kapat
23.08.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL

GREENCARD

GÜLSE BİRSEL


Final ve taşınma!

Bu reklam yazılarını yazmaya başlayalı tam bir yıl olmuş. İlkinin tarihi 21 Eylül 2002.

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği'nde, harikulade Sabina karakteri şöyle der "İnsanlara, yerlere ve eşyalara çok uzun zaman bağlanmam".

Ben de aynen öyle yapıyorum.

Bir yıldır gördüğümüz reklamlar hakkında düşündüklerimi, ajanslardan aldığım bilgileri, o reklamlar hakkında etrafta konuşulanları yazdım durdum.

Orijinal fikir tam olarak bu değildi. Ben daha mizahi, daha sivri dilli, daha kendim gibi bir üslupla reklamlar hakkında mangalda kül bırakmayacaktım. Ama elbette o şekilde planladığım köşe, prestijli ve ciddi ekonomi sayfasında belirince, benim kalemim de hazırola geçti ve bu sayfada varolmanın dayanılmaz ağırlığı başladı .

Şimdi, ekonomi servisindeki o şahane ekibe bağlanmadan ayrılmanın hüzün, ve fakat en sonunda işi istediğim kadar sulandıracak olmanın verdiği sevinç gözyaşlarıyla, "gag" köşesini Cuma günlerinin Extra'sına taşıyorum. Mizah dozunu biraz arttırarak... Asla sevmediğim, kaçındığım ve içinde olmak istemediğim bir kategori olan "not verme" tarafını tamamen yok ederek.

Yani artık herhangi bir reklam hakkında düşündüklerim sadece ve sadece beni bağlayacak!

Sektör, beni okuma! Diğerleri, muhakkak okuyun, çok eğleneceksiniz.

Nihihahahahahahaha, diye kötü kötü gülüyorum şimdilik.

Güldüler, tamam, peki aldılar mı?

Reklamda mizah, "Niye ki, nereye kadar, hayır asla, evet ve hep, abartmadan, şudur budur" diye çok konuşuldu geçtiğimiz yıl.

GAG programında hep komik reklamları seçerek kullanıyoruz. GAG sektörel bir reklam programı değil. Yediden yetmişe hitap eden bir eğlence programı. Sadece eğlence malzememizin bir kısmı komik reklamlar.

Reklam yazıları yazarken, mizahın kaçılmaması gereken bir unsur olduğunu, Türkiye'de çok tutulduğu halde, belki de ajans/müşteri cesaretsizliğinden az kullanıldığını söyledim durdum.

Zannederim bu ikisi birbirine karıştırıldı. "Reklam illa komik olsun" dediğimi zannettiler.

Köşe yazarı da olsa, gazetecinin görevi, gerekçeleriyle fikrini anlatmakla birlikte, bilgi ve haber de aktarmaktır.

Onun için bu konuda, şu son ciddi reklam yazımda, noktayı ünlü bir reklam adamı olan Jeremy Bullmore'un koymasını tercih ediyorum.

Bullmore, yıllarca kreatif direktörlük yapmış, şimdiyse Young& Rubicam, Ogilvy & Mather gibi şirketlerin de içinde bulunduğu, uluslararası WWP grubunun yönetim kurulunda olan değerli bir arkadaş! Reklamcılığı yemiş yutmuş diyebiliriz.

"Reklamın Perde Arkası" adlı kitabında, reklamın komik olması başarıyı nasıl etkiler konulu, "Güldürüyorsan, Satın Aldırtabilir misin?" başlıklı bir makalesi var. Yeni bir makale olmamasına rağmen, güncelliğini korumuş.

Özetle şunları söylüyor

"Öncelikle kullanılan mizah iyi mizah olmalı, soytarılık değil. Ayrıca hedef kitleye hitap eden, hatta tercihen özellikle onların seveceği ve anlayacağı espriler kullanılmalı. Ne olursa olsun, espriler, ürünle veya ürüne duyulan ihtiyaçla ilintili olmalı. Alakasız ve yüzeysel komikliklerin devamlı kullanılışı ürüne zarar bile verebilir."

Ve benim en çok ilgimi çeken tespite geldi sıra.

Bay Bullmore, bir ürünün "hangi tür parayla" alındığının, o ürünün reklamındaki mizah kullanımını belirleyebileceğini söylüyor.

Makaleye göre, ev giderleri bütçesi ile, kişisel harcamalardan oluşan cep harçlığı arasında çok büyük fark var.

Ev bütçesi dahilinde devamlı alınan bir ürün (deterjan, süt vs.) sürekli olarak komiklik içeren, laubali reklamlarla tanıtılırsa tehlikeli olabiliyor! Ev kadını aniden ürünün kalitesi hakkında şüpheye düşebiliyor mesela! Burada kullanılacak tek mizah türü, daha sevecen, daha insancıl "iyi yürekli mizah" diyebileceğim tür. Güldürmekten çok gülümseten, sıcak, yumuşak espriler.

Bazı ürünler de, cep harçlığıyla alınanlar. Yani "kendine ait biraz para"yla. Daha özgürce, daha sorumsuzca, ihtiyaç veya mecburiyetten değil, istendiği için alınan şeyler. Meşrubat, parfüm, bira, vs. "Bu durumda mizah kullanmakta özgürsünüz, kopun gidin!"demeye getiriyor Bullmore!

Serdar Erener'e makaleyi gönderdiği için teşekkür ederken, kendim hakkında bir tespit de yapacağım.

Reklamımı yapacak olsaydım, kesinlikle mizah kullanırdım!

Zira, bir köşe yazarı olarak, ikinci kategoride bir ürün olduğumu hissediyorum. Yani ihtiyaç veya mecburiyetten değil, özgür bir tercih sonucu, istendiği için okunan, sayfası, günü değişse bile takip edilecek bir ürün!

E bu kadar reklam yeter.

Jeremy Bullmore bile teslim etmiş "Birtakım durumlarda, bazı mizah türleri, en azından şu an için, bazı ürünlerin reklamını yaparken çok faydalı olabilir. Eğer bu cümleyi çok belirsiz, kesinlikten uzak ve teorik bulan varsa, hemen reklamcılığı bırakıp daha basit ve kurallı bir iş bulsun!"

Onun için, ahkam kesmeden, "değerlendirmeden", sadece reklamlar hakkında sohbet etmek üzere...

Cuma günleri görüşürüz.


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
sınırsız hosting
Sarı Sayfalar
GreenCard


Sizinkiler
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır