|
 |
|

EMRE AKÖZ
Nadir Nadi, Nazi hayranı mıydı?
Cumhuriyet gazetesi ölümünün 12'nci yılında eski sahibi ve başyazarı Nadir Nadi'yi bir yazı dizisiyle anıyor.
Miyase İlknur'un hazırladığı dizinin sunuş azısında şöyle bir cümle yer alıyordu "Nadir Nadi'nin ilkeli ve tutarlı kişiliği, günün moda akımlarına itibar etmeyişi her dönemde birilerini rahatsız etmiştir. Sürüden ayrılan birine tahammül edemeyen çevreler 1940'lı yıllarda onu 'Nazi hayranı' olmakla suçladılar. Aynı çevreler 1960 ve 70'li yıllarda bu kez 'aşırı solcu, komünisttir' diye tempo tuttu."
Bu cümleler, 'Kronik Medya' adıyla Alper Görmüş ile birlikte 'Yeni Şafak'ta bir 'gazeteleri irdeleme, eleştirme' köşesi hazırlayan Kürşat Bumin'in tepkisini çekti. Dün özetle "Nadir Nadi, İkinci Dünya Savaşı döneminde Nazi hayranıydı" diye yazdı Bumin.
Gelin o günlere dönelim... Bakalım neler olmuş. En önemli kaynağımız Emin Karaca'nın 'Türk Basınında Kalem Kavgaları' adlı kitabı.
"Alman realitesi"
Tarih 1940. Savaş başlayalı yaklaşık bir yıl olmuş. Almanya, Fransa'yı perişan etmiş. Yayılmayı sürdürüyor. Avrupa ateşler içinde.
Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Türkiye'nin tarafsız kalması için uğraşıyor. İki tarafa da mavi boncuk dağıtıyor.
Derken 25 Temmuz 1940'ta Ankara'da Almanya ile bir ticaret anlaşması imzalanıyor. Nadir Nadi, babası Yunus Nadi'nin kurduğu ve hala yönetmekte olduğu Cumhuriyet'te başyazılar yazmaktadır.
O sırada 32 yaşında olan Nadir Nadi, 'Yeni Anlaşmanın Sebep ve Neticeleri' başlığıyla bu ilişkiyi onaylayan, önemseyen bir yazı kaleme alır.
Bunun üzerine 'Yeni Sabah'ta yazmakta olan, İngiliz yanlısı Hüseyin Cahit Yalçın başta olmak üzere birçok yazar tarafından eleştirilir.
Nadir Nadi eleştirilere 'Alman Birliği Karşısında Avrupa' başlıklı yazısıyla cevap verir. Burada şöyle bir cümle geçmektedir "Aynı dili konuşan, aynı kültüre ve emellere malik 90 milyonluk bir kitle, Avrupa'nın ortasında artık tek devlet teşkil ediyor. Bu bir realitedir ve bunu olduğu gibi kabul etmek lazımdır."
(Ara notu 1 Cumhuriyet'teki yazı dizisinde defalarca Nadir Nadi'nin, 'Alman Realitesi' başlıklı bir yazı yazdığı ifade ediliyor. Halbuki bu başlıkla bir yazı yok ortada. Sadece bütün olup bitenler ve Nadi'nin yazısı kısaca 'Alman Realitesi' diye anılıyor.)
Bunun üzerine tartışmalar daha da alevleniyor. Şimdi diyeceksiniz ki bu hassasiyet niye? O dönemde hem İngilizler, hem de Almanlar; Türkiye'yi kendi yanlarına çekmek istiyor. İstanbul ve Ankara casus kaynıyor. İki taraf da çeşitli tezgahlarla gazetecileri 'tavlamaya' çalışıyor. Buna karşılık hükümet denge politikası güdüyor.
İşte bu ortamda öyle bir yazı Cumhuriyet gibi önemli bir gazetenin Alman yanlısı olarak görülmesine yol açıyor. Hatta Başbakan Refik Saydam, Yunus Nadi'ye telefon ederek rahatsızlığını belirtiyor. Yunus Nadi ise "Ne var canım, ne olmuş yani" diye yazıyı savunuyor.
İnönü'nün tepkisi
Tartışma devam ederken Yunus Nadi, Ankara'ya gidiyor. 7 Ağustos sabahı Ankara Garı'na inen İsmet İnönü'yü karşılayanlar arasında o da vardır. Herkesi selamlayan 'Milli Şef' Yunus Nadi'ye 'Sen kal' diyor. Ortalık tenhalaşınca da Yunus Nadi'ye sert bir sesle şöyle diyor "Ticari maksatlar uğruna siyasi yazılar yazılmasına müsaade edemem."
Yunus Nadi "Yok böyle bir şey" deyince İnönü sesini daha da yükseltiyor "Katiyen müsaade edemem." Ve Yunus Nadi'nin elini sıkmadan gidiyor.
(Ara notu 2 İnönü'nün bu cümlesi gayet 'anlamlı'. Çünkü o dönemde ülkede ciddi bir kağıt sıkıntısı vardı. Ancak Cumhuriyet hemen hiç sıkıntı çekmiyordu. Kimseye haksızlık etmek istemem ama biliyoruz Bu 'rahatlık' rakiplerinin "Cumhuriyet, Almanya'dan yardım alıyor" diye düşünmesine yol açmıştı. İnönü'nün kastettiği büyük olasılıkla buydu.)
Daha sonra, 10 Ağustos'ta Cumhuriyet, hiçbir gerekçe gösterilmeden hükümet tarafından tam 90 gün kapatılıyor.
Yunus Nadi'nin (ölümü 1945) oğulları Nadir ve Doğan Nadi uzun yıllar İsmet İnönü ile konuşmuyorlar.
Unutturma çabası Biraz da yorum...
Nadir Nadi'nin Hitler Almanyası'na olan ilgisi solcular ve Kemalistler tarafından unutturulmak istenmiştir.
Düşünsenize... 1970'li yıllarda Cumhuriyet gazetesi solcuların yayın organı olarak kabul ediliyordu. Elinde Cumhuriyet gazetesiyle Beyazıt'tan geçmeye kalkışan bir genç anında Ülkücüler'den dayak yerdi. Ve heyhat Gazetenin başyazarı eskiden ciddi biçimde 'Nazi hayranı' olmakla suçlanmıştı. Al başına belayı!
Peki bu durumda ne yapılır? Basit Nadi'nin Atatürkçülüğü, sanat aşkı, centilmenliği filan ön plana çıkarılır. Eski günlerden hiç söz edilmez.
Bu o kadar böyledir ki... '99-Yüz' adlı portreler kitabında nice insana ilişkin nice ayrıntıyı kayda geçiren Cemal Süreya, Nadir Nadi için "Açığı yok. Düşünsel planda baştan beri tutarlı," diye yazabilmiştir.
Atatürkçülük kanıt değil
İtiraz edilecektir "Nazi hayranı olsa dahi Nadir Nadi daima Atatürkçü kalmıştır." Yanlış bir laf değil bu... Ama hiçbir anlamı yok! Niye? Çünkü 'Atatürkçülük' denilen fikir ve uygulamalar manzumesi, hani nasıl desem 'muz' gibidir. Yani ne niyetine yersen... Solculuğunuzu da, sağcılığınızı da, liberalliğinizi de, milliyetçiliğinizi de, demokratlığınızı da, jakobenliğinizi de, AB'ciliğinizi de Atatürk'e atıfta bulunarak savunabilirsiniz. Yahu Erbakan dahi "Atatürk bugün yaşasaydı Refahlı olurdu" dememiş miydi?
Yani Nadir Nadi, Hitler'in gücüne hayranken de Atatürkçü'ydü... Daha sonra 'solcu' kabul edilen ('sanılan' mı demeli?) bir gazetenin başyazarıyken de Atatürkçü'ydü... 12 Mart döneminde darbe heveslisiyken de...
Geçmişi nasıl anlatmalı? Bütün bunları niye yazdım?
Türk basınının en önemli kişilerinden birini suçlamak için mi? Hayır! Herkes fikirlerini değiştirebilir. Bu son derece normal bir insanlık halidir. Nadir Nadi o zaman öyle düşünmüş, sonra 'değişmiş'.
Yani mesele şu Ne yüceltelim geçmişi, ne yerden yere vuralım. Genç kuşağa tarihi mümkün olduğunca her yönüyle anlatalım.
BİR YIL OLMUŞ
Bundan tam bir yıl önce 23 Ağustos 2002 Cuma günü Sabah'ta yazmaya başladım. 365 günde sadece üç gün yazılara ara verdim. Geçen süre içinde siyasetten spora, magazinden mizaha çok çeşitli konulara değindim. Ancak bunu yaparken bilmediğim, anlamadığım işlere girmemeye dikkat ettim. Hesabını verebileceğim, diyelim ki bir tartışma çıktığında, fikrimi 'günlerce' savunabileceğim biçimde yazmaya çalıştım. Gelen mesajlara bakıyorum da... Son derece zeki, kültürlü, akıllı bir okur kitlem oluşmuş. İlginize çok teşekkür ederim.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|