|
 |
|

ALİ SAYDAM
TED'in hedefini yeni anladım...
TED'i zenginler kulübü sanırdım. Sosyal sorumluluk projelerini öğrenince ben bile şaşırdım
Atatürk'ün büyük önem verdiği bilim adamlarından Profesör Salih Murat Uzdilek, yabancı dilde eğitim veren okulları ikiye ayırırdı O kültüre körü körüne bağımlı, her yerde o kültürün borazancılığını yapan öğrenci yetiştirenler... Bir de, öğrencilerini yabancı dil ve kültürle donatırken, onları milli ve manevi değerlerinden koparmayanlar.
Gözlerinizi şöyle bir kapatıp Türkiye'de yabancı dilde eğitim yapan liseleri ve onların mezunlarını düşünün. Hangi lisenin hangi kategoriye girdiğini hemen tespit edebilirsiniz.
Örneğin, İstanbul Erkek Lisesi (şimdilerde İstanbul Lisesi), Kadıköy Maarif Koleji (sonradan Anadolu Lisesi), bir dönem Galatasaray Lisesi, Ankara TED Koleji bu ikinci tür okullardan diye bilinir. Biraz da bu nedenle Atatürk'ün kuruluşuna önayak olduğu TED, Amerikan-İngiliz bağımlısı değil, İngilizce diline ve kültürüne hakim Türkler yetiştirmesiyle tanınır.
Ama o kadar... Oysa dahası varmış.
TED şu sıra 75'inci yılını kutluyor. Bilmiyordum... Allah'tan Yavuz Donat 30 Haziran'da yazmış. Bu sayede TED'in ilk başkanının İsmet İnönü olduğunu, kuruluşunda 202 milletvekilinin yer aldığını, bugüne kadar 45 bin yoksul çocuğa burs sağladığını, 40 bin mezun verdiğini, bugün çeşitli kentlerde 16 okul ve 18 bin öğrencisi bulunduğunu, Türkiye'nin en parlak beyinlerini yetiştirdiğini öğrendim.
Çok kuruluş vardır böyle. İşlerini iyi yaparlar. Ama bir türlü kendilerini anlatamazlar. Ben TED'i genelde bir zenginler kulübü olarak algılardım. Oysa iletişimin temel kuralıdır Yanlış algılayanda değil, yanlış algılatandadır kabahat. Ve "Algılamalar gerçektir. Çünkü insanlar ona inanırlar"...
Şimdi çiçeği burnunda yeni Başkan Selçuk Pehlivanoğlu'na düşen görev, TED'in sosyal sorumluluk programlarını geniş kitlelere duyurmaktır.
Eleştiri paranoyası
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 'Ulusa Sesleniş' programını TRT'ye değil bir özel şirkete yaptırıyor diye eleştiriliyor. TRT'nin elindeki teknik donanım ve bilgi birikimi bu iş için fazla fazla yeterliymiş. 30 bin Euro (bazılarına göre biraz daha az) Insert adlı bir şirkete ödenmişmiş... Satır arasından kaynakların savurgan kullanımı eleştirisi getiriliyor.
Birkaç gazetede birden haber aynı anda ve nerdeyse aynı mesajla verildi. İletişimden anlayanlar bilir. Bu durumlarda iş 'yönetilmiş' demektir. Yani birileri gazetelere ya bülten gibi bir şey göndermiş. Ya da bir iki gazeteyi arayıp gerekli tüyoları vermiş.
Pek çok şey gibi bu yeniliği de rahmetli Özal başlatmıştı. 'İcraatın İçinden' programını Man Ajans hazırlardı. Ajansın o tarihteki yöneticisi Faruk Atasoy işin koordinasyonunu sağlar, rahmetli Ege Ernart metinleri yazar, çekim ve montaj için sabahlara kadar uğraşırlardı. Ortaya da bomba gibi iş çıkardı.
Bu tür pogramlar reklamcıların, stratejik halkla ilişkilercilerin işidir. Bütün dünyada da böyledir. Örneğin Blair'in bu işlerine 'dışarıdan' bir ekiple Alistair Campbel ve Anthony Giddens bakardı. Kimse de bunlara kaç para ödendiğini konu etmezdi. Kaldı ki bizde de bu işlerin TRT dışından yapılması yasa gereği (2954 sayılı TRT kanunu, 19. Madde).
AK Parti'yi eleştirmek isterseniz, eleştirecek çok şey bulabilirsiniz. Tüm demokrasilerde iktidarlar eleştirilir. Hal böyleyken, öküz altında buzağı aramanın ne alemi var?
Son derece doğrudur Başbakan'ın yaptığı... İşi ehline teslim etmek...
Bekleyin yapılan işi. Eğer iletişim açısından yanlışsa, o zaman eleştirin. Yoksa 'saçı bitmedik yetimlerin hakkı' muhabbeti, en azından burada paranoyak bir saplantı gibi kalıyor.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|