|
 |
|

Dışarıda yeni hayat biçecekler
Bakırköy'deki kadın tutuk evindeki kadınlar, dikiş makineleriyle hayata asılıyor. İstanbul Belediyesi'nin bünyesindeki biçki-dikiş kurslarına katılıp, 'dışarıya' meslek sahibi olarak çıkmak istiyorlar
Onlar gasp, cinayet gibi suçlara karışan ve hayatlarının bir bölümünü cezaevinde geçirmek zorunda kalan kadınlar, kızlar. Dışarıdayken meslekleri olmayan hatta okuma yazma bilmeyen kadınlar. Kimi okuma yazmayı cezaevinde öğrendi, kimi ise artık hayata küsmeyip kolunu jiletlemekten vazgeçmeyi...
Şimdi ise öğrendikleri bir başka şey var. Biçki-dikiş ve giyim. İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesinde 7 yıldır faaliyet gösteren Meslek Edindirme Kursları (İSMEK), Bakırköy Kadın ve Çocuk Evi'nde kalan kadın mahkumlara giyim kursu düzenledi.
55 DALDA MESLEK KURSU
Aslında onlar bir anlamda umutlarını, hayallerini, geleceklerini kumaşları dikerek, onlara pantolon, gömlek veya elbise olarak şekil vererek ortaya koyuyorlar. Biçki-dikiş ve giyim kursu için gittiğimiz Bakırköy Kadın ve Çocuk Tutukevi'nde bize kursun, dört duvar arasında zamanın geçmesine ne kadar yardımcı olduğunu, gelecekleri için artık bir umut olduğunu anlatıyorlar. Söz, dönüp dolaşıp cezaevine neden ve nasıl girdiklerine geliyor. İşte bu noktada da birbirinden dramatik hikayeler dökülüyor dudaklarından...
Cezaevinde kalan kadınların ve genç kızların hikayeleri aslında birbirine çok benziyor. Cinayete azmettirme, gasp, kapkaç vs. Bu suçların hepsi aslında bir dramı barındırıyor içinde. Kimi aile sevgisi göremediği için şu an cezaevinde bulunduğunu belirtirken, kimi ise soğukkanlı bir şekilde daha 9 ay önce işlediği cinayeti anlatıyor. Bitirilen cümlelerin sonu hep aynı "Pişmanım" ya da "Suçsuzum". Dışarıda özledikleri şey ise gelecekleri ve özgürlükleri.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesinde 1996 yılından beri faaliyet gösteren ve dileyen herkese 55 branşta ücretsiz eğitim veren Meslek Edindirme Kursları (İSMEK), geçtiğimiz yıl Kartal Cezaevi'nde isteyen mahkumlara ebru dersleri verdi. Hatta eğitim sonunda bir sergi açılarak, yapılanlar sergilenmişti. Şimdi ise Bakırköy Kadın ve Çocuk Tutukevi'nde biçki-dikiş ve giyim kurslarıyla mahkumların meslek edinmelerine katkıda bulunuyor.
TERZİLİK ÖĞRENİYORLAR
Yaklaşık bir ay önce başlayan kursa, cezaevinde kalan 250 kadından 41'i katılıyor. Kursa katılanlar cezaevi yönetimi tarafından belirleniyor. Uzun süre cezaevinde kalacağı kesinleşen veya cezaevinde uzun süre kalmasına kesin gözüyle bakılan kadınlar, becerileri de varsa kursa katılıyorlar. Hafta içi her gün, cezaevinde bir odada kurulu dikiş makinelerin başına geçerek meslek öğreniyorlar. Mektup yazarak, çamaşır yıkayarak geçirdikleri zamanlarını artık kursa katılarak geçiriyorlar. Öyle ki, kimi kadın giyemediği gelinliği dikmeyi hayal ederken, kimi ise cezaevinden çıktıktan sonra terzi olarak çalışıp, hayatını kazanmayı düşünüyor. Hayattan koptukları, iş bulamayacaklarını düşündükleri bir anda bu kursla hayalleri bir anlamda yaşama teyellendi.
GELİNLİK GİYMEK İSTİYOR
Hayata tutunacak bir şeylerin hâlâ var olduğuna inanan mahkûmlardan biri de G. Y. Henüz 17 yaşında. Ancak tam 8 aydır cezaevinde. Suçu uyuşturucu kuryesi olmak. Uyuşturucu işine karıştığı için cezaevine gelmiş olduğunu hatırlattığımızda, "Hiç suçum yoktu. Hayatımda uyuşturucu kullanmadım. Beni taşıyıcılıkla suçladılar. Halen inanamıyorum" diyor. G.Y. sessiz sakin dikiş makinesinin başına geçerken, Eylül ayında mahkemesi olduğunu, suçsuz bulunup yeniden eski günlerine kavuşacağına inandığını anlatıyor.
Cezaevi ona çok şey öğretmiş olsa gerek. İlkokuldan sonra okumadığı için pişman olduğunu dile getiriyor. Çıkınca ilk işinin ortaokulu ve liseyi dışardan bitirmek olduğunu söylüyor. Kursun başlayacağını öğrenince ise bir meslek sahibi olurum düşüncesiyle katıldığını söylüyor. Onun için günler artık daha hızlı geçiyor. Canı daha az sıkılıyor, zamanını iyi bir şeyler yaparak geçiriyor. Genç tutuklunun bir de ideali var Bir gelinlik dikip, giyebilmek...
"DELİKANLILIK YAPIP SUÇU ÜSTLENDİM"
Özlem Özner'in ise cezaevine ikinci girişi. 3.5 aydır içeride. Umutsuzluktan koluna yaptırdığı "küskünüm" dövmesi, bu genç kadının kısacık yaşamını özetliyor gibi. Polis memuru olan babasını 3 yıl önce kaybetmiş, hasta annesiyle birlikte yaşıyormuş. Ta ki gasp olayına karışana dek. Özlem, 3 kişiyi gasp etme olayına karışmakla suçlanıyor. İki yıl önce de aynı suçtan cezaevine girmiş. Üstelik liseyi bitirmesine iki ay kala. Oysa o da baba mesleğini seçip polis memuru olmak istiyormuş. Özlem, "Delikanlılık yapıp suçu üstüme aldım. Ama şimdi olsa yapar mıyım diye sorarsanız yanıtım farklı olur. Yapmazdım. Çünkü insan buraya girince dostunu düşmanını anlıyor" diyor.
Özlem, yaklaşık 4 ay önce yaşanan gasp olayında ise arkadaşları ile uyuşturucu aldıklarını, 3 kişiyi gasp etme suçuna karıştığını söylüyor. "Benim hiçbir suçum yok. Onları sadece arabada bekledim. Ama kabak yine benim başıma patladı" diyor. Nezarethanede kaç gün kaldığını, uyuşturucu krizlerini anlatırken, sanki o günleri o hiç yaşamamış. Sıradan olaylar gibi iki cümleyle anlatıp bitiriyor.
İçeride geçirdiği sürenin 2 ayında uyuşturucu ile mücadele etmiş. AMATEM'de uyuşturucu tedavisi gördüğünü söylüyor. Onun da kolları jilet ve yanık izleriyle dolu. Ama umurunda bile olmadığını söylüyor. Bağımlılıktan kurtulduğu için ne kadar memnun olduğunu söylüyor. "Ama aklım dışarıda" diyor Özlem. Dışarıda tek başına yaşayan annesi ve bundan sonra sabıka kaydı yüzünden ulaşamayacağı meslek, yani polis olmak artık onun için çok uzakta....
MELEK: "KEŞKE OKUSAYDIM"
Melek Polat da pişmanım diyenlerden. 21 yaşında. Bir koluna renkli bir gül dövmesi, diğer koluna ise bir erkek dövmeyle resmedilmiş. Saçlarını siyah bir bandana ile kapatmış. Kollarındaki jilet izleri kalbinin bir resmi adeta. 19 yaşında sokak ortasında işlediği bir cinayet sonucu tam 15 yıl hapis cezası almış. 9 yılı infaz sayılmış. 4 yıl sonra cezaevinden çıkacak. Anlatırken uzun kirpiklerinin ardından yaşlar boşanıyor zaman zaman. "Ben parçalanmış bir ailenin eseriyim" diyerek başlıyor sözlerine. Annesiyle babası, henüz o iki yaşındayken ayrılmış. Onu anneannesi büyütmüş. Henüz 12'isindeyken uyuşturucu kullanmaya başladığını, cezaevine girene kadar uyuşturucu kullanmayı sürdürdüğünü söylüyor.
JİLET İZLERİNE ESTETİK
Uyuşturucunun zararlarını şimdi kullanmayı bıraktıktan sonra anlamış. 19 yaşındayken ise aynı mahallede oturduğu 41 yaşındaki bir erkeği sokak ortasında bıçakladığını anlatırken gözleri doluyor "Yaşasaydı 41 yaşında olacaktı" diyor bütün soğukkanlılığıyla. İşlediği cinayetin de uyuşturucunun bir eseri olduğunu söylüyor. Bıçağı tam sekiz kez saplayıp çıkarmış bir bedene. Melek, "Kendimde değildim. Hiç hatırlamıyorum. Sadece hakkımda dedikodu çıkardığı için çok kızgındım öldürdüğüm kişiye. Aslında çocukluğumdan beri tanıdığım bir kişiydi. Fakat o an gözüm hiçbir şeyi görmedi" diyor. Cezaevinde ziyaretine annesi ve birkaç arkadaşının geldiğini söylüyor.
Okusaydım, bir mesleğim olsaydı şimdi burada olmazdım" diye konuşuyor. Bu küçük çapta başlayan kurs, onu da geleceğe dair ümitlendirmiş. Öyle ki, 4 yıl sonra dışarı çıkıp, yeni bir hayata merhaba dediğinde kursta öğrendikleri sayesinde bir atölyede iş bulacağına inandığını, hatta para kazanıp kollarındaki jilet izlerini estetik ameliyatla yok ettireceği günlerin hayalini kurduğunu söylüyor.
"İYİ Kİ GÖREVİ ALMIŞIM"
Kurs öğretmeni Züleyha Çora, cezaevinde ilk kez ders verdiğini belirterek, cezaevinde de olsa öğrenmeyen kadının olmadığını gördüğünü söylüyor. Çora'ya cezaevindeki kadınlara giyim kursu vermesi teklif edildiğinde düşünmeden kabul etmiş. Çora, "İyi ki gelmişim. İnsanların küçük şeylerden umutlandığını görmek, hayata bağlandıklarına tanık olmak çok güzel bir duygu" diye konuşuyor.
Çora, ilk olarak kadınlara makine bilgisi, makinenin bakım ve onarımı ile dikişin temel teknikleri konusunda eğitim verdiğini kaydederek, derslere mahkûmların "Bu kurs, onlar için zamanı hızlandırıyor, zaman hızla akarken en azından bir şeyler öğreniyorlar. En azından unutulmadıklarına ve hâlâ hayatta tutunacak şeylerin olduğuna inanıyorlar" diyor.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|