|
 |
|

Sezer, 'Sağlam' bir üye atadı
Yüzlerce öğretim üyesinin üniversitelerden uzaklaştırılmasına yol açan 1402 sayılı yasayı protesto için istifa edip avukatlığa başlayan Sağlam, 20 yıl önce yaptığı bu seçim sayesinde Anayasa Mahkemesi üyesi oldu
1980 sonrasında çıkarılan ve yüzlerce "hoca"nın üniversitelerden uzaklaştırılmasına yol açan ünlü 1402 sayılı yasa, ilk kez bir akademisyeni devlet protokolüne taşıdı.Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Özdemir Özok'un iade ettiği Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçtiği, Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fazıl Sağlam'ı bu makama, ilginç tesadüfler taşıdı.
Sağlam, 1973'te genç bir anayasa hukukçusu olarak göreve başladığı Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nin en "gergin" ortamında çalıştı. Bu çalışmalarının sonucu 7 yıl sonra tam da ihtilalin olduğu yıl ona doçentlik unvanını getirdi, fakat Sağlam "hoca"lığı uzun süre yürütemedi. İhtilal yasalarından olan 1402 sayılı yasa çıkınca yüzlerce öğretim üyesi üniversitelerden uzaklaştırıldı. Bunların arasında Sağlam'ın yakın arkadaşları da vardı. Sağlam'ın kendi deyimiyle "böyle bir ortamda daha fazla kalması mümkün değildi" ve üniversitedeki doçentlik görevinden istifa ederek avukatlığa başladı.
20 YIL SONRASI
Sağlam, İstanbul Barosu'na kayıt yaptırırken bu kararının 20 yıl sonra kendisine Anayasa Mahkemesi üyeliği getireceğini bilmiyordu. Anayasa Mahkemesi'ne "avukatlık" kontenjanından seçilen Sağlam, 1402'liklerin atılmasını protesto edip üniversiteden ayrılma kararını verip avukatlık yapmamış olsaydı bugün Anayasa Mahkemesi üyesi olamayacaktı.
Sağlam, kendisini Anayasa Mahkemesi'ne taşıyan bir başka kararı da, yine bir gün Anayasa Mahkemesi'ne üye seçileceğinden habersiz olarak 1996'da verdi. Avukatlığı sürecinde İstanbul Barosu Yönetim Kurulu üyeliği yapan Sağlam, 1996'da üniversiteye döndü ve Yıldız Teknik Üniversitesi'nde "kısmi statü"de çalışmaya başladı. Bu statü de Sağlam'ın Anayasa Mahkemesi'ne üye seçilmesinin önünde tesadüfen engel oluşturmadı. Çünkü Sağlam üniversitede "kapsamlı statüde" göreve başlamış olsaydı sadece 13 yıl avukatlık yapmış olacaktı. Bu durumda da, Anayasa Mahkemesi üyesi seçilebilmek için en 15 yıl fiilen avukatlık yapmış olmak gerektiğinden, Cumhurbaşkanı Sezer'in "süzgeci"nden geçemeyecek ve mahkeme üyesi seçilemeyecekti.
İmza attığı kritik davalar
* Helsinki Yurttaşlar Derneği'nin 2000 yılında Çanakkale'de yaz okulu açmasını İçişleri Bakanlığı durdurmuştu. Sağlam, Bakanlığın bu girişimi karşısında Helsinki Yurttaşlar Derneği'nin avukatlığını yürüttü. Ankara ve İstanbul İdare Mahkemeleri'ne yaptığı başvurularda bu girişimin AB'ye katılma sürecindeki Türkiye'ye zarar verdiğini savunan Sağlam açtığı bu davayı kaybetti.
* Geçen yıl yaşamını yitiren Prof. Dr. Bülent Tanör hakkında, İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu'nun soruşturma başlatması üzerine Tanör'ün avukatlığını yapan Sağlam, Alemderoğlu'nun rektörlüğe seçilmesi karşısında da Cumhurbaşkanlığı'na tepki ileten akademisyenler arasında yer aldı.
* Prof. Dr. Sağlam'ın, siyasi partilerin temelli kapatılmasını "kişiler için verilen idam cezası"na benzetmesi, Anayasa Mahkemesi'nin FP hakkındaki kapatma kararının gerekçesinde, partinin savunması bölümüne, şöyle yansıyordu "Yüksek Mahkememizin, sayın üyelerimizin yakından tanıdığı bir bilim adamı olan Fazıl Sağlam Bey aynen şöyle demektedir Bir partinin temelli kapatılması olgusunu, kişiler için verilen idam cezasına koşut bir biçimde değerlendirme doğru olur."
Tatilde öğrendi
Cumhurbaşkanı Sezer'in, kendisini Anayasa Mahkemesi üyeliğine atadığını Çeşme'deki yazlığında öğrenen Fazıl Sağlam, "ikinci evi" olarak nitelendirdiği Anayasa Mahkemesi'ne üye seçilmesi ile ilgili uzun değerlendirme yapmaktan kaçındı. Sağlam, tesadüflerin sonucu gelen görevle ilgili "Anayasa hukuku bilgilerimi hukuka ve adaletin hizmetine sunacağım" dedi.
Kimdir?
1940'da Trabzon'da doğan Fazıl Sağlam, ortaokul ve liseyi Saint George Avusturya Lisesi'nde okuduktan sonra yüksek öğrenimini İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde tamamladı. Köln Üniversitesi'nde İş Hukuku dalında doktora yapan Sağlam, 1973'de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde göreve başladı ve 1980'de Anayasa Hukuku dalında doçent oldu. 1983'te üniversiteden istifa eden Sağlam, İstanbul Barosu'na kayıtlı avukat olarak çalıştı. 1996'da Yıldız Teknik Üniversitesi'nde göreve başlayan Sağlam Kasım 1999'da profesör oldu.
HUKUKÇULARIN YORUMU NE OLDU?
'İnsan haklarına karşı çok titizdir'
Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Süheyl Batum; Prof. Sağlam'ı uzun bir süreden beri tanırım. Özellikle insan hakları konusunda son derece titizdir. Partileşmeye bütün yönleriyle destek olan, buna karşılık partilerin demokratik sistemi ortadan kaldırmaya yöneldiklerinde de demokrasinin kendisini koruyabileceğini açıklıkla ortaya koyan bir düşünceye sahiptir. Anayasa Mahkemesi açısından bir diğer özelliği çok teknik bir hukukçu olmasıdır. Bu açıdan Anayasa Mahkemesi'ne ciddi bir katkısı olacağına inanıyorum.
'Sosyal demokrat bir kimliği var'
İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bakır Çağlar; Prof. Sağlam kuralları kelimesi kelimesine okuyup yorumlayan bir hukukçudur. Sosyal demokrat çizgisiyle Cumhurbaşkanı ile çok yakın bir hukuksal kampın insanıdır. Aynı zamanda öğretim üyeliğinin yanı sıra bazı uluslararası platformlarda bildiri ve tebliğ vermiş, dışa açık bir hukukçudur. Zaten Alman hukuk kültürünü çok iyi bilir. Bu özelliği ile Anayasa Mahkemesi'nin hukuksal topografyasına büyük bir katkıda bulunacağına eminim.
'Son yıllardaki en ciddi atama'
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Semih Gemalmaz; Son yıllarda Anayasa Mahkemesi üyeliğine yapılmış en önemli atamalardan birisi. Cumhurbaşkanı'nı bu makamı layıkıyla dolduracak donanıma sahip bir kimseyi bu göreve getirdiği için tebrik etmek gerekir. Prof. Sağlam akademik kimliğinin yanı sıra aynı zamanda avukatlık da yaparak işin pratiğiyle de uğraşmış biri. Yani Prof. Sağlam akademik dünyanın fildişi kulesinden bakan birisi değildir. Aynı zamanda uygulamayı da bilen bir kişi olarak son derece önemlidir. Kararlı bir kişiliğe, ilkeleri doğrultusunda hareket etme iradesine sahip bir hukukçu olduğu geçmişteki yaşantısından da anlaşılıyor. Bu da yapacağı görev açısından olumlu bir özelliktir. İnsan hakları alanında da duyarlılığı olan bir hukukçu olması da önemli bir meziyetidir.
Nevzat ATAL - Ersan ATAR
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|