kapat
27.07.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL

HINCAL ULUÇ


Erol Evgin'in oğlu (!), dertli..

"Yahu Hıncal Ağbi" dedi, "Ne olacak bu benim halim?.." Vallahi hoşuma gitti.. İlk defa biri bana, Türkiye'nin, ya da Galatasaray'ın değil, kendisinin halini soruyor hiç değilse..

"Nedir Murat" dedim..

"Senin meslekdaşların.." dedi..

Röportaja geliyorlarmış.. Fotoğrafı çekip altına birşeyler yazıyorlarmış..

Hepsi ayni..

Erol Evgin'in oğlu aşağı, Erol Evgin'in oğlu yukarı..

"Ben bu kadar iş yapıyorum.. Yaptıklarımla ilgili soramaz, yazamazlar mı?.."

"Yahu Murat" dedim, "Yeni mi öğreniyorsun?.. Bizim memlekette işe giderken dersini çalışan gazeteci sayısı dört ya da beştir.. Yıllar yılı ayni sorulara yanıt vermekten ben bıktım usandım.. Yahu gazete dergi de mi okumazsınız?.. Daha dün falanca dergi, filanca gazetede bu sorulara yanıt vermedim mi?.. Niye ayni soru?.."

Hıncal Uluç gibi bilinen birine, yeni bir soru sormayı beceremeyenler Murat'a ne diyebilir ki..

Babası.. Keli..

Onu bile yazarken bir zeka eseri yok..

Mesela..

Evginler'de kellik kalıtımsal.. Yani genlerinde yazılı.. Yani yaş yirmi, saç yitti..

Baba Evgin'in bulduğu çözüm..

Dökülme başlarken peruk.. Böylece millet onu hep saçlı görüyor. Kel hali bilinmiyor. Peruğun da farkına varılmıyor, o zaman.

Oğul Evgin'in bulduğu çözüm, tam tersi..

Sıfır numara tıraş. Yani daha dökülme başlarken kafayı kazıtıyor.. Millet onu hep kabak kafalı biliyor, ama kel olduğunu bilmiyor.

İyi mi?.

"Hıncal Ağbi" dedi, "Plağım ellerinde.. İnsan hiç değilse onu dinler gelir ve şarkılarla ilgili birşeyler konuşur yazar.."

Doğru söze ne denir?..

Ben de diyemedim, sustum kaldım..

Ama aldım CD'yi, başladım dinlemeye..

İki şarkı hemen dikkatimi çekti..

Benim dikkatimi bildiğim melodiler çeker. Yeni bir şarkının dikkatimi çekmesi de altı ay sürer.. Eğer şarkı o zamana kadar gündemde kalmayı başarırsa..

Birincisi, bir Mozart bestesi.. Murat, Mozart'ı rock yapmış..

Ben biliyorum, klasik uzmanı olduğum için falan değil. Bu ülkede herkes bilir, herkes söyler de ondan..

"Daha dün annemizin kollarında yaşarken.."

Daha beş yaşında iken Mozart söylemeğe başladığımı 60 yaşında, Fazıl Say'ın bir konserinde öğrendim.. Vallahi çok şeker bir rock olmuş..

İkincisi..

"Pınarbaşı burma burma!.."

Bu geleneksel türküyü niye seçmiş Murat?.. Niye rock yapmış?..

Çünkü futbol maçlarında en çok söylenen tribün şarkılarından biri.. Murat'ın rock yorumu ile daha da bir tempo kazanmış..

Yani tribünler artık türkü değil, rock söyleyecekler..

Geri kalan tüm şarkıların sözleri de, müziği de Murat'ın..

İsim şarkısı, klip şarkısı, "İnan Bana.."

Murat yıllar önce ufak ufak meşhur olmaya başlarken aldığı ilk hayran mektubuna cevap vermiş.. Şarkı sözleri işte bu cevap..

Kimdi acaba bu hayran?.. O mektubu aldıktan, bu CD'yi dinledikten sonra ne yaptı?.. İşte bir merak.. İşte bir gazeteci konusu daha..

Şimdi tarih temmuz ortası.. Demek ben şarkıyı en evvel 2004 ocağında tanımaya başlarım..

N'olacak o zaman.. Merak etmeyin..

Yeğenim Zeynep çok hızlı bir rocker.. 21 yaşında.. Rock ve rockçılar hakkında üç gün üç gece konuşur bıraksak..

Arabaya koydum CD'yi.. Dönmeye başladı.. Benim metodlarımdan biri bu.. Çaktırmadan denerim yeni plakları.. Lafını bile açmadan.. Biz başka şey konuşurken müzik arkadan gelir.. Bakarım farkına varan çıkacak mı?..

Murat iki döndü dönmedi.. Bizim rocker kıpırdadı yerinden..

"Kim bu amca.. Çok hoş.."

Vallahi bana sorarsanız, yeni CD'si hakkında Murat'ın alacağı en güzel yorum bu..

Bir bisiklet öyküsü..
İlgi Yazan'a bu enfes minik hikaye için teşekkürlerimle..

Küçük kız annesiyle yürürken birden durdu. Yağmur damlacıklarıyla ıslanan gözlüğünü çıkartarak baktığı şey, babasıyla bisikletle giden komşu kızdı. Bisikletin arka tarafındaki minder üzerine oturan kız, düşmemek için babasına sıkı sıkıya sarılmış ve soğuktan pembeleşen yanaklarını onun sırtına dayamıştı. Adamın ara sıra yana dönerek söylediği sözler, küçük kızı kıkır kıkır güldürüyordu.

Kaldırımdaki kız, bisikletin arkasından bakarken annesi durumu farketti..

"Evdekiler yetmiyormuş gibi gözün hala bisikletlerde.." diye çıkıştı. "Ama eğer beğendiysen, baban ondan da alır."

Küçük kız, yumuşak bir sesle "Bisiklete değil kıza bakmıştım", dedi. "Babası o vaziyette bile kendisiyle sohbet ediyor da.. "

Annesi küçük kızı hiç duymamış gibiydi. Onun kürklerle çevrili şapkasını düzeltirken "Arkadaşların, bu havada bile okula yürüyerek geliyor" dedi, "Halbuki baban, işe giderken, zaman ayırıp seni mersedesiyle okula bırakıyor.."

Kızın gözü hala bisikletteydi. Kadın alaycı bir ifadeyle devam etti..

"İstersen baban da seni bisikletle getirsin.. Ne yakışır bize, öyle değil mi? "

Küçük kız, yağmura karışmış gözyaşlarını annesinden saklamaya çalışırken fısıldadı..

"Çok isterdim, anne.. O zaman ben de bu kız gibi, babama sımsıkı sarılabilirdim.. "

Pazar Neşesi
Bu pazar neşemiz, Pınar Walter'den.. İngiltere'de yaşıyor bize hoş şeyler gönderiyordu da, uzun zaman geçti. Unutulduk sanmıştık..

Üniversite son sınıf öğrencisi yazılı sınavından kalınca doğru hocasına gider..

-Siz sınıfta bırakarak hayata atılmamı önlüyor ve beni cezalandırıyorsunuz. İşin bu yanını hiç düşündünüz mü?..

-Tabii düşündüm. Hocanın görevi bilgiyi ölçmek, yeterli olmayanı sınıfta bırakmak değil mi?.

-İyi.. O zaman size bir teklifim var. Bir soru da ben size soracağım. Doğru cevabı verirseniz, ben kötü notumu kabul edip sınıfta kalacağım. Bilemezseniz, notumu düzeltecek ve sınıfı geçirteceksiniz.

Hocanın keyfi yerinde.. Teklifi kabul eder ve öğrenci sorar

-Yasal olup, mantıklı olmayan nedir? Mantıklı olup, yasal olmayan nedir? Ve de ne mantıklı ne de yasal olmayan nedir?

Hoca uzun uzun düşünür ama cevabı bulamaz. İddia gereği öğrencisine iyi not vererek sınıfı geçirir..

Ama aklı da soruda kalır.. Sonunda sınıfın en iyi öğrencisini çağırır, olayı anlatır ve sorunun yanıtını bilip bilmediğini sorar.

Öğrenci hemen cevap verir

"Siz 65 yaşındasınız ve 23 yaşında bir kadınla evlisiniz. Bu yasal ama mantıklı değil. Karınızın 25 yaşında bir sevgilisi var. Bu mantıklı ama yasal değil. Siz karınızın sevgilisini, zayıf alıp sınıfta kalması gerekirken iyi not verip mezun ediyorsunuz. Bu ise ne mantıklı, ne de yasal."

BİZİM DUVAR
Karaoğlan yüce divanda

Divanda uyumazsa iyi.

(Ünal Turgut)

Ne Güzeldİr
Yıkanmış, ütülenmiş, mis gibi kokan yatak takımlarının koynunda uyumak.

Bir gün Tatil
Donanma Kupası için Çeşme'ye gidince dükkanın bir gün kapalı kalması zarureti doğdu.

Salı günü kepenkler inik.


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap


Sarı Sayfalar


Sizinkiler
TEMA

Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır