kapat
23.08.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL

GREENCARD

Vahşi Batı'daki bar

ABD'nin Irak misyonu zora girdikçe, "Neo-Con'ların (Amerikan Yeni Sağı) teorisi çöküyor" diye Avrupalılar neredeyse tef çalacak.

Neo-Con'ların ideal dünya düzeniyle ilgili görüşlerini biliyorsunuz; yaz başında yayınlanan bir haftalık dizide anlattık. Yine de kısaca hatırlatalım

"Batı demokrasilerini korumanın yolu, tüm dünyanın demokratikleştirilmesinden geçiyor. Bu amacın önündeki haydut devletler (şer üçgeni), diktatörler ve terör örgütleri gibi engeller yok edilmeli. Bu görev de, dünyanın tek süper (hatta hiper) gücü ve jandarması ABD'ye düşüyor."

Kısacası daha iyi bir dünya ancak ABD'nin, görüşlerini ve düzenini kabul ettirmek için, başkalarının düşüncelerine aldırmadan gereken her yerde gücünü kullanmasından geçiyor.

Yine anımsıyorsunuz, bu teorinin ideolojik altyapısını Irving (baba) ve William (oğul) Kristol, Robert Kagan gibi düşünürler hazırlıyor, uygulamasını ise Paul Wolfowitz, Richard Perle, Donald Rumsfeld gibi Bush yönetiminin kilit isimleri yürütüyor.

Bu özetten sonra Neo-Con'ları topa tutan yorumlardan birini aktaralım. Fransız "Le Figaro" gazetesi bakın "ABD'nin Irak'taki hataları" başlıklı başyazısında Wolfowitz ve arkadaşlarına nasıl keyifle yükleniyor

"Bush, Irak'ı işgal kararını güçlü Neo-Con lobisinin etkisiyle aldı. Ne var ki, Neo-Con'lar ideolojilerine darbe indirebilecek üç yanlış yaptılar.

Birincisi, izlenen hedefler arasında bilinçli kargaşa yaratmaları oldu. Örnek İslamcı terör tehdidi ve kitlesel imha silahlarıyla mücadeleyi aynı kefeye koymaları. Ama daha vahimi, Irak sorununda ikisini birlikte gerekçe göstererek dünyayı yanıltmaları.

İkinci hata Irak'ın demokratikleştirilmesi Neo-Con'ların esaslı gerekçeleri arasındaydı. Ancak sorun şu; demokrasi kalp nakli gibi kolayca yapılabilecek bir ameliyat değil.

Ali kompleksi
Gelelim üçüncü hataya. Onun adı tek kutupluluk. "En güçlü benim, başkalarının tavsiyelerini dinlemek zorunda değilim."

Boksör Muhammed Ali gibi kendine sonsuz güven...

Avrupalılar'ın bu "dost ateşi"ne rağmen Neo-Con'lar ne inançlarının, ne de hedeflerinin doğruluğunu sorgulamaya niyetli değil. Tam tersine; onlar Avrupa'yı (İngiltere hariç) bir korkaklar topluluğu olarak görüyor, 1930'lardaki Hitler'e karşı teslimiyetçi politikalarının etkisinden kurtulamamakla suçluyor.

Neo-Con'lar adına Robert Kagan, Avrupa'ya yönelik ağır suçlamaları "Cennet ve Güç" başlıklı son kitabında tarihi, felsefi ve ideolojik temele oturttu.

ABD'de birkaç ayda bir düzine baskı yapan bu kitabı değerli okurum Dr. Hikmet Şahiner kusursuz bir çeviriyle Türkçe'ye kazandırdı.

ABD ile Avrupa arasındaki Atlas Okyanusu'ndan da geniş ve derin uçurumu anlatmak için, -hayli ağır üsluplu- bu kitaptan çarpıcı bir örnek aktaralım

"ABD-Avrupa ilişkileri Vahşi Batı'daki bir bar benzetmesiyle anlatılabilir. Avrupalılar bu barın sahibi rolüne hevesli. Tabii Amerikalılar şerif, Saddam Hüseyin gibileri de kanun kaçağı oluyor.

Avrupalılar arada bir içki içmek için bara gelen kanun kaçağını, o ve onun gibilerin izini sürerken sık sık bara operasyon düzenleyen şerife tercih ediyor. Çünkü kanun kaçağı bar sahibiyle işbirliği yapıp, içkisini içtikten sonra gidiyor. Şerif ise kanun kaçaklarını yakalamak için barı basıp düzeni bozuyor..."

Ne dersiniz; bar sahibi mi haklı, şerif mi? Sakın kanun kaçağına hak vermeye kalkmayın...

Mesajlarınız için: esafak@sabah.com.tr


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
sınırsız hosting
Sarı Sayfalar
GreenCard


Sizinkiler
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır