|
 |
|

AHMET HAKAN
Çiçek gibi
İddia şu "AKP, aslında samimi olarak Avrupa Birliği'ni istemiyor. Amacı AB bahanesiyle Türk Silahlı Kuvvetleri'nin etki alanını daraltmak"...
Bu tür iddiaları dile getirenler işi daha da ileri boyutlara taşıyorlar. Diyorlar ki "AKP'nin amacı sadece Türk Silahlı Kuvvetleri'ni yıpratmak da değil. Aynı zamanda Türkiye'ye istedikleri düzeni getirmek için, yine AB'yi gerekçe göstererek öyle düzenlemeler yapıyorlar ki, bu iş sonunda, 'Anayasa'nın değiştirilmesi teklif dahi edilemez' maddelerine kadar gelecek..."
Evet.. AKP iktidarının hazırladığı uyum paketlerinden yola çıkarak bu değerlendirmeleri yapanlar var...
Geçen akşam uyum paketlerini hazırlayan Adalet Bakanı Cemil Çiçek, NTV'de katıldığı bir programda, bu kuşkularla ilgili sorulara yanıt verdi...
Karşısında CHP'li Onur Öymen, gazeteci Mehmet Ali Kışlalı ve sivil toplum örgütlerini temsilen Can Paker vardı...
Kuşkuları daha çok Mehmet Ali Kışlalı dile getirdi...
Cemil Çiçek'in konulara yaklaşımını gördüğümde, kuşkuları yenmenin üsluptan ve uzlaşmacı yaklaşımdan geçtiğini bir kez daha anladım.
Çünkü Cemil Çiçek, kendisine yöneltilen hiçbir eleştiriyi, kategorik olarak reddetmiyordu. Kendisine 'saçma' gelse de, 'abartılı' bulsa da, hatta partisine haksızlık yapıldığına inansa da, gelen tüm eleştirilere makul yanıtlar vermeye çalışıyordu...
Endişeleri, kaygıları, soru işaretlerini gidermeye çalışıyordu.. Bunu yaparken de açık, şeffaf bir yöntem izliyor, ilkelere vurgu yapıyordu...
Konuşmasının bir yerinde Cemil Çiçek, öyle bir açıklama yaptı ki, bence AKP'nin, toplumda oluşan kaygıları ve endişeleri yenme konusunda 'parti stratejisi' haline getirmesi gereken ilkelerdi bunlar...
Çiçek şunu söyledi "Anayasa'nın değiştirilmesi teklif dahi edilemez ilkelerini, 'değiştirilemez' olduğu için, o ilkelere ve değerlere inandığımız, o ilkelerin bu toplumun temel değerleri kabul ettiğimiz için dokunmayız. Bunun hepimiz için ortak çerçeve olduğuna inanıyoruz. Bu alanı tartışma dışına çıkaralım. Farklılıklarımız bu alanın dışında kalan konular üzerinde olsun. Tartışmalarımızı böyle yapalım."
Bence meselenin özü burada...
AKP, hiçbir komplekse kapılmadan, özellikle de laiklik ve demokrasiye, anayasal zorunluluk gereği değil, inandığı için sahip çıktığını kanıtlamalıdır... Bunun yolu da tıpkı Çiçek'in yaptığı gibi açıkça ifade etmekten geçiyor...
AKP'li çekilir miydi?
Cumhurbaşkanı'nın Anayasa Mahkemesi üyeliğine atadığı CHP delegesi Özdemir Özok, görevi kabul etmedi... Ne güzel, ne erdemli bir davranış!
Hıncal Uluç diyor ki "Bir AKP'li olsa böyle yapmazdı, kılı kıpırdamazdı."
Ben böyle kategorik yaklaşımlara oldum olası ısınamadım. Tamam, AKP'liler son zamanlarda 'istifa' müessesesini çalıştırmakta çekingen duruyorlar ama şunu kabul edelim ki, kişiliklerimizi mensubu olduğumuz partiler belirlemiyor. Bu tür genellemeler yaparken dikkat etmeliyiz, çünkü yarın "istifa eden bir AKP'li"yle ya da "koltuğuna yapışmış bir CHP'li"yle karşılaşmamanın garantisi yok. Yani esas olan parti değil kişiliktir!
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|