sık Teşvikiye kafelerine gittiğinizi yazıyorsunuz, bundan dolayı sizi kınıyorum. Kınıyorum çünkü bir Müslüman'a yakışmaz bu..".
Teşvikiye kafeleri ve Müslümanlık arasında bağ kurmak kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi. Ama söz Bundan sonra oralara gitmeyip, evimde oturacağım. Çünkü dini açıdan olmasa da güvenlik açısından sorunlar yaşayacağımı görüyorum.
Ankara'dan S.C. "Yazılarınızı zevkle okuyorum. Geçen gün Yaşar Nuri Öztürk'le bir lokantaya gittiğinizi, orada 'birada pişirilmiş kalamar' siparişi verildiğini yazmıştınız. Merak ediyorum acaba o kalamardan siz de yediniz mi?"
Kalamara karşı özel bir düşkünlüğüm yok. Hele ızgara kalamardan uzak durmayı tercih ederim. Ama o gün ne yaptığımı açıklamamaya kararlıyım. Bence siz biraz daha merak edin. Çünkü şairin dediği gibi "Merak bir devrimcinin hazırlığıdır.".
İstanbul'dan R.H "Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılmasını savunan yazıyı yazdığınız için sizi protesto ediyorum. Okul açılsın, ilk öğrencisi de siz olun!"
Babam memurdu. Bu yüzden Anadolu'nun bir çok okulunda okudum. Enteresan öğretmenler tanıdım, literatürlere girmemiş eğitim yöntemlerine maruz kaldım. Hatta İlahiyat Fakültesi'nde de okudum. Bu yüzden şerbetliyim. Bana bir şey olmaz yani. Siz kendinize mukayyet olun.
Adana'dan S.Y. "Çağla Şikel'le ilgili üç yazı yazdınız. Acaba Çağla Şikel sizi aradı mı? Aradıysa ne konuştunuz?"
İşte en enteresan soru Başkalarına sorulduğunda 'alelade' kaçabilecek bu soru, bana sorulduğunda daha heyecanlı ve "fantastik" mi kaçıyor acaba? Yoksa ben mi fazla kuruntuluyum? Bilemiyorum...
Edirne'den Y.L. "Ben ateistim. Ama eğer dine inansaydım dinin tüm gereklerini yerine getirirdim. Lale Mansur'un bu konudaki görüşlerini eleştirmişsiniz. Ben size değil Lale Mansur'a katılıyorum."
Hiçbir dini kurala uymak gibi bir zorunluluğu olmayan bir ateistin böyle demesi karşısında takdir hislerimi belirtmek isterdim ama sağlaması yapılmamış büyük iddiaların peşinden gitmeyecek kadar deneyim kazandığımı belirtmeliyim.
İstanbul'dan M.Ş "Moskova'ya gitmiş, bir de Nazım'ın mezarını ziyaret etmeye kalkışmışsın ama mezarlığa girememişsin. Pazartesi günleri Rusya'da mezarlıklar ziyarete kapalıdır. Bunu bilmeden gidersen işte böyle olur."
Cehalet işte. Bunda bilmeyecek ne var. Pazartesi günleri Rusya'da mezarlıkların ziyarete kapalı olmasından daha olağan ne olabilir ki? Cehaletimi mazur görün.
Erzurum'dan Ş.Y. "Son günlerde yazarlar arasında yapılan tavla tartışmasına değinmediniz. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?"
"Şans oyunudur" desem içine doğduğum kültürel çevrede bir daha tavla oynayamam.. "Strateji oyunudur" desem, bugüne kadar bir tane bile tavla kitabı okumadım. İyisi mi siz beni mazur görün.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|