|
 |
|

MEHMET BARLAS
Biz Türklerin milli sporu "Tavla"dır!
Amerikan mizahının ürettiği, fazla akıllıca olmayan sorulara, beklenmeyen cevaplar verilerek sürdürülen bir bilmece-buldurmaca çeşidi vardır.
Örnek vereyim
SORU- Kralların sporu nedir?
CEVAP- Kraliçeler!
Bodrum'da tatil yapan yurttaşlarımı dikkatle izledikten sonra, ben de, bu tür bir fazla akıllıca olmayan soruya, cevap aramaya başladım.
Soru şu
- Türklerin milli sporu nedir?
Sakın hemen atılıp, "Güreş" veya "Cirit" falan diye cevap vermeye kalkmayın.
Ya da, bozuk yollarda, önünü görmeden, otobüsleri, kamyonları sollayan Türk şoförlerine bakıp "Türklerin milli sporu, şarjörlü tabanca ile Rus ruleti oynamaktır" falan demeyin.
Bazılarınız, futbol takımlarımızdaki Nijeryalı, Brezilyalı, Senegalli, Fransız ve her ulustan oyunculara bakıp, biz Türklerin milli sporunun "Futbol" olduğunu da söyleyebilir.
Siyasete meraklı olanlar ise, Cumhurbaşkanı ile hükümet arasındaki karşılaşmadan ve oynanan "Veto-toto"lardan giderek, "Türklerin milli sporu kriz üretimidir" de diyebilir.
Ancak benim, Bodrum'un çeşitli yörelerindeki ve mekanlarındaki gözlemlerim sonucu vardığım yargı şöyle
- Türklerin milli sporu tavladır!
Servet, sınıf, meslek ve etnik köken farkı olmaksızın, bütün Türkiye, aklını tavla oyununa takmış durumda.
Tavla oyununu bilenler bilir.
Yüzde 95'i, "Şans"a bağlı olan bir oyun bu.
Yüzde 5'i de, ezberlenmiş, klişeleşmiş belirli oyunları kurmaya dayalı "Bilgi"ye bağlı tavlanın.
"Ben dünya tavla şampiyonuyum" diye kasım kasım kasılan bir adamın karşısına oturun.. Zarlarınız iyi gelsin. Onun ise en büyük zarı 2-1'i geçmesin.
Şampiyonu, birkaç dakikada perişan edebilirsiniz.
Ama, tavlayı milli bir spor olarak benimsemiş Türkler, olaya hiç böyle bakmıyor.
Bir tatil köyünde, arkadaşlarınızı ziyaret ediyorsunuz.
Bakıyorsunuz bir köşede başı öne eğik, perişan bir adam, ezilmiş biçimde oturmakta.
Diğer köşede de bir başka adam, kahkahalar atıyor, eliyle koluyla garip işaretler yaparak, karşı köşedeki ezik adama, aşağılayıcı göndermeler salıyor.
Anlıyorsunuz ki, biraz evvel bir tavla karşılaşması yapılmış ve taraflardan biri, karşısındakini iki mars, bir oyun perişan etmiş.
Yenen kim ise, cep telefonu ile bütün tanıdıklara zaferini duyuruyor.
Yenilen, insan içine çıkmaktan utanır hale getiriliyor.
Bodrum'un her köşesi, böyle manzaralarla dolu.
Türkler, neden tavlayı böyle seviyor ve ciddiye alıyor acaba.
Neden kimse, satranç oyununa meraklı değil?
Çeşitli tavla maçlarını dikkatle izleyince, ulusal tavla tutkumuzun nedenini anladım.
Çünkü tavla oyunu, Türkiye'deki yaşamla aynı niteliklere sahip.
Tavlada da, Türkiye'deki yaşamda da, her şey çok iyi giderken, bir anda perişan olup, yenilebilirsiniz.
Bütün puanlarınızı, kendi tarafınıza taşımışsınız. Üstelik rakibinizin iki pulunu da kırmışsınız.
Oyunu marsla kazanmanız an meselesi.
Size bir zar geliyor. Tek açık veriyorsunuz. Rakibiniz bir zar atıyor. Sizi kırıyor. Sizden önce pullarını toplayıp, sizi yeniyor.
Bakın Türkiye'deki, başarının zirvesine ulaşmış nice insanın ve ailenin durumlarına.
Kimin yarın ne olacağı belli mi?
Evet! Tavla biz Türklerin milli sporudur.
HANGİSİ DOĞRU
İster inan, ister inanma!
Bir zamanlar Türk Solu'nun insanları, sürekli "polis" kuşkusu içinde yaşardı.
Durmadan, aralarındaki yoldaşlardan birinin muhbir olarak görev yapmasına tanık oldukları için, herkes birbirini polis olarak görme eğilimindeydi.
Çetin Altan bir keresinde durumu şöyle özetlemişti.
- Bu suçlamalar doğru ise, hepimiz karakoldayız. Doğru değil ise, yalancıların arasındayız.
Şimdi sol, polisin ilgi odağından çıktı.
Ama, bütün solcuların birbirlerini polis görmelerine benzer bir durum, medyada var.
Her medya sermayesi, kendisi dışındaki rakiplerini, ya hortumcu, ya rüşvetçi, ya özelleştirme bağımlısı, ya da öyle bir şey gibi görüyor.
Eğer bütün bu iddialar doğru ise, okuduğunuz her haberin arkasında bir medya sermayesinin gizli hesabı var.
İddialar doğru değil ise, herkes yalancı.
İki ucu temiz olmayan değnek olayına en iyi örnek bu durum.
ŞAKA
Anlayan beri gelsin!
Eziyet görmekten zevk alan bir mazoşist, eziyet etmekten zevk alan bir sadiste gitmiş.
Beni döv demiş.
Sadist, mazoşisti dövememiş.
NOT- Kimin neden zevk aldığını bilmeden, gazete haberlerini anlamaya çalışmayın!
Mesajlarınız için
mbarlas@sabah.com.tr
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|