|
 |
|


İki günde üç yıldönümü
"Efendiler; tarih itiraz edilemez şekilde ispatlamıştır ki, büyük davalarda başarı için sarsılmaz kabiliyet ve kudrete sahip bir önderin varlığı şarttır.
Millet, memleket, siyaset ve ordu yönetimiyle hiçbir ilgi ve ilişkileri bulunmamış gelişigüzel kimselerden kurulu bir temsilciler heyetine (hükümet) böyle bir görev emanet edilebilir mi?"
Atatürk, Nutuk'ta Erzurum Kongresi'nde kendisini safdışı bırakma çabalarını böyle anlatıyor. Zira O'nun daha o günlerden amacının padişahlığa ve hilafete son vermek, yeni bir devlet kurmak olduğunu sezenler, önce Erzurum Kongresi üyeliğini, başaramayınca da Kongre Başkanlığı'nı önlemeye çalıştılar.
Atatürk bütün bu ayak oyunlarını aştı ve Erzurum Kongresi, tam bağımsız devlete giden kararlar aldı "Milli sınırlar içindeki vatan parçaları bir bütündür. Her türlü yabancı işgal ve müdahalesine karşı direnilecek. Manda ve himaye kabul edilemez."
Bütün bunları niye anlattık? Erzurum Kongresi'nin dün 84'üncü yıldönümüydü.
Lozan ve Hatay
"Baylar; bu antlaşma, Türk Ulusu'na karşı yüzyıllardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşması ile tamamlandığı sanılmış büyük bir suikastın önlenmesini bildiren belgedir. Konferansta yüzyıllık hesaplar görülüyordu. Bu kadar eski, bu kadar karışık ve pis hesapların içinden çıkmak, kolay değildi."
Atatürk yine Nutuk'ta Lozan Antlaşması'nı böyle yorumluyor.
Türk heyeti başkanı İsmet Paşa'nın konferansın açıldığı gün "Bütün medeni milletler gibi hürriyet ve istiklal istiyoruz" diye haykırdığı ve 8 ay süren pazarlıklardan sonra özgür ve bağımsız Türkiye'yi tüm dünyaya kabul ettiren antlaşma. Erzurum Kongresi'nde başlayan zorlu ama soylu yürüyüşü zaferle taçlandıran antlaşma.
Atatürk'ün "Türk tarihinde dönüm noktası" dediği Lozan Antlaşması'nın bugün 80'inci yıldönümünü kutluyoruz.
Tayfur Bey (Sökmen), Atatürk'e mektupla sordu "Sancak, Misak-ı Milli'ye dahil mi?"
Atatürk hiç vakit yitirmeden telgrafla cevap verdi "Türkler'in yaşadığı her yer Misak-ı Milli'ye dahildir."
Sancak, Hatay'ın o dönemdeki adı. Atatürk, "40 asırlık Türk yurdu düşman elinde esir kalamaz" diyerek Lozan Antlaşması'nda da Türkiye sınırları dışında kalan Hatay'ı kurtarma kararlılığından asla vazgeçmedi.
Hatay Cumhuriyeti'nin kuruluşuna tanık oldu ama o devletin Türkiye'ye katıldığını göremedi.
Hatay'ın anavatanla bütünleşmesinin 64'üncü yıldönümünü dün kutladık.
O defterler kapandı
Atatürk'ün daha büyük hedefleri de vardı. 30 Ağustos zaferinin ardından Fransız "Le Figaro" gazetesine verdiği demeçte şöyle diyordu "Arkada kalan ve sırf Türk olan her yeri isteriz. Bunları kurtarmaya azmettik ve kurtaracağız."
"Türk toprakları ile neyi kastettiği" sorusuna şu cevabı veriyordu "İstanbul ve Meriç'e kadar Trakya, Anadolu, Musul arazisi ve Irak'ın nısfı (yarısı)."
O demeçten 11 yıl sonra Amerikalı General McArthur'la Ankara'da yaptığı görüşmede kararlılığını tekrarlıyordu "Allah nasip eder, ömrüm vefa ederse, Musul, Kerkük ve Adalar'ı geri alacağım."
Bir o hedeflere bakın, bir de bugün geldiğimiz noktaya. Musul ve Kerkük'ten çoktan vazgeçtik, kendi toprak bütünlüğümüzü korumanın derdine düştük...
Mesajlarınız için:
esafak@sabah.com.tr
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|