|
 |
|

İLKER SARIER
Stiglitz ne diyor biz ne yapıyoruz?
Güngör Uras geçen gün, işini gücünü tasfiye edip Bodrum'a paralarını yemeye gelmiş bir genç işadamını anlatıyordu, alttan alta devam eden "istihdam yıkımının" hazin bir hikayesi olarak...
Geçenlerde ben de genç yatırımcı bir dostumla konuşuyordum.
Yanında 50 kişi çalıştıran, yılda 1 milyon dolarlık iş döndüren genç adam anlatıyordu
"Makro sebepleri bilemem ama mikro düzeyde biz feci durumdayız. Devlet, yürüttüğü ekonomi politikalar bizim yaşama ve üretme şansımızı giderek ortadan kaldırıyor. Piyasa ve para politikaları korkunç. Maliyenin despotizmi de cabası... Eninde sonunda bize, bütün işçilere yol verip, kişisel birikimimizle bir kenara çekilip hayatımızı idame ettirmekten başka seçenek kalmıyor"
Dinlerken içim acıyla kavruldu, ortaya çıkan "matematik sonuç" bakımından...
Bir yatırımcının "işşiz" kalması, bir insanın işsiz kalmasından farklıydı.
Bu işadamı işlerini kapattığında "50 kişi daha" işsiz kalacaktı.
Karşımda konuşan insan, "bir kişi" değil, aslında "51 kişi" idi.
Şimdi kalkıp, bu genç adama Josef Stiglitz'i anlatsam ne olacak? Stiglitz'in görüşleri onu kurtaramıyor ki!
Peki ne diyor çağdaş ekonomi bilgesi Stiglitz
"Son yıllarda ısrarla sürdürülen monaterist politikalar ve anti-enflasyonist uygulamalar, işssizliği alabildiğine körüklüyor. Üretim potansiyeli ikinci plana itiliyor. Kısa vadede enflasyona karşı bir zafer kazanılsa bile uzun vadede işsizlik ve üretim güçsüzlüğü ülke ekonomisini boğmaya başlayacaktır."
Türkiye'deki durum vaziyet tam da bu değil mi dostlar?
Evet bu!..
Para, "yapay bir tanrı" haline geldi.
Para'dan para elde etmek teşvik edildi.
Hem toplum, hem de kamu maliyesi "para'nın esiri haline geldi.
Fakat hiç kimse bu paradoksun içinden nasıl çıkılacağını bilmiyor, söylemiyor.
Bir Kemal Derviş vardı millete birkaç çift yüreklendirici ve inanılır söz söyleyen, o da Baykal'ın yanında "politik anlamda" kuruyup gidiyor.
(Lutfedip bir açıklama gönderirse, seve seve yayınlarım)
Ne olacak yukarıdaki bahsettiğim gibi "cendereye sıkışmış" insanların hali?
İki yıl içinde muazzam bir teknoloji ile Amerika'dan bile sipariş alabilecek bir işyeri kuran genç bir dost da geçen gün, "dolar kuru" yüzünden tükendiğini, "leasing" kapanına sıkıştığını, öz sermayesinin tıkandığını ve devletten en küçük bir kredi yardımı alamadığını anlatıyordu.
Buna karşılık bakıyorum.
İstanbul maliyesi, kurduğu "vergi timleri" ile, irili ufaklı işyerlerinin ümüğüne çökmüş, devlete para toplamak için yapmadığını bırakmıyor.
Yatırımcı, "nasıl yara kazanırım" derdinde...
Maliye ise, "bunun parasını nasıl alırım" derdinde...
Devlet, önce kazı kesiyor sonra yumurta bekliyor...
Stiglitz de anlatıyor...
Kime anlatıyorsa...
Türkiye komüno-kapitalist bir ekonomi tutturmuş gidiyor, Allah sonumuzu hayır etsin!..
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|