kapat
27.07.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL

MEHMET BARLAS


Cola Turka, Poli Turka, Medya Turka ve Alafranga..

Ülker'cilerin piyasaya "Cola Turka" adıyla bir ürün sunmaları, gerçekten zekiceydi. Nitekim hedeflerine de ulaştılar.

Cola Turka'nın satış rakamları iyiymiş..

Biz bu "Turka"yı, İtalyanca'dan alınma "Alla" tamlaması ile tanıdık.

"Alla Turca", Türk usulünün karşılığı olarak kullanıldı Batı'da. Fransızca'da da, "A'la turque" denildi.

Mozart'ın bile bir "Alla Turca"sı oldu neticede. Madem onlar bizim hayat tarzımızı yansıtan her şeye "Alaturka" dediler. O zaman biz de, Batı'yı andıran her şeye "Alafranga" dedik..

Bu kamplaşma, tuvaletlere kadar girmedi mi?

Bilinen hikayedir.

Bir Alman aile, Boğaz'da eski bir Osmanlı yalısını kiralamış.. Ailenin küçük oğlu Hans, yalıda geçirdikleri ilk gecede, annesinin yanına gitmiş.

- Anne.. Çişim geldi demiş.

Anne Hans'ı alıp, konağın alaturka helasına götürmüş..

Hans, ortası delik mermeri görünce, "Anne bu ne" diye sormuş hayretle.

Kadın izah etmiş,

- Hans.. Bu alaturkadır!

Küçük Hans, kulağında Mozart'ın ezgileri, hayretle sormuş.

- Anne.. Bu madem alaturka.. O zaman neden çalmıyor?

Biz de, modernleşirken, tıpkı Hans gibi, olmayacak şeylere de "Alafranga" deyip, şaşırmadık mı?

"Alafranga", tuvalet biçiminden başlayıp, müziğe kadar uzanan bir yelpazeyi içine almadı mı?

Bu "Franga" da, Osmanlı'nın önce Fransızlar'a, sonra da bütün Avrupalılar'a "Frenk" demesinden kökenlenmiş bir tanımdır.

Onlar tuvalete "Alaturka" dedilerse, biz de ne varsa, hepsini alafranga, ya da "Frenk" olarak gördük sonunda.

Keçi sakalına "Frenk sakalı" dedik.

Çeşitli bitkiler, "Frenk" damgası yedi. Örneğin, Frenk üzümü, Frenk lahanası.. "Kaynanadili" diye bilinen bitkiye de "Frenk inciri" demedik mi?

Hala, kravat takıp, ceket altına giydiğimiz gömleğe, "Frenk gömleği" demiyor muyuz?

Neticede "Cola Turka"da, bütün bu olguların izi var.. Bu yüzden, çeşitli çağrışımları kıvılcımlandırarak, tüketiciler Cola Turka'yı, çok kolay özümsedi.

Bakarsınız bir süre sonra, Coca Cola veya Pepsi Cola, bizim pazar için "Cola Franga"yı üretmeye başlarlar.

Bizim tüketici de, Batı'dan gelen her şeye çok güvendiği için, Cola Turka'dan, Cola Franga'ya kayıverir..

Ne demiş atalarımız?

- Asılacaksan, İngiliz ipiyle asıl!

Galiba önemli olan, bir ürünün, tüketildiği ülke halkı tarafından benimsenmesi ve sonunda yerli malı gibi görülmesi.

"Politika" da, çok uzun olmayan bir sürede "siyaset"in yerine geçmedi mi mesela?

Ama politikayı da, yerlileştirdik.

"Politaka", bazı evrensel kurallarından arındırıldı. Ve sonunda, "Poli Turka" olmadı mı?

Demokratlığı az, cumhuriyetçiliği bol bir siyaset tarzı oldu "Poli Turka" sonunda.

Örneğin askeri darbelerle parlamento kapatılıp, anayasa lağvedilince, bunun gerekçesi olarak "Demokrasiyi kurtarmak" gösterildi.

Poli Turkacılar da, bunu doğal buldular.

Böyle dönemlerde susturulan muhalefetin sesini duyurmak yerine, basın, muhalefete muhaletef etmeyi doğru buldu. Böylece "Medya Turka" modeli ortaya çıktı.

Tabii ki "Cola Turka", böyle bir şey değil.

ŞAKA

Makyaj merakı!
Amerikan ordusu, öldürdükleri Uday ve Kusay'ı traş edip, yeniden fotoğrafçı önüne çıkarmışlar.

Amerika'nın bu makyaj merakı, Saddam'ı da berber önüne götürmese bari!

ZAVALLI ERKEKLER

Kadın ararken yorulup, ölüyorlar!
Günlük medyanın, neden fazlaca bikinili kadın fotoğrafı kullandığını veya televizyonda seksi kadınların ağırlıklı olduğu tele-vole benzeri programların neden çok ilgi çektiğini anlamak kolay..

Türkiye'de erkek nüfusu, kadın nüfusundan fazla.

Bakın şu İstanbul'a.

25-29 yaş arasındaki İstanbul nüfusunun 550 bini erkek, 516 bini kadın.

Yeni Şafak'tan İsmail Zelvi, İstanbul nüfus rakamlarını irdeleyen bir haber yapmış.

Buna göre anlaşılıyor ki, ancak 55 yaşından sonra, kadın nüfusu, erkeklerinkini geçiyor. 55-59 yaş arasında 139 bin kadın, 138 bin erkek varmış. 60-64 yaş grubunda ise, 118 bin kadın, 101 bin erkek bulunmakta İstanbul'da.

Bundan ne çıkarsama yapılabilir.

Erkekler nefes nefese kadın ararken, yorulup, ölüyorlar mı?

Veya bir türlü kavuşamadıkları kısmetlerini, gazete sayfalarında veya tele-vole programlarında görüp mü avunuyorlar?

Zavallı erkekler yani!

Mesajlarınız için: mbarlas@sabah.com.tr


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap


Sarı Sayfalar


Sizinkiler
TEMA

Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır