|
 |
|


Kemençecilerin şahı
Sürmeneli Hasan Sancak demek "kemençecilerin şahı" demek. Ünü "Türkiye sınırlarını aşmış" bir kemençe ustası.
- Yavuz Bey... Yunanistan'dan müşteri gelir, beni bulur... Japonya'dan gelir, yine beni bulur.
Hasan Usta "röportajlara konu olmuş" bir sanatkar. Ve de "kanaatkar."
"Bir lokma, bir hırka" ona yetiyor da, artıyor bile.
KÜLTÜR MERKEZİ
Hasan Usta'nın dükkanı Sürmene Belediyesi'nin hemen yanında.
"9 metrekarelik" bir işyeri.
Kapısında "şu tabela" asılı
"Sancak Kemençe Kültür Merkezi."
- Yavuz Bey... Benim dükkanıma kültürsüz müşteri gelmez... Onun için tabelaya böyle yazdım.
KEMENÇEDE KALİTE
Yavuz Bey.
El yapımı kemençe dükkanını ilk açan benim. 57 yaşındayım.
İlkokul 4'ten beri kemençe yaparım.
Kemençenin yapımı beş günümü alır.
Ama on gün ayarını tutturmak için uğraşırım. En kaliteli kemençe dut ağacından olur. Sonra erik ağacı.
Üçüncü sırada ardıç ağacı gelir.
Hasan Usta'da kemençe çeşit çeşit.
- Usta... Kaç çeşit?
- Yavuz Bey... Türk Sanat Müziği'nin kemençesi farklıdır... Oyun havası kemençesi farklı.
- Başka?
- Üç telli kemençe farklıdır, dört telli farklı.
- En kıymetlisi hangisi?
- İşçiliği en zor olan, sanat müziği kemençesi.
- Hasan Usta... Koca bir dut ağacından, kaç kemençe çıkar?
- 50 kemençe çıkar... Ama sadece beşi sanat müziğine uygundur.
MÜŞTERİ RESİMLERİ
- Kimlere kemençe sattın?.. Listesi var mı?
- Tek tek listesini çıkardım... Kime sattıysam onunla resim çektirdim... İşte, buyrun.
Listede kimler yok ki?
Yunanlılar. Japonlar.
İngilizler. Almanlar.
- Yavuz Bey, şu resmini gördüğünüz Japon bayan, dükkanımda on dakika kemençe dinledi... Sonra kırk yıllık kemençeci gibi, kemençe çalmaya başladı.
Meğer, Japon kadın "müzik hocasıymış."
AT KUYRUĞU
- Hasan Usta... Kemençenin yayı neden yapılır?
-Piyasada misina kullanırlar... Ama ben at kuyruğundan yaparım... At kuyruğuna biz "sayta" deriz.
- Karadeniz'de at yok ki?
- At kuyruğunu Almanya'dan getirtirim... Ara sıra da Ankara'dan.
- Kemençe yaparken, başka bir ağaç kullanmaz mısın?
- Kemençenin kapağı beyaz çamdan olur... Ya da köknardan... Yani göğsü.
- Hasan Usta... Haydi bir kemençe çal da dinleyelim.
- Yavuz Bey... Her işin bir ustası varBen kemençeyi yaparım... Ama Ali Rıza Bey, benden iyi çalar... Az bekle, haber salalım, gelsin.
KEMENÇE KAÇ PARA?
Beş günde kemençe yapıyor.
On günde ayar tutturuyor.
Ve yüz dolara... İkiyüz, üçyüz dolara satıyor.
- Hasan Usta... Ne kazanıyorsun?
- Kazancın ne önemi var Yavuz Bey?.. Öteki dünyaya ne götüreceğiz... Yeter ki namımız duyulsun, Sürmene'nin kemençesini dünya alem bilsin.
'Civelek'in ailesine bakmak namus borcumuzdur'
Vefa, İstanbul'da bir "bozacının tabelasından" ibaret değil.
Sürmene'de, futbol stadının kapısında "İsmet Gürbüz Civelek Spor Kompleksi" yazısını görünce, dudaklarımızdan bu sözler döküldü.
Civelek "başarılı bir idareciydi."
"Daha yeni" kaybettik.
Ama adı "Sürmene'de yaşıyor."
Sürmene Belediye Başkanı bizi stada götürdü.
Modern.
Yemyeşil.
Tertemiz.
- Yavuz Bey... İsmet Gürbüz Civelek, Sürmene Kaymakamı iken yaptı... Yıllar sonra Trabzon Valisi oldu... Bu defa da sahaya çim ektirdi... O bizim kalbimizde yaşıyor.
İsmet Gürbüz Civelek, Hatay Valisi iken öldü.
Hem de en verimli çağında.
Anısı, tüm Sürmeneli'nin kalbinde.
Belediye Başkanı
- Ailesi, çoluk, çocuğu başımızın tacıdır... Fahri hemşehrimizdir... Gelsinler, burada yaşasınlar... Onlara iyi bakmak namus borcumuzdur.
Bravo başkan.
Bravo vefalı Sürmene.
Solingen'e kafa tutanlar
Sürmeneli ne zaman, kimden öğrenmişse öğrenmiş, ama "çeliğe su vermesini iyi öğrenmiş."
Trabzon'un Sürmene ilçesinde "Soğuksu Mahallesi" var.
Eski adı "Bıçakçılar Mahallesi."
Bu mahallede, evlerin altı "bıçakçı."
Zaten, mahallenin yarısı bıçakçı.
Evliya Çelebi, Seyahatname'sinde "Sürmene'nin bıçakçılarından" bahseder.
Sürmene'de bıçakçılık "o kadar eski."
****
40 Sürmeneli bıçakçı, bir araya gelmişler.
"Şirket kuralım" demişler. Ve kurmuşlar
Sürmene Bıçakçılık ve Tıbbi Aletler A.Ş. Şirketin "bıçak fabrikası" var.
Fabrikada çeşit çeşit Sürmene bıçağı yapılıyor. Kasap bıçağı, ekmek bıçağı, meyve bıçağı.
Hediyelik bıçak.
Yaz tatillerinde öğrenciler de çalışıyorlar.
Okul harçlıklarını çıkarıyorlar.
****
Şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Dursun Köralioğlu. 50 yaşında.
- Kaç yıllık bıçakçısınız?
- 35 yıllık.
- Babanızın mesleği?
- Babam (Mustafa) bıçakçıydı... Dedem (Dursun) bıçakçıydı... İsterseniz, 250 yıl geriye kadar sayabilirim... Bütün sülalemiz bıçakçı.
****
- Şirketin adında "...... tıbbi aletler" ibaresi de var... Tıbbi alet yapıyor musunuz?
- 18 bin kalem tıbbi alet var... Çeşit çeşit ameliyat bıçağı var... Üniversite ile işbirliği halindeyiz... Tıbbi alet de yapacağız.
****
"Sürmene bıçakları" fuarlara da gitmiş.
Hem yurt içindekilere, hem de dışardakilere. Sürmene'de yapılan bıçak "Arabistan'a, Mısır'a, Cezayir'e, İsrail'e" satılıyor.
"Avrupa ülkelerine" de.
****
"Solingen" dünyanın ünlü bıçak firmalarından biri.
Solingen'den, Sürmene'ye bir heyet gelmiş
- Yaptığınız bıçağın üzerine Solingen markasını vuracaksınız... Ve bütün üretiminizi biz alacağız... Dünyaya yeni bir model olarak satacağız... Hand Made Solingen. (El yapımı)
Sürmeneliler'in yanıtı
- Solingen de ne oluyor ki?.. Sürmene, Solingen'den meşhurdur... Bıçağın üzerine Sürmene'den başka bir şey yazmayız.
****
"Vallahi" dedik
- Bir alemsiniz... Solingen'in teklifi geri çevrilir mi?.. Siz lazsınız.
"Hayır" dediler
- Laz değilüz, Sürmeneliyüz.
Kemençe çal ömrün uzasın
Ali Rıza Bey... Kemençeci Hasan Usta diyor ki Bu coğrafyada Ali Rıza Bey'in üzerine kemençe çalan daha anasından doğmadı.
- Estağfurullah... Ama Allah için öyledir.
- Bugüne kadar kimlere kemençe çaldın?
- Herkese... Cumhurbaşkanlarına... Başbakanlara... Yabancı devlet adamlarına.
- Haydi, çal da dinleyelim.
Ali Rıza Bey "doğaçlama" çalıp, söylüyor. O sırada, orada kim varsa, "onun adına" bir türkü okuyuveriyor. "Bizim adımıza da" uzun uzun okudu.
****
Ali Rıza Temelli, 73 yaşında. Ama "sıktığının suyunu çıkaracak kadar" kuvvetli. Sağlığı yerinde.
- Yavuz Bey... Bizim buralarda insanlar uzun yaşar... Hele bir de kemençe çalıyorsa...
Bu sırada Sürmene Belediye Başkanı Cemalettin Aksoy "Doğru" diye araya giriyor
- Saatçi Muhammet'in annesi 108 yaşındadır... Babası da 98... Onlarla da konuşmak ister misiniz, Yavuz Bey?
****
- Ali Rıza Bey... Kaç yıldır kemençe çalarsınız?
- İlkokul 5'ten beri... Yavuz Bey, size de kemençe çalmayı öğreteyim... Onbeş yaş birden gençleşirsiniz.
Belediye Başkanı Cemalettin Bey "Yavuz Bey" diye yine araya giriyor
- Buraya 14 kilometre uzaklıkta bir yaylamız var... Köprübaşı... Orayı görmek ister misiniz?
- Orada ne var?
- Köprübaşı'nın insanları 105 sene, 110 sene, 115 sene yaşar... Bizim 73 yaşındaki Ali Rıza Temelli'ye orada çocuk gözüyle bakarlar.
****
Yazıya kemençeyle başladık. Kemençeyle... Türküyle noktalayalım. Zaten türkülerin bir kısmı "kemençeye" dair
Oy kemençe, kemençe,
Ne ince bağirirsun,
Sen de benden merakli,
Kızlari çağirursun.
Türkülerin bir kısmı da, Sürmene'nin "güzel kızlarına" dair
Sürmene çarşisinda,
Gelur oturur kızlar,
Bilmeyenler zanneder,
Gökten indi yildızlar.
Bir atmaca nasıl yakalanır?
Karadeniz'de "illerde, ilçelerde" pekçok tabanca fabrikası var.
Yapılan tabancaların çoğunun da markası "Atmaca."
"Atmaca" bu bölgede çok önemli.
Atmacaya "türküler bile" yakılmış
Atmacayı vurdular,
Bir avuç kanı için,
Gel gidelim sevdalık,
Babanın canı için.
Bize bu "tulumu" Ardeşen Belediye Başkanı Mümtaz Sinan söyledi.
Ve ekledi
- Ama şunu bilesiniz, atmacayı kimse vurmaz... Atmaca sadece beslenir.
STATÜ
Asım Cengiz "Rizeli."
Doğumu "Kalkandere."
O da Belediye Başkanı'nı onayladı
- Atmaca bir statüdür... Vurmayacaksın, kolunda taşıyacaksın.
Ve sonra bize "atmaca üzerine" bir konferans çekti.
AĞLA YAKALANIR
Yavuz Abi.
Sisli havada veya sabah tan ağırırken ya da akşam alacakaranlıkta, bir ağ gerersin.
Ağın gerisine de bir fener koyarsın.
Atmaca, jet hızıyla ışığa gelir.
Ağı farkettiği anda frene basar ama...
Artık çok geç.
Ağa takılıverir.
Evde saklarsın, eğitirsin.
Tahta bir çubukta veya kolunda gezdirirsin.
İcabında atmacaya avcılık yaptırırsın.
FİYAKANIN BÖYLESİ
Atmaca başka bir coğrafyadan geliyor.
Yaz başlarken.
Atmacayı yakalamak, kolda atmaca ile dolaşmak bir "fiyaka."
Sonbaharda atmacayı serbest bırakıyorsunuz.
Geldiği "iklime... Coğrafyaya" dönüyor.
Bir yıl sonra geri gelmek üzere.
HOPALI'NIN KONFERANSI
Hopa Belediye Başkanı Mahir Dudak "atmacayı yakalamak çok önemli" diye söze başladı.
Ve "bir konferans" da o çekti
Sayın Donat.
Önce bir "ğaco" yakalarsın.
Siz şehirliler buna çalıkuşu diyorsunuz.
Çalıkuşunun iki gözüne de, köseleden kapak yaparsın.
Çalıkuşu böylece karşıyı göremez.
Kapağın sadece alt kısmı açıktır.
Çalıkuşu önünü görebilsin diye.
Böylece bir tehlike anında bile, karşıyı göremediği için çalıkuşu kaçmaz... Yerinde oynar, durur.
Çalıkuşu'nun bir metre kadar önüne ağ gerersin.
Atmaca, çalıkuşunu görür ve jet uçağının sorti yapması gibi, dalışa geçer.
Ağı son anda farkeder ama...
Hızla geldiği için duramaz ve ağa takılır. Sonra eğitirsin.
Kolunda gezdirirsin.
Bıldırcın zamanı, atmacaya "git, avla" dersin.
Atmaca, bıldırcını yakalar, yere koyar.
Sen de yerden alır, eve götürür, bir güzel pişirir, yersin.
"HAYDİ YAKALAYALIM..."
Karadeniz'de dediler ki
- Yavuz Bey, gel birlikte ağ gerelim... Sizin de bir atmacanız olsun... Gazetede kolunuzda gezdirirsiniz...
Sonra biri "ağ getirmeye" gitti.
Diğeri "ğaco... Yani çalıkuşu" getirmeye.
Biz ise...
"Son sürat" oradan uzaklaştık.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|