kapat
24.07.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ÅžANS&OYUN
ACİL TEL

EMRE AKÖZ


Turistleşen Türk aydını

Son dönemde çıkan iki deneme kitabı ('Budalalığın Keşfi' ve 'Kara Güneş') vesilesiyle aylık sanat edebiyat dergisi Gösteri, Hilmi Yavuz ile bir röportaj yaptı.

Derginin Yazı İşleri Müdürü Hami Çağdaş'ın sorularını cevaplayan Yavuz'un şu sözü başlığa çıkartılmış "Oryantalizm entelektüel gündemimizin bir numaralı meselesidir."

Hilmi Hoca son yıllarda bu konunun altını ısrarla çiziyor ve özetle şöyle diyor "Biz Batılı olacağız, Avrupalı olacağız derken bir başka şeye dönüştük. Kendi ülkemizde adeta birer entel turist olduk. Yani Batılı oryantalistler genel olarak Doğu'ya, özel olarak da Türkiye'ye nasıl bakıyorlarsa, bizim aydınlar da öyle bakıyor."

Onlar Rumeli Aydını
Şimdi duralım ve hatırlayalım Ben burada, Hilmi Yavuz'un 'kendi ülkelerinde birer oryantalist gibi dolaşıyorlar' dediği aydınlara 'Rumeli Aydınları' adını vermiştim.

Bunlar bizim bildik Cumhuriyet Aydınları aynı zamanda. Kökenlerine ve eğitimlerine baktığımızda ağırlıklı olarak Osmanlı'nın batıdaki kentlerinden (örneğin Selanik'ten) çıktıklarını... Çoğunluğunun görgü ve bilgilerini Fransa'dan artırdıklarını görüyoruz.

Lisan fetiÅŸistleri
Bu Rumeli Aydını için yabancı dil bilmek; Tanzimat'tan beri hem devlet, hem de toplum katında hayati bir nokta. Çünkü öykünmeye çalıştığı Batı'yı anlamak için onun dilini bilmek zorunda. Aksi halde ne ileri teknolojisini alabilir, ne de edebiyattan felsefeye yeni akımlardan haberi olabilir.

Ne var ki bizde, yabancı dil uzun süre neredeyse bir 'sosyal fetiş' haline getirilmiştir. Yabancı dil bilmek, 'başlı başına bir değer' olarak kabul edilmiştir. "Bir lisan bir insan, iki lisan iki insan" sözü boşuna ortaya atılmamıştır bu ülkede.

Sadrazamlığın ilk şartı
Madem bu konulara girdik, iki örnek vereyim size... Bakın Cemil Meriç bu sürecin başlangıcını nasıl anlatmış

"Ulema sahneden çekilince, yeni bir zümre çıktı ortaya; Avrupa'yı gören, Avrupa mekteplerinde tahsil yapan, Avrupa'yı sathi olarak bilen, sefaretlerle temas halinde olan, Tercüme Bürosu'nda yetişen insanlar çıktı sahneye Tanzimat ricali. Söz bu yeni yetişen entelijansiyanındı artık. Öyle bir vaziyet oldu ki, Tanzimat'tan sonra, yabancı dil bilmek, sadrazamlığa kadar getiriyordu insanı. Başka bir vasfa ihtiyaç yoktu. Batı kendi adamını getiriyordu sadarete. Bu yeni zümre halka neden iltifat etsin? Bütün nimetlerini Batı'ya borçluydu." (Sosyoloji Notları)

Peki 19'uncu yüzyılda durum böyleydi de 20'nci yüzyılın ikinci yarısında nasıldı? Bakın ideolojik olarak Cemil Meriç'e pek de yakın durmayan Cemal Süreya, 1966'da aynı meseleye edebiyat açısından eğildiğinde neler demiş

"Son yıllarda edebiyatımızda yeni bir aydın tipi doğdu. Genç yazarlar arasında da, okurlar arasında da sayısı gittikçe artan bu tip varlıklı bir ailenin çocuğudur. Öğrenimini özel okullarda, kolejlerde ya da yurtdışında yapmıştır. Camus'yü, Faulkner'ı, Kafka'yı, Alain-Robbe Grillet'yi kendi dilinden okumaktadır. Ama Türk edebiyatını izlememiştir. Bu edebiyatın gelişim duraklarını, değerlerini, sorunlarını pek bilmemektedir. Edebiyatın genel ve ortak sorunları üstüne oldukça yüklü fikirleri olduğu halde Türk edebiyatı karşısında yabancı kalmaktadır. Gelişim zincirini izlemediği, bu edebiyatı çocukluğundan beri yaşamından geçirmediği için algılayamamakta, her şeyi parça parça görmek ve Batı edebiyatıyla kıyaslama eğilimine girmektedir. Sanki Anadolu'nun edebiyatı karşısında değil de herhangi bir ülkenin edebiyatı karşısındadır." (Bu cümleleri aylık kültür dergisi Kılavuz'un Cemal Süreya Dosyası'nda okudum.)

Anadolu baş kaldırıyor
Görüyoruz ki 'Batıcı Aydın', 'halktan kopuk aydın' ya da benim Rumeli Aydını dediğim tip uzun yıllardır var... Peki onun 'oryantalist' zihniyetini, Hilmi Yavuz niçin entelektüel gündemin bir numaralı meselesi olarak ortaya atıyor?

Bunun Türkiye'nin sancılı Avrupa Birliği yolculuğu ve bu arada ABD ile gerilen ilişkiler gibi birden fazla kaynağı var. Ancak bunlar olayın 'dış' boyutu. Peki ya 'iç'te neler oluyor?

Rumeli Aydını etkisini devam ettirirken yeni bir tip daha belirdi. Ben bunlara Anadolu Aydını adını veriyorum. Onlar geleneklere ve dine yakınlar ama aynı zamanda Batı'daki fikir akımlarıyla da (örneğin postmodernizm) haşır neşirler.

Rumeli Aydını dışarıdan içeriye bakarken, Anadolu Aydını içeriden dışarıya bakmaya çalışıyor. Tabii burada yabancı dil yine önemli bir nokta. Rumeli Aydını esas olarak Fransızca biliyordu. Ama çoktandır İngilizce'ye yöneldi. Anadolu Aydını ise imam hatip Arapça'sından sonra İngilizce'ye geçiyor. Sonuçta tarafların okuduğu metinler üç aşağı beş yukarı örtüşüyor. Ancak yaptıkları yorumlar neredeyse taban tabana zıt!

Eskiyle yeninin savaşımı
Bugün gerilim 'oryantalist zihniyetli' aydınlar ile 'cahil' halk arasında değil... O eskidendi. Şimdi karşı taraf, yani Anadolu Aydını mevzi kazandı. Artık Rumeli Aydını'nı sorgulayan bir başka aydın tipi var. Entelektüel gündemi artık bu iki grup arasındaki çekişme belirliyor.

Sanırım Hilmi Yavuz'un dediği 'oryantalizm' meselesi de buradan çıkıyor. Yani aydının oryantalistleşmesi ve bunun bir sorun olması (Meriç ve Süreya'nın da belirttiği gibi) aslında eskilere dayanıyor. Bugün 'yeni' olan, o aydının fikri hegemonyasını yitirmeye başlaması. Çünkü artık birileri onlara itiraz ediyor; hem de anladığı lisandan konuşarak!

Esinlenmeler!
İş Bankası Yayınları'dan çok hoş bir kitap çıktı Kiraz Ayı. Bedri Rahmi Eyuboğlu'nun 1936-38 yıllarında kaleme aldığı yazıları Mürşit Balabanlılar derlemiş.

Kiraz Ayı'nı karıştırırken neye rast geldim biliyor musunuz?

7 Ekim 1938'de yayınlanan 'Kahve ve Tabut' başlıklı yazısında Eyuboğlu, 'ortasından tabut geçen' bir Beyazıt kahvesinden söz ediyor.

Haydaa... Yahu Şevket Rado da tam bunu yazmıştı. Rado'nun yazısının tarihini bilemiyorum. Demek ki... Ya biri diğerinden fena halde esinlendi. Ya da bir üçüncü yazar var; Eyuboglu ile Rado fikri ondan yürüttüler.


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
TEMA
Sarı Sayfalar


Sizinkiler



Copyright © 2002, Bilgin Elektronik Yayıncılık ve İletişim A.Ş. - Tüm hakları saklıdır