|
 |
|

YAVUZ SEMERCİ
Aktaş için açılan dava ÇEAŞ ve Kepez için örnek
Kepez, ÇEAŞ, Aktaş...
Üçü de halka açıktı.
Binlerce yatırımcısı vardı.
Borsanın yıldızlarıydılar.
Devletin verdiği imtiyaz hakkını kullanarak kendi bölgelerinde elektrik üretim, iletim ve dağıtım işini yapıyordu.
İdare'nin kararı ile üçünün de imtiyaz sözleşmeleri iptal oldu.
Şirketler gayrifaal hale geldi. Hisseler çöp oldu.
Adnan Menderes'in bölge sanayicilerine "Çukurova'nın verimli topraklarını sulayan Seyhan Nehri'ne baraj kurun, elektrik üretin, ben de devleti ortak edeyim" önerisiyle kurulan ÇEAŞ, 1953 yılından bugüne 7 baraj yaptı. Devlete bir kuruş harcatmadan, kendi kaynakları ile bölgelerini aydınlattı. Üretime destek oldu.
Uzanlar, devletin payını özelleştirmeden satın alıncaya, Sabancı'nın bileğini büküp şirketin yönetimini ele geçirinceye kadar yatırımcılar, mutlu mesut yaşamışlar...
Adana 3. 0Asliye Mahkemesi 2000 yılı başında bilirkişi marifetiyle ÇEAŞ'ın rayiç bedelini 3.2 milyar dolar olarak tespit etmişti. Kepez ile 11'e çıkan barajlara bedelsiz el koyan devlet, Uzanlı dönemi sona erdirdi.
Şimdi yatırımcılar ağlıyor
"Gitti malım, gitti hisse senedim, gitti birikimlerim" diye.
"Hisse senedi satın almak ticari bir iştir ve riskleri vardır. Kâr, zarar, iflas riskin parçalarıdır" demek mümkün.
"İmtiyaz sözleşmesinin iptali, zarar gibi öngörülebilir riskler içinde değerlendirilemez" diyenler de var.
Borsacılar, yatırımcılar, İdare'nin imtiyaz sözleşmesinin iptaline giden süreçte "hizmet kusuru" işlediğini savunuyor.
İmtiyaz dediğin bir günde iptal edilir mi? İptallerin yıllara dayalı arka planı olması lazım...
Her türlü bilgi ve belgeyi isteyerek şirketleri izleme ve denetleme gibi çok büyük yetkilerle donatılan SPK'nın sözleşmenin iptaline ilişkin risklerden yatırımcıyı haberdar etmemesi bile başlı başına büyük bir hizmet kusuru değil mi?
Anayasa'nın 125. maddesi idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu yazıyor.
Örnek verelim
Aktaş Elektrik yatırımcısı Ankara 10. İdare Mahkemesi'ne başvurur. Özetle der ki; "Aktaş hakkında imtiyaz iptaline ilişkin bir dava açılmasına rağmen, şirketin halka arzında bu bilgi yatırımcılardan gizlendi. SPK sessiz kaldı. Kusurlu idari işlem ve eylemleri nedeniyle zarara uğradım. İMKB, SPK ve Enerji Bakanlığı zararımı tazmin etmeli."
Enerji Bakanlığı itiraz eder "Hisse senedi almak risktir. Bu risk oluşmuştur. İdare'nin oluşan zararda kusuru yoktur."
Mahkeme (Esas no 2003/153) kararını şöyle verir İdarelerce kamu gücüne dayalı, re'sen ve tek yanlı olarak tesis edilen ve idari nitelik taşıyan bu işlemler nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen maddi zararların tazmini amacıyla açılan bu davada, idari işlemlerin, kamu hizmeti yönetimine ve hukuka uygun olarak tesis edilip, edilmediğinin, zararın doğumunda hizmet kusuru veya başka nedenle idarelerin sorumluluğu bulunup bulunmadığının idari hukuk ilkelerini göre saptanması lazım."
Yani mahkeme bu olayda, ÇEAŞ ve Kepez yatırımcılarına da örnek olabilecek şekilde yatırımcı lehine tam yargı yolunu açmış.
Kanunlar, sermaye piyasalarının düzgün işletmesi için SPK'ya düzenleme, gözetleme ve denetleme görev ve yetkisini veriyor.
SPK'nın görevini tam anlamıyla yerine getirip, getirmediğini sorgulamak ve dava etmek, bu kurumu yıpratmak değil, yatırımcıların Anayasal haklarını kullanmasıdır.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|