kapat
27.07.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL

ESRA CEYHAN


Ekmek demek emek demek!

Bir kaç gün evvel Bahariye'de yürüyorum. O çöp kutusunu görene kadar sakinim, huzurluyum. Ama üç somun ve dilimlerce ekmeğin orada öylece, çöpün en üstünde durduğunu gördüğüm zaman hem sinirlendim, hem üzüldüm. Olmaz, inanın olmaz, ekmek çöpe atılmaz. Hem ekmeğe, hem onu aslanın ağzından bile değil, midesinin tam ortasından çıkarmak için çalışan insanlara haksızlık bu...

****

Diyebilirsiniz ki, sana ne, adam parasıyla alıyor, yiyememiş atmış... İsterseniz öyle düşünün, tabii düşünmezseniz daha iyi edersiniz; o ayrı konu... Ayrıca şu sanane, banane, kimenelerden de bir vazgeçersek işi çözeceğiz ama olamıyor bir türlü...

Herkes biliyor ki, bu ülkede fakirlik sınırının çok, ama çok altında yaşayan öyle fazla sayıda insan, daha da önemlisi çocuk var ki... Görüyorsunuz, böyle bakınca istediği kadar sana, bana, ona ait olsun, hiç bir şey, hele hele de yiyecekler atılmamak, son kırıntısına kadar tüketilmek zorunda.

****

Ayrıca paranıza da yazık değil mi? O ekmeği de siz çalışıp kazanıyorsunuz. Dolayısıyla, kaldırıp kolayca çöpe atmak, emeğinizi de onunla beraber atmakla eş anlamlı bana kalırsa... Aslında önce kendimize, emeğimize, zamanımıza saygı...

****

Küçükken, -biraz da iştahsız bir çocuk olmamın tesiriyle- her sofraya oturuşumuzda annem "aman kızım, yemeğini ye, lokmanı bırakma, arkandan ağlamasın" derdi. İlk duyduğumda söylediklerine inandım. Biraz zaman geçince, "yemek insan mı ki arkamdan ağlayacak, hadi canım" diye düşünüp istediğim kadar yedim, kalanı bıraktım.

Annem ilk önceleri hiç sesini çıkarmadı. Yemeğimi yine yarım bıraktığım bir öğün sonrasında, tabağımı itinayla kaldırdığını fark ettim. Akşam, sofrada bir baktım o tabak karşıma gelmez mi... Çok kızdım, surat astım ama şimdi düşünüyorum, anneme teşekkür ediyorum. Bana güzel bir alışkanlık kazandırdı. O gün bu gündür, ne kadar yiyeceksem, tabağımı o kadar dolduruyorum.

****

Geçenlerde bir hata yaptım. Aldığım bir somunu dalgınlıkla, babaannemden öğrendiğim usulle kumaş torbasına koymayı unutarak, tezgah üzerinde konaklattım, tüm bir gece... Sabah tabii ki tezgah kadar sert... Atacak mıyım, asla...

Bakın ne yaptım; süt kaynattım. Ekmeği sütle ıslattım. Büyük bir fırın tepsisinin içinde ufak parçalara ayırdım, dizdim. Üzerine de, Allah ne verdiyse, peynir, yeşil zeytin, domates koydum. Biraz da kekikle, hafif kırmızı biber, verdim fırına... Değme böreğe, pastaya taş çıkarır. Yapmayan pişman olur. Ben de daha ekmekle yapılan ne tarifler var. Bir bölümünü Kayahan Usta verdi sağolsun. Emeğe de, ekmeğe de saygılı ustaya selam olsun.

****

Artık anlıyorum, arkamdan ağlayan bıraktığım lokmalar değil, onları bulamayan çocuklarmış.


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap


Sarı Sayfalar


Sizinkiler
TEMA

Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır