|
 |
|

SOLİ ÖZEL
Yine zor karar
Uday ve Kusay Hüseyin'in öldürülmesiyle ABD'nin Irak'taki işgal yönetiminde yeni bir evreye girildi. Kısa bir süre sonra despot baba da yakalanacak ya da öldürülecektir. Bu ölümlerden sonra Irak'ta işgal yönetiminin işi daha kolay olacaktır. Irak'ta ABD'nin neredeyse her gün bir asker kaybettiği bir direniş var. Üstelik Amerikan askerlerinin ülkede geçirdiği sürenin uzamasından rahatsız oldukları, Kongre'de savaşın insanî ve parasal maliyeti konusunda giderek sertleşen bir sorgulamanın başladığı da malum. Dahası, her geçen gün Bush yönetiminin savaşa gidebilmek için yalan söylediği de anlaşılıyor.
AB'de çatlak yarattı
Bölgeye inceleme yapmaya giden resmi bir Amerikan komisyonunun raporunda, üç ay içinde koşullar değişmezse durumun vahim olacağını yazdığı biliniyor. Yine de çok sorun yaratacağı beklenen Şii bölgesi sakin. Iraklılar'dan oluşan ve içinde İran yanlısı Şii liderlerin bulunduğu bir hükümet konseyi kurulmuş durumda. Bu savaşın gereksizliği, meşruiyet ve yasa zemininin zayıflığı ya da yokluğu üzerine çok şey yazıldı, çizildi. Bunlara ekleyecek fazla bir söz yok. Bugünü tartışırken geriye dönüp savaşın haksızlığından dem vurmaktan, bunu yapanlara bela okumaktan da yarar yok.
Savaş gerçekleşti. Kısa sürmesi, berbat ve kanlı bir rejimin devrilmesi; Iraklılar, bölge ve dünya açısından hayırlı oldu. Savaşın yapılış şekli ise dünya düzeninin kurumlarını sarstı. AB için de vahim bir çatlak yarattı. Yeni düzenin ahlaki temelleri kurulmadan berhava edildi. Ortadoğu bölgesi Filistin-İsrail meselesine bağlı olarak olumlu ya da olumsuz bir dönüşün eşiğine geldi.
Bugün artık analizleri savaş sonrası bağlamında yapmak gerekiyor. Hiçbir ABD yönetimi, Bush'un savaşına ne ölçüde karşı olursa olsun, savaş yapılmamış gibi davranamaz. Hiçbir Amerikan yönetimi ABD'nin Irak'tan başarısızlığa uğrayarak ayrılmasına göz yumamaz. Böyle bir görüntüyü yaratacak adımları kolayca atamaz. İşgali uluslararası bir şemsiye altına sokmak bile belirli manevralar gerektirir. Bir bakıma benzer bir durum dünya açısından da geçerli. ABD'ye en keskin şekilde karşı çıkmış ülkeler bile ABD'nin Irak'tan başarısız bir şekilde ayrılmasını istemez. Bölge ülkeleri hiç istemez.
Yardıma yanaşmıyor
Uluslararası düzen açısından bu kabul edilemez bir kaosun başlangıcı sayılır. Ancak Irak Savaşı'nda ABD'nin takındığı üslup nedeniyle dünya ülkeleri Irak'a düzenin tek başına Bush yönetimince getirilmesini de istemez. Türkiye dahil tüm ülkelerin açmazı da burada. Bush yönetimini, o yönetimin kibirini ve sınır tanımaz küstahlığını artıracak bir destek vermeden ABD'nin başlattığı sürecin başarısına nasıl katkıda bulunulacak? İdeal çözüm Irak'ta kurulacak düzende ABD'nin dünya sisteminden yardım istemek zorunda kalması. En azından şimdilik Bush yönetimi buna yanaşmıyor. Peki Türkiye bu durumda ABD'nin asker gönderme talebine ne cevap vermeli? Bu konuda görüş serdeden ve asker gönderilmesinden yana olanların öne sürdüğü olası getiriler, ülkeyi yeniden germeye değecek kadar cazip görünmüyor. Teklif tabii etraflıca düşünülerek tartışılmalı ama Türkiye, BM şemsiyesi olmadan bu ikramdan tatmasa daha iyi olacaktır.
Ben, denizde bu konuları daha derinlemesine düşünmek üzere bir haftalığına izninizi rica ediyorum.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|