kapat
21.08.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL

GREENCARD

Laikliğe diklenme dönemi geride kaldı

Türkiye'de şeriat devleti kurmanın mümkün olmadığı, AK Parti'nin siyasi değişimiyle birlikte kanıtlandı. Bir görüşe göre AKP, sosyal yaşamda İslam ilkelerini hayata geçirmeye çalışıyor

AK Parti "çatışmayan, uzlaşan" bir siyasi anlayışı yaygınlaştırmaya çalışıyor. RP ve FP'yi kapatan Vural Savaş bile AK Parti'nin kapatılacak bir tarafı olmadığını düşünüyor

Muhafazakar Demokrat AKP, laiklik ve siyaset kavramına bakışını yeniden tanımladı. Parti, bireylerin dinden esinlenen duygu ve düşüncelerinin siyasete yansımasını normal bir durum, sosyolojik bir olgu olarak görüyor; siyaseti ise bir 'uzlaşı' alanı olarak nitelendiriyor. Prof. Dr. Niyazi Öktem, AKP'nin siyasete, tipik Batılı liberal bir parti gibi baktığını söylüyor.

Öktem, AK Parti'nin siyasal iktidarı ele geçirip şeriat devleti kurmasının mümkün olmadığını anladığını belirterek, "Onlar tıpkı Hıristiyan demokrat partilerin yaptığı gibi sosyal yaşamda İslam ilkelerini yaygınlaştırmaya çalışacak. AKP bu aşamaya geçti" diye konuşuyor.

Türkiye'de Milli Görüşçü partiler, laiklik karşıtı eylemleri nedeniyle kapatıldı ancak AKP'nin beyin takımının da içinde bulunduğu bir grup, Milli Görüş çizgisinden gelmesine karşın 'değiştik' mesajı verdi. Bunu hayata geçirebilmek için hazırlanan Muhafazakar Demokrat adlı kitapta AKP, laiklik ve siyaset tanımlarını tekrar yaptı.

BATILI PARTİLER GİBİ
Prof. Öktem, dinin bir sosyal olgu olduğunu bu olgunun da siyasal alana yansıdığını belirterek, "Bunun içindir ki Batı'da Hıristiyan Demokrat partiler var" diyor. Öktem'e göre AK Parti'nin 10 aylık iktidarı boyunca yaptığı tek yanlış 'protokole baş örtüsünü sokmak'tı.

AK Parti'nin siyasete bakış tarzının tipik Batı'nın liberal partileri gibi olduğunu vurgulayan Öktem şöyle devam ediyor "Hıristiyan Demokrat partilerin de yaptığı bu. Onlar da tıpkı Hıristiyan Demokratlar gibi sosyal yaşamda İslam ilkelerini yaygınlaştırmaya çalışacak. AK Parti çok bilinçli hale geldi. Stratejistyenleri, sosyologları var. Samimi olduklarını düşünüyorum. Siyasal iktidarı ele geçirip şeriat devleti kurmanın mümkün olmadığını anladılar. Onlar tıpkı Hıristiyan demokrat partilerin yaptığı gibi sosyal

LAİKLİĞİ İYİ ANLAMIŞLAR
yaşamda İslam ilkelerini yaygınlaştırmaya çalışacak. AK Parti bu aşamaya geçti. AK Parti'nin değiştiğini kabul etmek zorundayız."

Gazİ Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Atilla Yayla ise AKP'nin Kemalist ve sosyalist kesimle karşılaştırıldığında laikliği daha iyi anladığını savunuyor. "Ancak AK Parti'nin bu konuda problemleri var" diyen Yayla, hükümetin bazı üyelerinin, 'Alevilere karşı tavrı savunuyoruz' demelerinin laiklik ilkesiyle çeliştiğini söylüyor.

Kamu otoritesinin herhangi bir dini tanımlayamayacağını, vatandaşın neyi nasıl kabul ediyorsa onu, o şekilde kabul etmek zorunda olduğunu anlatan Yayla, kamu otoritesinin nötr olması gerektiğini belirtiyor. Yayla şöyle devam ediyor

"RP'nin İstanbul'daki belediye tesislerinde içki içilmesini yasaklaması laikliğe karşıydı. Türban da aynı şekilde tersinden anlaşılmalıdır. Türbanlı kişilerin üniversiteye girmesi laikliğe karşı değildir; üniversitelere bu öğrencilerin sokulmaması laikliğe karşıdır. Ama RP döneminde söylemlerde aşırılık vardı, kendileri gibi olmalayanların Müslüman olmadığını söylediler. 'Türkiye laiktir laik kalacak' sloganları hikaye. Laik kalamaz, çünkü evrensel anlamda laik değil. Türkiye'nin önce laikleştirilmesi lazım. AKP'nin bu yeni çizgisi Türkiye'nin laikleştirilmesinde pozitif adım olabilir."

Tek başına iktidar olmaları dezavantaj
Prof. Dr. Üstün ERGÜDER /İstanbul Politikalar Merkezi Direktörü

"Bu kadar hızlı bir zamanda değişime ayak uydurabilenler başarılı oluyor. AKP'nin samimiyetine yönelik kuşkular var. Değişimlerini ortaya koymaları çok ilginç ve olumlu. Ama bunu performanslarıyla desteklemeleri, altını doldurmaları gerekiyor. İnsanların önyargılı olmaması gerekiyor.

DEĞERLENDİRME İÇİN ERKEN
Değişimin, değişebilmenin önemli bir erdem olduğunu, değiştim diyenin de kendini kanıtlaması gerekiyor. Avrupa'ya yaklaşımlarında ben onu gördüm. Ama YÖK yasasında ters şeyler okudum. Geçici hükümleri rahatsız edici, kuşku verecek yönleri var. AKP'ye inanmak, inanmamak önemli değil. Zaten 10 aylık süre onları değerlendirmek için çok kısa. Tek dezavantajları tek başına iktidar olmaları. Dikkatle izlenen bir parti. Güveni iyi kullanmaları gerekiyor."

Merkez sağda boşluk doldu
Prof. Dr. Toktamış ATEŞ;

"AKP, eski politikaların işe yaramadığını anladı. Bunun yanında çıkış yolları aradı ve merkez sağdaki boşluğu doldurdu. Artık aklı başında hiçbir siyasetçi Türkiye'de bir şeriat düzeni kurulamayacağını anlamış durumda. Ben AK Parti'nin demokrasiye samimiyetle sahip çıkmak istediklerine inanıyorum. Ama yarın ne olur o konuda hiçbir garantisi yok. Müslümanlık sevgi üzerine kurulmuş bir din. Türkiye'de İslamiyet'i korku ve şiddet üzerine inşaa etmeyi düşünen grup iktidar olursa yandı gülüm keten helva, felaket olur.

BAŞÖRTÜSÜ RAHATSIZ EDİCİ
Recep Tayyip Erdoğan'ın, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde özellikle kültür alanında fevkalade demokrat ve hoş görülü olduğunu biliyorum. Ancak şunu söyleyeyim, baş örtüsü ciddi biçimde siyasal simgeye dönüştü. Baş örtüsü bizim yumuşak karnımız. Bir yandan düşünce özgürlüğünü savunup insanlara müdahale edilmesine karşı çıkarken diğer yandan başını örten insana 'okula gelemezsin' demek beni rahatsız ediyor. Ama başka çare yok."

AKP'yi kapatmak için yeterli kanıt yok
Vuralar SAVAŞ/Eski Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı

"AK Parti 'Siyasal İslamcı' ve Cumhuriyet'in kazanımlarını yok etmeye çalışan bir parti. Ancak şu ana kadar izlediğim kadarıyla AK Parti'ye dava açılabilecek yoğunlukta kanıt yok."

Değişimi onaylamak için 10 ay çok erken
Feride ACAR / ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Başkanı

"Laikliğin dinin siyasete müdahalesinden öte, toplumsal yaşama müdahalesi Türkiye'de kritik bir sorudur. Dolasıyla din-siyaset ilişkisini çok dar kurumsal siyaset bağlamında anlamadan, daha geniş bir çerçevede düşünmek lazım. Dinin toplumsal hayatın değişik boyutlarına etkisinin ne olması gerektiği sorusu sorulmalıdır. AKP'nin laiklik anlayışına ilişkin olarak toplumda varolduğunu bildiğim bir takım kuşkular, tatmin edici yanıt alamamış olan sorular, tam da bu noktadır. 10 aylık dönemde bir muhafazakarlaşma olduğunu görüyorum.

'KÜÇÜK GELİN' KÖTÜ ÖRNEK
Topluma verilen örnekler ve mesajlar, toplumun dini inançların etkisinde düşünmesini destekleyici. Sözgelimi Başbakan'ın oğlunun çok genç yaşta bir kızla evlendirilmesi din açısından uygun olabilir ama böyle bir örneğin topluma bir Başbakan çocuğu vasıtasıyla örnek olarak gösterilmesi bence doğru değil. Türkiye'nin gerçeklerinden, 80 yıllık birikimden ders çıkararak daha olumlu bir yönde değişim geçirdiğini söylüyorlar. Gerçek olup olmadığını zaman kanıtlayacak. 10 ay bunun üzerinde bir hüküm vermek için çok erken."


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
Sarı Sayfalar
GreenCard


Sizinkiler
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır