|
 |
|

MEHMET TEZKAN
24 bin öğrenciyi paçavra gibi kenara attık..
24 gün sonra okullar açılıyor..
24 bin öğrencinin durumu hala belirsiz.. 24 bin öğrenci hangi okula gideceğini bilmiyor..
Devlete güvendiler.. Bütün yazı masa başında geçirdiler.. Çalıştılar, çabaladılar..
Hepsinin umudu vardı, hayali vardı..
Hepsi özel okula gitmek istiyordu.. Daha iyi şartlarda eğitim almak istiyordu..
14-15 yaşındaydılar..
Yarın sınava gireceklerdi.. Birbirleriyle yarışacaklar, ipi göğüsleyen 10 bini özel okula gidecekti..
Şimdi ne olacakları, ne yapacakları belli değil..
Yazık değil mi bu çocuklara?
Olay şu..
Hükümet dedi ki Maddi olanağı iyi olmayan 10 bin çocuğu özel okullarda okutacağım.. Gelin başvurun, seçimi sınavla yapacağım.. Öğrenci başına 3 milyar 500 milyon ödeyeceğim..
Eğitim-Sen hemen Danıştay'a başvurdu.. 'Bu, özel okullara kaynak aktarıma girişimidir' dedi.. Danıştay onayladı.. Anayasaya aykırı buldu..
'Paralı ve parasız öğrenci oranının artması yapay ayrımlara neden olur' diyerek yürütmeyi durdurma kararı aldı..
Danıştay engelini aşamayan hükümet projeyi uygulamak için yasa çıkardı..
'Kararlıyım.. 24 Ağustos'ta sınav yapacağım' dedi..
Öğrenciler de çalışmaya devam dediler..
Ama proje bu kez Cumhurbaşkanı Sezer'e takıldı.. Sezer de yasayı Anayasa'ya aykırı bularak veto etti.. Hatta yasanın bazı tarikat okullarına para aktarılmasına imkan tanıdığını da iddia etti..
24 bin öğrenci bir kez daha yıkıldı.. Okullar açılmadan önce yasanın Meclis'te ikinci kez görüşülerek Cumhurbaşkanı'nın önüne konulması imkansız..
Sezer veto edince bazı özel okullar '7 Eylül'de sınav yapın.. Başarılı olanları biz burslu okutalım' dedi..
Bazıları itiraz etti.. Masrafın yarısını devletten istedi.. Her kafadan bir ses çıktı.. Görüş birliği sağlanamadı..
Peki şimdi ne olacak?
Bilen yok.. Açıklama yok..
24 gün sonra dersler başlıyor, kimse hangi okula gideceğini bilmiyor..
Ayıp değil mi?
Günah değil mi?
14 yaşındaki çocuğun hayali çalınır mı?
Peki hata kimde?
Her şeyden önce Milli Eğitim Bakanlığı'nda.. Projeyi hazırlayıp bakanın önüne koyanlarda.. Madem böyle bir planın var.. Önce yasal düzenlemeni yap, sonra ilan et, sınav tarihi belirle, başvuruları kabul et..
Bakanlık ne yaptı?
'Bu işi yasasız hallederim' dedi.. Projeyi açıklarken sınav tarihini ilan etti, başvuruları kabul etti.. Baktı ki olmuyor, yasayı sınav tarihine yetiştirmeye çalıştı.. Sezer'in vetosunu hesap edemedi..
Yarın sınav yapması gerekiyordu.. Yapacak mı?
Hayır..
Bakanlık verdiği sözü tutamayarak güven bunalımı yarattı.. İnandırıcılığını yitirdi..
Bu bir..
İkincisi.. Hangi okullara, kaç öğrenci yerleştireceğini açıklamadı..Bu işi büyük bir gizlilik içinde yapmaya kalktı.. Gizlilik kuşku doğurdu.. Danıştay bile kuşkuları olduğunu açıkladı..
Başbakan Erdoğan hemen hemen her grup toplantısında şeffaflıktan söz eder..
Şeffaflık bu mu?
Cumhurbaşkanı Sezer'in veto gerekçesini de anlamakta insan zorlanıyor.. Türkiye'de tarikat okulları var mı? Varsa hangileri? Devletin temelini dinamitlemek için öğrenci yetiştiren okul olur mu? Devlet Denetleme Kurulu neden bu okullara el atmıyor?
Sonuç şu.. 24 bin öğrenci gizliliğin, siyasi çekişmenin kurbanı oldu..
Onarılması imkansız yaralar açıldı..
Ama en önemlisi, 24 bin çocuğu paçavra gibi kenara attık..
Ortada bıraktık..
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|