kapat
29.08.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ
limasollu
TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL

GREENCARD

MEHMET BARLAS


"Kızıl güzel" Mars, acaba Tarkan'la flört edecek mi?

Keşke bilim ve uygarlık, bu kadar gelişmeseydi. İlk insanlar ve hatta geçen yüzyılda bazı Afrika kabileleri, ay veya güneş tutulduğunda, başlarına bir şey gelecek diye, korkudan titrerlermiş.

Hatırlayın Nihal Atsız'ın "Bozkurtlar" kitaplarını.

Bu kitaplara göre, Orta Asya'daki atalarımız, ay üçe bölününce, "Türk Budunu"nun felaketlerle karşılaşacağını, kendileri gibi bilirlermiş.

Bir de bugüne bakın.

Hepimiz, sade ayla değil, güneşle ve planetlerle bile laubali olduk.

Mars'tan "Kızıl Güzel" falan gibi ifadelerle söz etmeye başladı gazeteler.

Bakarsınız bir tele-vole programında, Mars'la, Tarkan'ın flört ettikleri haberi bile yapılır. İşi tırmandırmak için de, Mars'a "Dudu Yıldız" bile denilir.

Mars dünyaya çok yaklaştı (55,7 milyon kilometre) diye, dünyalı insanların, nasıl röntgencilik ettiğini görmüyor musunuz?

Benim çok romantik bir arkadaşım vardı. Mehtaplı gecelerde, Ay'ı daha yakından görmek için, sandalyeye çıkıp, bakardı.

60 yılda bir görülebilen Halley kuyruklu yıldızının 1910'daki görünüşü için de, Hüseyin Rahmi Gürpınar, "Kuyruklu Yıldız Altında İzdivaç"ı yazmamış mıydı?

Yine de, hafife almış Halley'i Hüseyin Rahmi büyüğümüz.

İnternetten girip baktım.

1910'da, Halley dünyaya yaklaşırken, saçacağı zehirli gazlarla, dünyadaki canlıların öleceği yorumunu seslendirmiş bazı gökbilimciler. Avustralya'nın Sydney belediyesi de, kentlilerin evlerine kapanmalarını önermiş Halley geçerken.

Mars'ın 60 bin yıl sonra dünyaya yaklaşmasında, böyle telaşlar yaşanmadı bereket.

Sadece teleskopa her sarılan, Mars'ın yüzeyini gözlemledi. Uzmanlar da, daha yakından (55,7 milyon kilometre) bakarak, planette su olup olmadığını anlamaya çalıştılar.

Bakarsınız bundan sonra teleskoplarını dünyaya çevirirler ve Bağdat'ta da, hala suların akmadığını fark ederler.

Ben, sadece tavlanın bir şans oyunu olduğu konusunda saplantılı değilim.

Ayrıca, Türk müziğindeki şarkı sözlerinin de (güfteler), dünyadaki ve uzaydaki her soruya cevap verdiğini düşünüyorum.

Mesela Mars dünyaya yaklaşırken (55,7 milyon kilometre), "Benim gönlüm sarhoştur, yıldızların altında"yı söyleseydiniz, olaya başka bir boyuttan bakabilirdiniz.

Yahut "Yıldızlı semalardaki haşmet ne güzel şey"i de söyleyebilirdiniz.

Buna biraz da Batılılığı katıp, Perry Commo'dan "Catch a falling star and put in your pocket"i de ekleseydiniz, Mars cebinize bile girebilirdi. Yani "Düşen bir yıldızı tutup, cebine koy" şarkısını katabilirdiniz Mars'ın dünyaya yaklaşması (55,7 milyon kilometre) olayına.

Başta da söylediğim gibi, keşke tam bilinmeyenlerle, planetlerle falan, böyle laubali olmasaydık.

Mars, yaklaşıyor (55,7 milyon kilometre) diye, "Kıyamet yaklaştı" endişesine kapılıp, Avrupa Birliği'ne Kıbrıs yüzünden uzaklaşmamızdan endişe duymazdık.

Dansöz Zühre ile Kızıl Güzel Mars'a, sürekli kapılsak ve gerçekten her gece, Heybeli'de mehtaba da çıkabilseydik.

Acaba Mars'taki orman niteliğini yitirmiş araziler konusunda, Çankaya ne düşünüyor?

ŞAKA

Amma yaptın be!
Emre Aköz, Dede Efendi'nin "Cihar attım şeş oynadım"ını hatırlatmamı, benim "Hile itirafım" olarak algılamış.

Peki "Yine bir gülnihal-aldı bu gönlümü" mü, "çapkınlık itirafım" olarak mı algılayacak?

TAVLA TATAVASI!

Falcılık bir bilim dalıdır!
Yazar arkadaşım Emra Aköz, amazon.com'a girmiş ve tavla (blackgammon) hakkında İngilizce yazılmış 49 kitabın olduğunu görmüş.

"Rasyonel düşüncenin merkezi Batı'nın, tavlayı bir şans oyunu olarak görmediğini", böylece anlamış!

Ben de girdim amazon.com'a. Yıldız falı, burçlar ve her çeşit falcılık üzerine yazılmış, İngilizce binlerce kitap ve periyodik yayın olduğunu gördüm.

Tabii ki, tavlada oyunu ve kurallarını bilmek gerekir. Şansınız da varsa, karşınızdakini yenersiniz.

Aslında tavlayı bir şans oyunu olmaktan, bir ölçüye kadar çıkarabilecek yöntemler var.

Mesela, rakibinizle karşılıklı oturursunuz.. Oyuna kimin başlayacağını belirlemek için zar atarsınız. Bu zar, "Şans"ın son kez devrede olmasıdır.

Sonra birinci olan, ilk zarını, atmadan, kendisi seçer.. Mesela "Ben dü-şeş oynuyorum" der. İkinci oyuncu belki dü-beş, belki dört-cihar oynamayı seçer.

Bir oyunda sadece üç defa çift zar oynamak imkanı tanırsınız taraflara.

Sonra zarlar değil, bilgi ve hesap, oyunun kaderini belirler.

Bir başka yöntemle de, farklı oyuncuların, şanslarını nasıl farklı değerlendirdiklerini ölçebilirsiniz.

İki tavlanın karşısında 4 oyuncu oturur... Zarı, karşılıklı iki oyuncu atar. İkinci tavlanın başındakiler de, bu zara göre oynarlar.

Bakarsınız aynı zarlarla oynayanlardan biri kazanır, diğeri kaybedebilir.

Mesele, bu kalıplaşmış şans oyununa, bilgi ve yenilik katmaksa, bunlar yapılabilir.

Ama, Türk dergiciliğinin öncü isimlerinden rahmetli arkadaşım Ercan Arıklı'yı, "Tavla büyüklerinden" gibi gösterirseniz, buna Meşhedi bile güler.

Ya da, "Milli Piyango"yu, bir talih oyunu olarak değil, bilgi oyunu gibi sunabilirsiniz.

Mesajlarınız için: mbarlas@sabah.com.tr


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
Destek Paketi
Sarı Sayfalar
GreenCard


Sizinkiler
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır