kapat
25.07.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ÅžANS&OYUN
ACİL TEL

SAVAÅž AY


Kızılağaç üzerine tezler

Dün ilk bölümünü yayınladığım raporda kızılağacın ne olduğunu ve tartışma konusunun nereden kaynaklandığını anlatmaya çalıştım. Rapor oldukça uzun. Bir bölümünü daha sizinle paylaşalım. Ve bakalım kızılağaç hangi mevzuatların arasında boy veriyor

Düşman gözüyle bakmak
Büyük bir üreme ve yayılma enerjisine sahip olan kızılağaç mevcut fındık bahçeleri içinde hızla kendiliğinden de yetişmekte. Büyüdüğünde mülkiyet problemlerine sebep olacağı endişesiyle sahipleri fındık bakımı sırasında fidanların tamamını keserek yok etmekteler. Faydalanmak amacı ile kızılağaçların kesiminde orman idaresinden müsaade almak zarureti olması, uygulanan bürokrasinin çok zaman alması, ayrıca pazar satışı talebinde kesilecek ağaçların miktarına bakılmaksızın tapu idaresinden para karşılığı belge alınması mahalli orman idaresine yolluk ve ulaşım gideri olarak para yatırılması zaten geçim darlığı çeken halkı canından bezdirmiş. Halk kızılağaca düşman gözüyle bakmakta.

Mülkiyet hakkı
Emeği ile yetiştirdiği ağaçlardan çektiği eziyeti en kutsal haklarından biri olan mülkiyet hakkına tecavüz kabul etmekte. Ormancılık mevzuatına itimat etmemekte olup kızılağaç fidanlarını büyümeden yok etmekte. Bir anlamda kızılağaçlar yürürlükteki mevzuat nedeniyle tahrip edilmekte.

Halk kızılağaçın fındığın alternatifi olduğunu ve 600 m. rakımın üzerindeki yerlerde fındığa nazaran daha fazla gelir elde edeceğini düşünmekte. Ancak yukarıda belirtilen nedenlerle arazisinde bulundurmak istememekte.

Örnek seviye ne?
Orman kadastrosu tamamlanmış yerlerdeki kızılağacın önemini bilen ve arazisini erozyona karşı korumak isteyen, genellikle gelir seviyesi yüksek şahısların, verimsiz fındık bahçelerini keserek kızılağaçlıklar kurmaya başladıkları görülmekte. Ancak gelişmeler örnek olacak seviyeye ulaşmamış.

Tez-antitez
Buraya kadar anlattıklarım bölgede faaliyet gösteren iri kıyım kuruluşların başında gelen ÇAMSAN firması danışmanı ve Orman Yüksek Mühendisi Mustafa Akgün'ün hazırladığı raporun bir bölümü. Antitezi oluşturan görüşlerin başında ise TEMA Vakfı'nın endişeleri ve önerileri geliyor. Kısmetse yarın da bunları da paylaşacağız. Sizlerden de ricam bu kadar önemli bir konuda fikirlerinizi belirtmeniz. Elimden geldiğince onları da yayınlamaya çalışacağım.

Yarın TEMA'nın endişeleri

Bizim yaşamaya hakkımız yok mu?
Sevgili Savaş Ay; Ben ortopedik engelli bir vatandaşım. Elim, ayağım durumundan, bir engelli aracına sahibim. Bu araç olmazsa yaşam alanım yok denecek kadar daralacak.

Bir engellinin en çok ziyaret edeceği yer, doğal olarak sağlık kuruluşlarıdır. Ancak Başkent Ankara'daki hastaneler ne yazık ki engelli vatandaşların araçlarını koyabilecekleri park yerleri konusunda çok duyarsız.

Bazı hastanelerde ise park yerleri, sadece erken gelen sağlıklılara ait. Yer kalmamışsa hastaneye gelen engelliyi "yerimiz yok, dışarıda bulabileceğiniz bir yere aracınızı park edin" denilerek hastane bahçesine dahi almıyorlar.

Diğer bazı hastanelerde ise aracı ile gelen engelliye görevli tarafından hastaneye geliş sebebi soruluyor. Sonra da terbiye kuralları dışına çıkan görevliler tarafından tersleniyorlar.

Hastanedeki kişilerin bu kadar duyarsız olması, bizleri mağdur ediyor. Duyarsızlıklar ne yazık ki hastane içinde de sürdürülüyor. Engelliler, sağlıklı insanlarla aynı kefeye konuluyor.

Özetlediğim bu sorunlar ne yazık ki her an, her hastanede yaşanıyor. İlgililerden engelliler konusunda personelini eğitme ve uyarma dahil olmak üzere, acilen çözüm üretmelerini bekliyoruz.

Ahmet Eryaman


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap


Sarı Sayfalar


Sizinkiler
TEMA

Copyright © 2002, Bilgin Elektronik Yayıncılık ve İletişim A.Ş. - Tüm hakları saklıdır