|
 |
|

AHMET HAKAN
Mazhar'ı yeniden yazmama nedenleri
Bir daha Mazhar Alanson üzerine tek satır bile yazmayacağım. "Mazhar'a" başlıklı açık mektubu yazdıktan sonra Mazhar Alanson'un dergilere ve gazetelere verdiği demeçleri dikkatle okudum. Gördüm ki ben epey iyi niyetli ve safmışım. Ama artık yazmamakta kararlıyım...
İşte bir daha Mazhar yazısı yazmama nedenlerim
1- Gazete ve dergilere verdiği röportajlarda bir yandan hiçbir şeyi takmama havası basarken, bir yandan da en küçük eleştiriler karşısında bile sinir katsayısının yükseldiğini gizleyememesi nedeniyle.
2-Mazhar-Fuat-Özkan'ın yıllarca küçük pürüzlere karşın dağılmadan bugünlere gelme nedeni olarak 'iyi yapılmış anlaşmalar'ı, yani parayı göstermesi... Yani o güzelim şarkıların motivasyon unsurunun para olduğunu ifşa etmesi nedeniyle.
3-"Yandım Yandım"ı Medine'de Hz. Peygamber için bestelediğini açıkladıktan sonra ortaya çıkan şaşkınlığı gidermek için "Ben öyle demedim. Bu şarkıyı Peygamber Efendimiz için bestelemedim. Medine'ye gitmiştim, orada hava sıcaktı, şarkıda onu anlatıyorum" demesi.. Yani zeka sahibi olmayanların kolay anlamayacakları türden espriler yaptığını ve ironik takıldığını zannetmesi nedeniyle.
4- Kendisine yönelik eleştirileri yanıtlarken, yaptığı güya en iyi hakaretle rakibini tuş etmeyi amaçlayan kasaba politikacısı gibi davranarak "İt ürür, kervan yürür" diyebilmesiYani işi bayağılaştırması nedeniyle...
5- Banka reklamında soyunmasını 'çok estetik' bulması nedeniyle...
6- Savaş Ay'ın, onunla beni aynı kefeye koyarak yeni bir değerlendirme yapmasına engel olmak amacıyla...
7- Yoğun iş temposu izin vermediği için kendisi hakkında çıkan yazıları okumak lütfunda bulunamadığı için.
8- Fuat ve Özkan'a haksızlık yapma endişesi taşımam nedeniyle.
Kitapçıda birden Tarkan
Türkülerin Ruhi Su tarzıyla gümbür gümbür söylenmesinden yana biri olarak Tarkan'ın "Uzun İnce Bir Yoldayım"ı seslendireceğini ilk duyduğumda doğal olarak burun kıvırdım. Ruhi Su nere, Tarkan nere!..
Zaten o türküyü Veysel Baba'dan başka kim hakkını vererek söyleyebilir ki? Öncelikle "haldayım" denecek ve bu dinleyende herhangi bir yadırgamaya yol açmayacak!
Kısacası Tarkan'ın bu işi kıvırma ihtimali benim gözümde sıfırdı ve ben alabildiğine ön yargılıydım.
Derken bir gün bir kitapçıda DVD'ler, kitaplar, dergiler arasında koşuştururken, bu modern kitapçıda duymaya alışık olmadığımız tarzda bir bağlama sesi yükseldi. Mükemmel bir giriş... Sonra "Uzun ince bir yoldayım"ın melodisi kendisini hissettirdi. Ve Tarkan'ın yorumu...
Mükemmel bir yorum değildi ama yine de tüylerim diken diken oldu. Belki de sürekli pop müziğe maruz kaldığımız bu mekanda bir Veysel Baba inceliğiyle karşılaşmamız bizi sarsmıştır. Yani ideolojik nedenler rol oynamıştır sarsılmamızda, kim bilir...
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|