|
 |
|

MEHMET TEZKAN
Laf ürete ürete bu hale geldik..
Yolda yürüyorsunuz.. Adamın biri çeviriyor.. Cep telefonunu ver diyor.. Yok diyorsunuz..
Çekip vuruyor..
Haberi izleyen, okuyan 'Ne hallere geldik' diyor..
Ne hallere geldik..
Şaşırmayın.. Biz bu hale bile bile geldik, göre göre geldik..
Sadece laf ürettik.. On yıl boyunca birbirimizin kuyusunu kazdık, itiştik, didiştik..
Hepsi bu..
500 büyük sanayi kuruluşunu ele alalım..
500 büyük kuruluşun sanayi üretimindeki payı yüzde 53.9, imalat sanayiindeki payı yüzde 62.7..
Yani Türkiye'nin fotoğrafını yansıtıyor.. 1990 yılında Türkiye'nin 500 büyük sanayi kuruluşunda 703 bin 323 kişi çalışıyordu..
2002 yılında bu sayı 504 bin 796 kişiye düştü.. Bu, işsizliğin göstergesi değil mi?
500 büyük sanayi kuruluşu 12 yılda istihdam yaratamamış, tersine gerilemiş..
Teknolojik gelişmeleri kabul ediyorum.. Ama 500 büyük sanayi kuruluşu istihdam yaratamazsa kim yaratacak?
1990 yılında kişi başına düşen milli gelir 2682 dolardı..
2002 yılında 2586 dolara düştü..
Türkiye yerinde saydı.. Bir yıl büyüdü, ertesi yıl tepetaklak gitti.. Bir yıl işler iyi gitti, ertesi yıl herkes cepten yedi..
Nüfus akılalmaz bir hızla büyüdü.. 12 yılda yaklaşık 12 milyon arttık.. Her yıl nüfusa bir milyon kişi eklendi..
Sonunda bir cep telefonu için adam vurulan ülke haline geldik..
Türkiye borcunu çevirebilir, bütçesini denkleştirebilir.. Faiz dışı fazla hedefini tutturdum diye sevinebilir.. Enflasyonu düşürdüm diye rahat bir nefes alabilir..
Ama istihdam yaratamazsa sorunu çözemez..
Şöyle bir çevrenize bakın.. İş arayan o kadar çok sayıda kaliteli insan var ki.. Eğitim almış, deneyimli onbinlerce genç sokaklarda dolaşıyor..
Bir süre önce.. Ali Kırca ile öğle yemeği için atv binasından çıktık, bir genç Kırca'nın yolunu kesti..
Utangaç bir sesle 'özgeçmişimi verebilir miyim' dedi; 'Belki bir imkan doğar.' Sonra hızla yanımızdan uzaklaşıp gitti..
Özgeçmişine baktık.. Basın-yayın mezunu.. Birkaç kuruluşta çalışmış.. Biraz deneyimi var..
Şimdi düşünün.. O genç özgeçmişini verebilmek için kaç saat orada bekledi? Belki günlerdir Ali Kırca'nın yolunu gözlüyordu..
Bilmiyoruz.. Kendisi de umutlu değildi ama herhalde son çare diye düşündü..
Veya başka çarem yok diye.. Onu öğle sıcağında bekleten, küçük bir umuttu..
Türkiye bu durumda..
Bu yüzden bir telefon için adam vurulması beni üzdü.. Ama şaşırtmadı.. Ne hallere geldik, dedirtmedi..
Büyük kentlerde yaşayanlar bilir.. Özellikle İstanbul'da.. Aracınız kırmızı ışıkta durunca başınıza kaç kişi üşüşüyor? Yol boyunca kaç kişi para istiyor?
Korkuyorsunuz değil mi; kapınızı kilitliyorsunuz..
Yıllardır sadece laf ürete ürete bu hale geldik..
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|