|
 |
|

MEHMET BARLAS
Saddam'ın basiretini oğulları mı bağlamıştı?
İnsanın basireti ne zaman bağlanır acaba?
Veya hep kullanılan bir söylem vardır ya.
- Basiretli tüccar gibi davranmak!
Irak'taki Amerikan kuvvetleri tarafından iki oğlu öldürülen Saddam Hüseyin'in basireti, acaba ne zaman bağlanmıştı?
1990'da Saddam Kuveyt'i işgal edince, o zamanki Sovyet yönetimi, Yevgeny Primakov'u, arabulucu olarak Bağdat'a gönderiyor.
Saddam'a, Amerika ve Birleşmiş Milletler, hemen Kuveyt'ten çekilmesi için muhtıra vermiştir. Çekilmezse, askeri harekat başlayacaktır.
Primakov, Bağdat'ta Saddam'la konuşmaya başlıyor.
Primakov, Kuveyt'ten çekilmediği takdirde, olup bitecekleri anlatıyor Saddam'a..
Saddam'ın cevabı şu oluyor
- Eğer benim önümde diz çöküp teslim olmak veya savaşmak gibi sadece iki seçenek kalmışsa, ben ikincisini seçiyorum!
KonuÅŸma devam ediyor.
Saddam şöyle diyor
- İran'la yaptığım sekiz yıllık savaşta elde edilen başarıların tümünden vazgeçip, savaş öncesi duruma geri döndüğümü hatırlarsınız.. Eğer askeri, Kuveyt'ten kayıtsız şartsız geri çekersem, Irak halkı beni asla affetmeyecek ve "denize çıkış meselesi ne oldu" diyecektir.
Primakov üsteliyor
- İran'la yaptığınız kanlı savaşın kazanımlarından kayıtsız şartsız vazgeçmeyi kabul eden Irak halkı, Kuveyt'ten çekilme kararınızı da kabul edecektir.
"Kapalı Kutu Rusya" kitabında anılarını yazan Primakov'un, Saddam hakkındaki yargısı şöyle
- Saddam yeni durumları, eski sonuçlara göre değerlendiriyordu!
Evet.. Galiba basiret bağlanmasının gerçekleştiği zaman; genellikle yeni durumları, eski şartlara (veya sonuçlara) göre değerlendirmenin başlamasıdır.
Sovyet-Amerikan kamplaşmasının bulunduğu bir dünyada (1980'li yıllar), Saddam İran'la savaşırken, günün şartlarını hesaba alabilmişti.
Sovyetler de, Amerika da, İran'a karşıydılar.
"Humeyni İdeolojisi", Sovyetler'i Asya'da, Amerika'yı da Ortadoğu'da rahatsız ediyordu.
Ama 1990'lı yıllarda Saddam Kuveyt'i işgal ettiği sırada, dünya konjonktüründeki tablo değişmişti.
Berlin Duvarı yıkılmış, Sovyetler çöküş sürecine girmiş ve Amerika ile farklı bir yakınlaşma başlamıştı.
Bu tablo içinde Saddam, Kuveyt'ten sonra Suudi Arabistan'a gözünü diken, açgözlü bir tehdit, bir petrol oburu despot konumuna girmişti.
İran'a karşı Irak'ı destekleyen Arap dünyası için de, Saddam artık bir "Tehdit" görünümündeydi.
1990'dan başlayan yanlış algılamalar, Saddam'ı bugünkü konumuna getirdi.
Şimdi Irak işgal altında.
Uday ve Kusay öldürüldü.
Sırada Saddam'ın kendisi de var.
Her şey apaçık ortadayken, nasıl oluyor da, Saddamlar'ın basireti bağlanıyor?
Geçmişte, bu basiret bağlanma olaylarını, diğer despotlarda da görmedik mi?
Hitler'de, Mussolini'de, Çavuşesku'da, Suharto'da ve diğerlerinde.
Basiret bağlanmasına karşı en etkili ilaç, demokrasidir, özgürlüklerdir.
Kuzu gibi her şeyi onaylayan "Halk", totaliter ve otoriter rejimlerde uyuşturulmaktadır. Doğru söyleyenler susturulmakta, öldürülmektedir.
Saddam iktidarında, sadece Uday ve Kusaylar konuşurdu.
Åžimdi onlar susturuldular.
Sadece silahlar konuÅŸuyor Irak'ta..
EN BÜYÜKLER
Gümrük Birliği, "Kalite"yi getirdi!
İstanbul Sanayi Odası'nın "En Büyükler" sıralamasında, özel sektörün en büyüğü 1 katrilyon 558 trilyonluk satışla "Arçelik".. Arçelik'i, 1 katrilyon 437 trilyonluk satışla "Vestel" izliyor. 3'üncü sırada ise, 1 katrilyon 410 trilyon lira ile "TOFAŞ" var.
Bu üç büyüğün de satışlarının yapısını incelediğiniz zaman, ihracatın payının büyüklüğü, hemen dikkatinizi çekecektir.
Özellikle Batı Avrupa pazarlarında, artık "Made in Turkey" yazısı, "Kalite"yi ifade eder hale gelmiştir çünkü.
Bunun ana itici yüzü de, 1995'ten beri içine girilen "Gümrük Birliği"dir.
Gümrük Birliği'ne karşı o dönemde her türlü engellemeyi yapan yerli sanayiciler, rekabet sayesinde kendilerini yenilemişler, kaliteye ulaşmışlar, teknolojilerini ileri düzeye taşımışlardır.
AB üyeliğinin ön adımı olan Gümrük Birliği, Türk sanayiine çağ atlattı.
AB üyeliği ile "vatandaşlık" kavramı da çağ atlayacaktır.
ÅžAKA
Neler satıldı?
Giden ABD Büyükelçisi Pearson'un Türkiye'deyken kullandığı mallar, kapalı zarf usulü ile satılmış.
İkinci el eşyacılar, yemek ve oturma takımına ilgi göstermişler.
Acaba "Tezkere Krizi"nde, Pearson'un başına gelenler de satışa sunuldu mu?
Mesajlarınız için:
mbarlas@sabah.com.tr
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|